28 Aralık 2009 Pazartesi

Zayıflama Metodu

Adam arkadaşına anlatır. Karım zayıflamaya karar verdi. Arkadaşı sorar peki bunun için ne yapıyor? On gündür, her sabah üç saat ata biniyor. Arkadaşı tekrar sorar şu anda durum nasıl? Adam, hüzünle başını eğerek cevap verir. At, beş kilo zayıfladı.

26 Aralık 2009 Cumartesi

Saatler

Dursun saatlerin geri alınacağını duyunca evdeki tüm saatleri toplayıp saatçi Temel'e gitmiş ve ula Temel, bütün saatler geri alınacakmış, biz de evdeki saatleri senden satın aldığımız için sana getirdik. Bunları geri alacaksın, demiş. Temel gayet kendinden emin bir tavırla; öyle yağma yok. Ben de duydum ancak, sadece 1 saat geri alınacakmış. Bir tanesini alırım gerisini almam demiş.

18 Aralık 2009 Cuma

Batan Geminin Yolcuları

İçinde Amerikalı, İngiliz ve Türklerin bulunduğu bir gemi batmak üzeredir. Gemi kaptanı yolcuların bulunduğu kamaraya gelir ve yolculara seslenir Geminin su aldığını ve batmak üzer olduğunu anlatır. Başlarının çaresine bakmalarını söyler. Ardından kaptan köşküne geçer. 5 dakika sonra geri döner ve bakar ki yolcuların hiç birinin umurunda değildir. Yolcular eğlenmekte yiyip içmektedir. Bu kez daha gür bir ses tonuyla yolculara seslenir. Geminin su almakta olduğunu ve batmak üzere olduğunu söyler. Sonra kaptan köşküne geri döner. Kaptan bir süre sonra yolcuların gemiden atlayıp atlamadığını kontrol eder. Bakar ki yolcuların yine hiçbir şey umurunda değildir. Gemide eğlenmeye devam etmektedirler. Kaptan yardımcısı ben bu işi hallederim der. Kaptan, yardımcısına sorar nasıl halledeceksin? Yardımcı sen orasını bana bırak der. 5 dakika sonra gemi kaptanı içeriye girdiğinde bir de ne görsün gemide hiçbir yolcu kalmamıştır. Şaşırır ve yardımcısına sorar nasıl hallettin? Yardımcısı çok kolay hallettim der. İngilizlere asil bir millet olduklarını söyledim. Asil bir milletin batık gemide ne iş var dedim, hepsi denize atladı. Amerikalılara tuzlu suyun sağlığa yararlı olduğunu söyledim hepsi denize atladı. Bu kez kaptan, yardımcısına döner ve sorar peki Türklere ne dedin? Onlar kesinlikle gemiyi terk etmezdi der. Yardımcısı çok basit diye cevap verir. Türklere denize girmek yasaktır dedim.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Birlikte Arayalım

İki adam Akmerkez'de karılarını kaybetmiş hararetle arıyorlarmış. Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Ne oluyor birader demeye kalmamış birisi: Kardeş kusura bakma karımı kaybettim de onu arıyorum demiş. Diğeri sende kusura bakma ama bende karımı arıyorum demiş. Adamlardan birinin aklına bir fikir gelmiş ve demiş ki: Arkadaşım madem ikimizde karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tipini birbirimize tarif edelim ve ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım. Eğer rastlarsak saat 12'de Mac Donalds'ın önüne gitmesini söyleriz demiş. Diğeri tamam demiş ve başlamış karısını tarif etmeye: Benim karım sarışın, mavi gözlü, 21 yaşında, 1.75 boyunda, 60 kg, topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etekli tek parça elbise giyiyor demiş. Ve diğer adama senin karın nasıl biri? diye sormuş. Diğer adam, boşver benimkini seninkini arayalım...

7 Aralık 2009 Pazartesi

Yamyamlar

Bir bilgisayar firmasında 5 tane yamyam, programcı olarak görevlendirilirler. Müdürleri onlara hitaben, şimdi burada çalışabilirsiniz. Burada iyi para kazanabilirsiniz. Ama yemek yemek için firmanın kafeteryasına gideceksiniz ve diğer çalışanları rahat bırakacaksınız der. Yamyamlar hiç bir çalışanı rahatsız etmeyeceklerine söz verirler. 4 hafta sonra müdürleri gelir. Çok iyi çalışıyorsunuz. Yalnız firmadaki çaycı kız kayıp. Ona ne olduğunu biliyor musunuz? diye sorar. Yamyamların hepsi hayır derler ve bu işle hiç bir ilgilerinin olmadığını söylerler. Müdür gidince yamyamların şefi yamyamlara döner. Aranızdan hangi maymun çaycı kızı yedi? diye sorar. En arkadaki yamyam alçak bir sesle cevap verir, ben yedim. Bunun üzerine şef şöyle cevap verir. Ulan aptal, biz 4 haftadır grup müdürleri, bölüm müdürleri, proje yöneticilerini yiyip duruyoruz ki kimse farkına varmasın diye, senin durup dururken çaycı kızı yemen şart mıydı?

25 Kasım 2009 Çarşamba

Anten

Çok seksi ve çekici bir kadın elinde içki kadehi ile bar duvarına dayanmış etrafı gözlerken yine elinde içki kadehi olan bir adam kadına yaklaşmış ve elini kadının bluzunun içine sokup göğsünün birinin ucunu kıvırmaya başlamış. Kadın son derece soğuk bir ifade ile adama, ne yapıyorsun? demiş. Adam, BBC'yi arıyorum diye yanıtlamış. Bunun üzerine kadın çok ağır hareketlerle adamın pantolonunun içine elini sokup adamın şeyini tutarak, sen bu antenle BBC'yi zor bulursun demiş.

23 Kasım 2009 Pazartesi

Benzin Deposu

Temel, bir gün yolda arabayla giderken çok fena şekilde tuvaleti gelmiş, ne yapsam diye düşünürken arabanın benzin deposuna tuvaletini yapmaya başlamış. Bunu yoldan geçen köylünün biri görmüş ve hemen Temel’in yanına gitmiş. Yahu kardeşim senin bu yaptığın normal mi demiş? Temel’de gülümseyerek, hayır kurşunsuz demiş.

20 Kasım 2009 Cuma

Çiftçi

İki tane çiftçi, biri Adanalı, diğeri Kayserili, sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle övünmektedirler. Adanalı anlatmaya başlamış, bizim orda sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyor biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoruz, demiş. Kayserili de demiş ki, bizim de vardı öyle bir arabamız ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık.

18 Kasım 2009 Çarşamba

Beyin

Yolda giderken iki arkadaş karşılaşır. Arkadaşlardan biri diğerini zayıflamış görür ne oldu sana böyle çok zayıflamışsın. Arkadaşı cevap verir beyin ameliyatı oldum tam tamına 20 kilo verdim der. Arkadaşı bunun üzerine yok yaa sen de o kadar beyin var mıydı?

15 Kasım 2009 Pazar

Yirmilik

Adamın biri arabasıyla şehirler arası yolda seyahat ederken trafik polisi durdurur. "İyi Günler beyefendi, ehliyet ruhsat lütfen", der. Adam, buyurun memur bey der ve ehliyet ile ruhsatı uzatır. Trafik polisi bakar ve bu kez sorar yangın söndürücünüz var mı? Adam, var der, gösterir. Polis, ilkyardım çantası? Adam, var der, yine gösterir. Polis, zincir diye sorar, adam gösterir. Takoz var mı diye sorar, adam gösterir. Çekme halatı var. Reflektör var. Stepne var. Trafik sigortası var. Polisin sorduğu tüm malzemeler ve evraklar adamın arabasında mevcuttur. Polis dayanamaz. Mezdekenin kaseti der var mı lan? der. Adam güler o da var der, kaseti gösterir. Polis, tak o zaman teybe der. Adam kasedi teybe takar, polis oynamaya başlar. Adam gülerek, Memur bey, ne yapıyorsunuz der. Polis adama döner, eşşek değilsin, bi yirmilik takarsın artık.

12 Kasım 2009 Perşembe

Vites Kolu

Bir gün Temel kamyon alır. Fakat ehliyeti yoktur. Kendine bir şöför alıp yola çıkarlar. Bir kaç saat sonra kamyondan garip sesler gelir. Şoför Temel'e kamyonun vitesi kolu kırıldı der. Temel sinirlenerek tabi ki kırılır, yola çıktığımızdan beri oynayıp duruyorsun.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Düello

Adamın biri işten eve erken gelmiş ve bir bakmış ki, karısı başka bir adamla yatakta. Hemen tabancasını almış ve öteki adama, madem karımı istiyorsun onu benden erkek gibi al. Seni düelloya davet ediyorum demiş. Öteki adam ister istemez bunu kabul etmiş. İkisi birlikte yandaki odaya girmişler kapıyı kapatmışlar. Sonra kadının kocası öteki adama fısıldamış, aslında kimsenin canının yanmasına gerek yok, ikimizde havaya ateş edelim sonra ölmüş gibi yere yatalım, karım ilk önce hangimizin yanına koşarsa en çok sevdiği odur. Böylece ikisi havaya bir el ateş edip hemen kendilerini yere atmışlar. Kadın silah sesini duyar duymaz koşarak içeri girmiş. Yere yatan iki adama bakmış ve bağırmış. Hayatım çıkabilirsin, ikisi de öldü.

8 Kasım 2009 Pazar

Perhiz Listesi

Doktor hastasını muayene ettikten sonra saptadığı perhiz programını yazıyormuş. Sabahları bir dilim ekmekle yüz gram beyaz peynir, öğleyin biraz salata ve haşlama et, akşamları bir dilim ekmek, yağsız süt ve bol meyve yiyeceksiniz. Hasta doktora sorar, peki doktor bey, bu yazdıklarınızı yemekten sonramı yiyeceğim yoksa yemekten önce mi?

6 Kasım 2009 Cuma

VAK VAK

Çin’de görevli Amerikalı bir subay bir gün Pekin’de bir lokantaya gider. Garsonun getirdiği Çince mönüye garip garip bakar. Gelen mönüden bir şey anlamasa da bozuntuya vermez. Parmağını Çince bir yazının üzerine basarak garsona gösterip, ne geleceğini merakla beklemeye başlar. Bir müddet sonra garson bir tabak meyve getirir. Amerikalı subay garsona meyveyi kenara koymasını işaret ederek parmağıyla listedeki başka bir yeri gösterir. Garson bu kez, bir dilim pasta getirir. Subayın karnı çok açtır. Parmak yöntemiyle güzel bir yemek seçemeyeceğini de anlar. Çevresindeki masalara bakar. Karşı masada bir Çinlinin et yemeği yediğini görür. Subay, karşı masadaki adamın yediği yemeği gösterip, garsona o yemekten getirmesini işaret eder. Garson yemeği getirir. Subay büyük bir iştahla eti yemeye başlar. Birkaç lokma sonra, şimdiye dek bu tatta bir et yemeği yemediğini fark eder. Daha önceden Pekin ördeklerinin ününü duymuştu. Bu acaba onun eti miydi? Garsonu çağırıp, eti gösterir ve kollarını kanat gibi yaparak, “Vak, vak!” der. Çinli garson soruyu anlar. Hayır anlamında başını salladıktan sonra, doğru yanıtı verir. “Hav, hav!”

2 Kasım 2009 Pazartesi

Yabancı

Temel ile Dursun Galatasaray’ın Arsenal ile oynadığı UEFA Kupası final maçını seyrediyorlarmış. Galatasaray’ın her akınında Temel ayağa kalkıp Galatasaray’ı alkışlıyormuş. Galatasaray gol attığı zaman sevinçten havaya fırlıyormuş. Galatasaray’ın bu başarısını küçümseyen Dursun bu ne biçim Türk takımı oyunculardan 5-6 tanesi yabancı demiş, buna karşılık Temel bunda ne var der. Görmüyor musun Arsenaldeki futbolcuların hepsi yabancı.

31 Ekim 2009 Cumartesi

Soldan Trafik

Temel İngiltere'ye gidecekmiş. Arkadaşı Cemal İngiltere'de trafiğin soldan olduğunu ve bunu unutmasının Temel için oldukça tehlikeli olacağını söyleyip, arabayı dikkatli sürmesini öğütlemiş. Temel, Cemal'e teşekkür eder. Merak etme geçen gün Rize'den Samsun'a soldan gittiydim, bunun ne kadar tehlikeli olduğunu ben iyi bilirim.

Gidiş- Dönüş Bileti

Temel İstanbul'dan Trabzon'a otobüsle gelmiştir. Otobüsten indikten sonra kahkahalarla gülmeye başlar. Temel'i gören yakınları neye güldüğünü sorarlar. Temel otobüs firmasını kazıkladım der. Köylüler nasıl kazıkladın diye sorarlar. Temel İstanbul'dan gidiş- dönüş bileti aldım. Şu anda geldim, fakat dönmeyeceğim.

30 Ekim 2009 Cuma

Tuvalet

Temel otobüs ile şehirler arası yolculuk yapmaktadır. Mola saatinde tuvalete girer. Tuvalet girişinde küçük 25 kuruş, büyük 50 kuruş yazmaktadır. Temel tuvaletten çıktıktan sonra cebinden 75 kuruş çıkarıp vermiş. Karışık demiş.

Tezek ve Gübre

Temel Cemal'e sormuş, tezek nedir? Cemal cevaplamış, kurutulmuş poktur. Peki gübre nedir? Cemal yine cevaplamış, işlenmiş poktur. Bunun üzerine Temel Cemal'e dönmüş, ula sen de her poku bileyusun.

29 Ekim 2009 Perşembe

Çukur

Trabzon'un ilçelerinden birisinde boş bir arazide büyük bir çukur varmış. Bu çukura düşen çok kişi ya ölüyor ya da yaralanıyormuş. Bunun duruma Dursun, Cemal ve Temel beyin fırtınası yaparak çözüm bulmaya çalışıyorlarmış. Cemal en iyisi bir ambulans kiralayalım, çukura yakın bir yerde beklesin, çukura düşen olursa hemen hastaneye götürsün diyerek görüşünü söyler. Dursun bu çözüm değil der. Aksilik çıkar ambulans arıza yapar, hasta da çukurda kalır der. En iyisi çukurun yanına hastane yapalım diyerek kendi görüşünü belirtir. Dursun ile Cemal'i dinleyen Temel hiç kafanız çalışmıyor. Ambulans ve hastane pahalı bir iş der. En iyisi bu çukuru kapatalım, hastanenin yanına bir çukur açalım.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Bizimki

Dul bir adamla, dul bir kadın evlenirler. Bunların önceki evliliklerinden birer çocukları vardır. Evlendikten sonra bir tane çocukları olur. Çocuklar bir gün bahçede oynarken kavgaya tutuşurlar. Evin penceresinden çocukların kavga ettiğini gören hanım eşine bağırır. Bey çabuk gel, çocuklar kavga ediyor. Adam karısına seslenmiş, kim ile kim kavga ediyor? Kadın cevaplamış. Seninki ile benimki bir olmuş, bizimkini dövüyorlar.

İşe Son Vermek

Adam karısına seslenir, karıcığım çok para harcıyoruz biraz tasarruf yapmamız lazım der. Yemek yapmayı öğrende aşcının işine son verelim. Bunun üzerine kadın hemen cevabı yapıştırır. Sende sevişmeyi bir öğrende şoförün işine son verelim istersen.

26 Ekim 2009 Pazartesi

Karım Beni Aldatıyor

Üç karadenizli bir akşam meyhanede acayip dertli bir şekilde kafa çekiyorlar. Kafalar kıyaklaşınca İdris başlıyor anlatmaya, karım nasıl beni aldatır? Hem de bir yazarla diye söylenmeye. Diğerleri nereden anladın bir yazarla aldattığını diye sorunca, nereden olacak bir akşam eve geldiğimde yatağın altında bir roman buldum der. Biraz sonra Dursun bir of çeker ve o da başlar derdini anlatmaya. Benim karı da beni bir aşcı ile aldatıyor. Diğerleri nasıl anladın seni aldattığını diye sorduklarında, Dursun geçen gün gündüz vakti eve geldiğimde bizim yatağın altında bir kepçe buldum der. Bunları dinleyen bizim Temel öyle bir of çeker ki masayı titretir. Hayrola der diğerleri. Temel, sormayın arkadaşlar sizi dinleyince benim derdim on kat daha arttı der. Diğerleri buna bir anlam veremez nasıl yani diye sorarlar. Temel, uzun zamandır bizim karıdan şüpheleniyordum. Geçen gün gündüz vakti eve bir baskın yapayım dedim. Bi baktım yatağın altında bir jokey var. Demek ki bu kari beni bir at ile aldatayi.

25 Ekim 2009 Pazar

Parmak

Temel’in torna atölyesinde bir iş kazası olmuş ve tornada işci olarak çalışan Dursun’un bir parmağı kopmuş. Temel ve diğer çalışanlar hemen ilk yardım yaparak kopan parmağı bir buz torbası içinde hastaneye yetiştirmişler. Koşarak cerraha parmağı vermişler. Parmağı alan cerrah, güzel, parmağa birşey olmamış. Peki hasta nerde diye sormuş ? Temel ne hastası demiş ? Onu da mı getirmemiz gerekiyordu?

Taksi

Taksinin yokuş aşağı inerken frenleri patlamış, taksi müthiş bir hızla aşağıya doğru ilerlemeye başlamış. Taksideki Kayserili yolcu şoföre seslenmiş, durdur şu arabayı. Şoför durduramıyorum demiş. Kayserili yolcu arabayı durduramıyorsan hiç olmayanda taksimetreyi durdur.

24 Ekim 2009 Cumartesi

Aziz Peder

iki adam ölür ve cennetin kapısına gelirler. Cennetin kapısında Aziz Peder beklemektedir. Aziz Peder ilk adama sorar: Hayattayken ne iş yapardın? Ben rahiptim, ömrümü Tanrı'ya verdim, karıma sadıktım, her gün dua ettim, insanlara yardım ettim, çocukları sevdim, der. Çok iyi, der Aziz Peter, al sana cennetin gümüş anahtarı.
Ikinci adama sorar: Hayattayken ne iş yapardın? New Yorkta taksi şoförüydüm, der adam. Çok iyi, al sana cennetin altın anahtarı. Rahip bunu görünce öfkelenir.
Aziz Peder, nasıl olur bu? Ben ömrümü Tanrı' ya adamış bir insanım, bana gümüş anahtarı, bu taksi soförüne de altın anahtarı uygun görüyorsunuz? Aziz Peter gülerek:
Oğlum, der. Sen vaaz verirken herkes uyuyordu, bu adam araba kullanırken herkes dua ediyordu.

Don Meselesi

Temel ile Fadime lunaparka giderler. Dolaşırlarken bir ara Fadime dönme dolaba binmek ister. Temel karşı çıkar, "olmaz, donun gözükür" der. Fadime susar. Az sonra Temel balonlara tüfek atarken Fadime çaktırmadan yanından ayrılır. On dakika sonra Temel'in yanına döner. Temel sorar, neredeydin? Fadime dönme dolaba bindim deyince Temel sinirlenir. Ben sana binme donun gözükür demedim mi? Dedin ama gözükmedi. Cikardim oni?.

23 Ekim 2009 Cuma

İki Denizci

İki denizci oturmuş sohbet ediyorlardı; Birisi diğerine sana iki haberim var, biri iyi, digeri kötü haber der. Arkadaşı önce kötüsünü söyle der. Biz seninle zamanımızın çogunluğunu seferde geçirirken karılarımızın dostluğu cığrından cıktı, ikiside lezbiyen oldu. Vay canina! Peki iyi haberin nedir? Senden hoşlanıyorum.

3 Mühendis

Bir makine mühendisi, bir elektrik mühendisi ve bir de bilgisayar mühendisi binmişler bir arabaya gidiyolar. Yolun yarısına geldiklerinde araba bozuluyor ve makine mühendisi 'ben hallederim' deyip yatıyor arabanın altına, bi kaç yere çekiç vuruyor, vida sıkıyor falan, biniyor arabaya, araba hala bozuk. Bu sefer elektrik mühendisi hemen atlıyor, 'bana bırakın' diye. Kabloları kontrol ediyor, elektrik aksamına bakıyor, biniyor arabaya ama tık yok gene. Makina ve elektrik mühendisi bilgisayar mühendisine dönüyorlar. Bilgisayarların sık sık arızalanması durumunda resetlenmesini hatırlayan bilgisayar mühendisi, arkadaşlar arabadan önce inelim, sonra tekrar binelim.

Referans

Arkadasları isadamını evlendirmek isterler. Sonunda uygun bir hanım bulunup, isadamına haber verilir. Adam, ben işadamıyım der. Numune görmeden böyle bir işe karar veremem. Genc kadına durumu iletirler. Kadın ben de is kadiniyim der. Numune veremem ama istediği kadar referans gösterebilirim.

22 Ekim 2009 Perşembe

Karanlık

On yıldır evlilermiş. Ama gerdek gecelerinden başlayarak, adam hep karanlıkta sevişmek konusunda israr etmiş. Kadıncağız yıllar yılı kaç kez sabahlara kadar yalvarmış, bir kerecik olsun, ışıklari yakıp sevişmek için ama adam hep inatla hayır demiş. Kesinlikle olmaz. İlle de karanlıkta sevişeceğiz. O gece kadıncağız gene ışıkları yakmak için yalvaracak gibi olmuş, ama hemen vazgeçmiş. Kocası on yıl sonra insafa gelecek degil ya. Vazgecmiş ama sadece yalvarmaktan. Kafasına koymuş, bu kez. Tam sevişmenin en heyecanlı anı, en doruk noktasında elini kaydırıp, yatağın baş ucundaki gece lambasının düğmesine dokunuvermiş. Bir de ne görsün. Kocasının beline, o yapay aletlerden biri bağlı değil mi?. Bunu bana nasıl yaparsın diye haykırmış. Bunca yıldır, bu işi sahte bir aletle yaptığını bana söylemedin bile. Hemen açıkla bana her şeyi, hemen. Adam çok ama çok soğukkanlı yanıt vermiş. Tamam, tamam. Her şeyi izah edeceğim sana. Ama önce sen bana şu üç çocuğumuzu izah et, bakalım!...

Hizmetçi Kız

Çok acayip bir şey oldu diye adam arkadaşına anlatır. Dün gece kapıyı çaldım, karanlıkta kapıyı açanı hizmetçi kız zannedip öptüm. Meğer karım değil miymiş?
Eee, ne olmuş yani? der beriki. Daha ne olsun be adam? Karımı öperken karım, dikkat et sevgilim, kocam aniden gelebilir, diye fısıldamaz mı?

Papağan

İş adamı Temel Amerika'ya gider, işlerini bitirdikten sonra alışveriş merkezlerinde dolaşmaya başlar. Pet shoplardan birinde akıllı ve hazır cevap bir papağan görür, papağanla biraz sohbet ettikten sonra yetkiliye gider ve papağanı satın almak istediğini söyler. Satıcı papağanın satılık olmadığını söyler fakat Temel bir türlü vazgeçmez paraysa para illaki bunu bana satacaksınız diye israr eder. Satıcı bakmış kurtuluş yok Temel'e, bak bizde papağanın dört tane yumurtası var bu yumurtaları sana verelim hem daha ucuz olur hemde dört tane birden papağanın olur demiş. Temel biraz düşünüp kabul etmiş. Trabzon'a döner dönmez hemen yumurtaları kuluçkaya yatırmış. Bir süre sonra yumurtalar çatlamaya başlamış. Birinciden civciv, ikinciden güvercin, üçüncüden hindi, dördüncüden ise ördek çıkmış. Temel bu işe epey bozulmuş. Bir kaç ay sonra Temel yine Amerika'ya gitmiş, işlerini bitirince doğru papağanın olduğu dükkana gitmiş. Papağan Temel'i uzaktan görür görmez başlamış kahkahalar ile gülmeye. Temel ne güleysun ula demiş. Papağan niye gülmiyeyim, New York'da herkes senin enayiliğini konuşuyor deyince Temelde, oda birşeymi ulan Trabzonda herkes senin fahişeliğini konuşuyor demiş.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Kovboy

Vahsi Batıda bir gün, bardan içeri izbandot gibi çift tabancali bir kovboy girer. Herkesin şaşkın bakışları arasında son derece hızlı bir hareketle iki tabancayı da çekip havaya birer el ateş eder ve bagırır. Sağ tarafimdakiler o.. çocugu, sol tarafımdakiler pez.... Var mı lan itirazı olan? Varsa kalksın ayağa! Temel, hemen ayağa kalkar, kovboy derhal tabancaları Temel'e doğrultur. Hey, senin itirazın var galiba. Yok be abicim, ha ben yanlış tarafa oturmişum da...

Mühendis Zekası

Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar: İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin? Papaz cevap verir. Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur. Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler kala duruverir. Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır, durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım.

20 Ekim 2009 Salı

Futbol Maçı

İki futbol hastası canciğer arkadaş yaşlanmışlar nihayetinde bir tanesi hastalanmış. Hasta olanın ziyaretine giden arkadaşı geçmiş olsun dedikten sonra eğer öbür dünyaya gidersen orada futbol oynanıp oynanmadığını bana haber ver der. Bunun üzerine hasta olanı tabiki veririm sen benim en iyi arkadaşımsın der. Bir hafta sonra hasta adam ölür. Hayatta kalan arkadaşı bir gece rüyasında ölen arkadaşını görür. Ölen adam, arkadaşına dostum sana bir iyi birde kötü haberim var der. Önce iyi haberi sorar. Burada da futbol oynanıyor, güzell der arkadaşı. Peki kötü haber ne diye sorar? Yarınki maçta kalede sen varsın.

19 Ekim 2009 Pazartesi

Cüzdan

Temel Trabzon'dan İstanbul'a gelir. Bir gün otobüse binip dayısına gitmek ister. Otobüse girişte bakar ki herkes elinde bir kart şoföre göstermektedir. Temel kendi kendine ula ben salakmıyım, herkes cebinden ve cüzdanından birşeyler çıkartıp şoföre gösteriyor der. Bu sırada cebinden çıkardığı evlilik cüzdanını şoföre gösterir. Şoför bir cüzdana bir Temel'e bakar. Ula sen bununla ancak Fadime'ye binersin der.

Fotoğraf

Dursun Amerikadaymış, Temel'i özlemiş, Temel'den bir fotoğraf istemiş. Temel'de iki ineğin arasında fotoğraf çektirip Dursun'a göndermiş. Dursun'dan Temel'e cevap gelmiş, Fotoğrafı çok beğendim fakat seni çıkaramadım acaba bunlardan hagisi sensin?

Sigara

Temel her gün balığa gidermiş dönüşte paçaları ıslanırmış. En sonunda Dursun dayanamamış sormuş ula Temel demiş senin paçaların neden ıslak? Temel balığa giderken sigara içiyorum daha sonra sigarayı denize atıyorum, deniz yanmasın diyerek sigaraya ayağımla bastırarak söndürüyorum demiş.

Kıtlık

Bir gün şişman bir adam yolda yürürken karşısına cılız bir adam çıkmış, şişman adam cılıza seslenmiş, seni gören ülkede kıtlık var sanar demiş. Cılız adam da şişmana cevap vermiş, seni görende kıtlığın sebebini anlar.

16 Ekim 2009 Cuma

Hocanın Eşeği

Nasrettin Hoca eşeğini satmak üzere pazara getirip, tellala teslim etmiş. Ama eşekte bir huysuzluk, bir aksilik gelene vuruyor, geçene anırıyor. En sonunda ahali toplanmış, Hoca'ya çıkışmışlar, yahu kim alır böyle huysuz eşeği demişler? Hoca cevaplamış, ey komşular ben zaten eşeği satmaya getirmemiştim, neler çektiğimi birde siz görün diye getirdim.

Yumuşak ve Sert

Adam respsiyonda bekliyormuş, arkasındaki güzel bayanı görememiş. Birden dirsekleri kadının göğüslerine dokunmuş. Adam özür dilerim hamfendi dedikten sonra, eğer kalbinizde göğüsleriniz gibi yumuşaksa beni affedersiniz demiş. Bunun üzerine kadın adama cevap vermiş, eğer penisinizde dirseğiniz kadar sert ise sizi 305 nolu odaya bekliyorum .

12 Ekim 2009 Pazartesi

Selam

Üniversite sınavları bitmişti. Temel ile Dursun İstanbul'da okumaktaydı. Temel Dursun'a ben Trabzon'a gideceğim, sen sınav notlarını takip et hangi derslerden kalırsam bana telefon ile bildir der. Yalnız telefona babam çıkarsa durumu çaktırma tek dersten kaldıysam Alexi gördüm Temel'e selam söyle dedi, iki dersten kalırsam Alex ile Semih'i gördüm Temel'e selam söyle dediler dersin. Dursun tamam der. Temel Trabzon'a gider. Bir hafta sonra Temel'in babası Temel'e seslenmiş, seni bugün Dursun aradı Temel heyecanlanır, ne söyledi der. Hal hatır sorduktan sonra sana bütün Fenerbahçe camiasının selamının olduğunu söyledi.

Temel'in Atı

Temel ile Dursun atlarını yanlarına alıp, tatile çıkarlar. Temel, Dursuna atları karıştırmayalım sabah olunca ben kendi atıma sende kendi atına binersin der. Ben, atın kuyruğunu keseceğim der ve atın kuyruğunu keser. Daha sonra Dursun'da kendi atının kuyruğunu keser. Sabah atlara bineceklerdir Temel bakar ki, ikisinin de kuyruğuda kesiktir. Temel neyse der, bozuntuya vurmaz, atlarına binip, gezerler. Akşam olunca Temel atlar karışmasın diyerek atın sol kulağını keser. Dursun'da kendi atının sol kulağını keser. Sabah olunca Temel bakar ki iki atında sol kulağı kesiktir. Yine bozuntuya vurmaz, neyse diyerek birlikte yine ormana gezintiye çıkarlar. Akşam olunca Temel Dursun'a ben atımın sağ kulağını keseceğim der. Atın sağ kulağını keser. Temel'den sonra Dursun ahıra girer, kendi atının sağ kulağını keser. Sabah olunca Temel yine şaşırır, diğer atın da sağ kulağı kesiktir. Temel bu böyle olmayacak galiba der. İstersen siyah at senin, beyaz at benim olsun.

Hoca'nın eşeği

Nasrettin Hoca'nın eşeğini komşusu bir günlüğüne ister. İşlerim var, akşama sana getiririm der. Nasrettin Hoca ne yazık ki eşek burada değil, senden önce başkası istedi ona verdim der. Bu sırada ahırda olan eşek anırır. Adam, hocam eşek ahırda bak anırmaya başladı der. Hoca cevabı yapıştırır bre adam 40 yıllık komşuna inanmıyorsunda eşeğemi inanıyorsun.

Boşanma Davası

Biri 90, diğeri 85 yaşında iki yaşlı çift boşanmak için mahkemeye başvururlar. Hakim yaşlı çiftleri görünce şaşırır ve üzülür. Yazık değil mi der, 70 küsür yıl evli kalmışsınız bu yaştan sonra boşanıpta ne yapacaksınız, vazgeçin bu boşanma işinden demiş. Çifler kararımız kesin demişler. Aslında çok önceden boşanmaya karar vermiştik, çocuklar etkilenmesin diye ölmelerini bekledik.

10 Ekim 2009 Cumartesi

Saç Ağırması

Temel'e sormuşlar baştaki saç ağırıyorda, alttaki saç neden ağırmıyor demişler. Temel çok kolay demiş, baş bin iş düşünür, alt bir iş düşünür.

Hocanın Duası

Nasrettin Hoca'ya bir futbolcu maçtan önce gelip, Hocam dua etde şu maçı alalım der. Hoca'da tamam der. Maçtan sonra futbolcu Hoca'ya gelir, Hocam uzatmalarda atılan tek golle yenildik, yoksa dua etmedin mi der. Hoca dua ettim de sadece 90 dakika için ettim, nerden bilirdim maçın uzayacağını.

Kutuplar

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar, kutuplarda 6 ay gece 6 ay gündüz olurmuş doğru mu derler. Hoca, vallahi bu soruyu cevaplamak için kutuplarda yaşamak lazım der.

8 Ekim 2009 Perşembe

Öğrenci Yurdu

Üniversitenin açılış sezonunda rektör yeni öğrencileri toplamış, üniversitenin kuralları ile ilgili açıklama yapıyormuş. Sıra yurt olayına gelmiş. Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge, erkek yurtları da kız öğrencileri için yasak bölge demiş. Kim yasağı delerse ilk yakalanışında 20 dolar, ikinci seferde 60 dolar, 3 sefer yakalanışında 200 dolar ceza kesilecek. Ona göre hareket edin der. Sorusu olan var mı diye salona seslenir? Bu sırada arka koltuklardan birisinde oturan bir erkek öğrenci sesi duyulur. Sezonluk bilet ne kadar?

Diş Doktoru

Temel'in oğlu Cemal baba ben kalp doktoru olmak istiyorum der. Temel oğlum sen en iyisi diş doktoru ol der. İnsanlarda kalp sadece bir tanedir. Oysa ki tam 32 tane diş vardır.

Profesör

Bir gün dağda gariban bir çoban olan Temel zengin ağasının yüzlerce koyununu otlatırken yanına birisi yaklaşmış. Yaklaşan köyde araştırma yapan profesördür. Hey hemşehrim kolay gelsin, sana burada kaç koyun olduğunu saymadan söylesem bana bir koyun verirmisin der. Temel ben bile zaman zaman şaşırıyorum bu yabancı adam kaç koyun olacağını nereden bilecek diyerek kabul etmiş. Proseför burada tam 672 koyun var demiş. Temel, şaşırmış helal olsun, bildin al bir tane götür demiş. Adam gitmiş koyunların arasından en iricesini sırtlamış. Tam gidecekken, Temel seslenmiş hey dur bakalım demiş. Ben senin ne iş yaptığını bilirsem koyunu geri bırakıp bana iki koyun parası verirmisin demiş. Profesör düşünüp, taşınmış dağdaki bu gariban çoban benim ne iş yaptığımı nereden bilecek diyerek kabul etmiş. Hadi söyle bakayım ne iş yapıyorum demiş. Temel tabi ki profesörsün demiş. Profesör şaşırmış, nereden bildin? Temel cevaplamış, başka kim koca sürünün içinden çoban köpeğini sırtlar.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Organ Bağışı

Temel organ bağışında bulunmak istemiş. Dilini bağışlamış, Temel'e olmaz demişler. Cemal, Temel'e sormuş, neden olmaz dediler. Temel cevaplamış, herhalde şivemi beğenmediler.

Suçlu

Temel polis memurudur. Baş komiser öfkeyle Temel'e seslenir. Nasıl kaçtı bu suçlu, ben sana bütün çıkışları kontrol et demedim mi diye çıkışır. Temel, Komiserim bütün çıkışları tuttumda, sanırım suçlu girişlerden kaçtı.

Pastane Elemanı

Yeni açılan bir pastaneye eleman alınacaktır. Pastane sahibi iş bulma kurumuna başvurur. 5 adet elemana ihtiyacım var der. İş Bulma Kurumundaki yetkili sorar aradığınız bir özellik var mı? Pastane sahibi tek bir özellik istiyorum der. Hepsi de şeker hastası olsun.

1 Ekim 2009 Perşembe

Hocanın Karısı

Nasrettin Hoca arkadaşlarının tavsiyesi üzerine çirkin bir kadın ile evlenir. 1 hafta sonra kadın bugün buranın pazarı, pazara alışverişe çıkacağım der. Kimlere görüneyim kimlere görünmeyeyim diye Hocaya sorar. Nasrettin Hoca, valla bana görünmede kime görünürsen görün der.

Pazar Yeri

Temel'in kullandığı kamyonun yokuş aşağı inerken freni patlar, kamyon hızla aşağıya inmeye başlar. Temel panik halindedir, sağına bakar kumda oynayan bir çocuk, soluna bakar pazar yeri vardır. Temel tek çocuğun olduğu sağ tarafa direksiyonu kırar, bu sırada tüm radyo ve televizyonlar yayını keserek haberi duyururlar. Yokuş aşağı inerken freni patlayan kamyonun pazar yerine dalması sonucu 100 kişi ölmüş, 150 kişi yaralanmıştır. Bütün ülke şoktadır. Temel'i polis yakalamıştır. Bu sırada gazeteci Temel'e sorar kaza nasıl oldu der? Temel'in cevabı kısadır. Her şey çocuğun korkup pazar yerine kaçmasıyla başladı.

Medya

Temel bir gün hamama gider. Herkesin üzerinde peştemal, Temel'in üzerinde ise gazete kağıdı vardır. Temel'e sormuşlar herkeste peştemal var, neden sende gazete kağıdı var demişler. Temel cevaplar, medya her şeyi büyütüyor da..

Dul Kadın

Temel'e hani sen güzel dul bir kadın ile evlenecektin ne oldu diye sormuşlar. Temel cevap vermiş, kocasının ölmesini bekliyorum.

29 Eylül 2009 Salı

Temel ve Azrail

Azrail Temel'in yanına gelir, Temel Bey vaktin geldi, hadi gidelim der. Temel yalvarır, çoluk çocuk bensiz ne yapar, bana süre tanı en az 5 sene ver der. Azrail tamam ama 5 sene sonra gelirim der. Temel uyanık ya, pilot olursam azrail beni havada yakalayamaz der. Pilot olmaya karar verir. 5 yıl sonra azrail uçakta pilot Temel'in yanına gelir, vaktin doldu hadi gidelim der. Temel canımı alsan arkada 300 yolcu var, onlar ne olacak der. Azrail, Temel'e cevap verir, hepinizi bir araya getirene kadar anam ağladı.

5 Dolar

New York'dan Los Angeles'e giden uçakta cingöz bir avukat ile yanında aptal görünümlü yalnız sarışın bir güzel bayan oturmaktadır. Avukat kadına yakınlaşmak için afedersiniz hanım efendi size bir soru soracağım. Cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz, sonra siz soru soracaksınız, ben bilemezsem size 50 dolar vereceğim der. Kadın kabul eder. Avukat sarışın kadına soruyu sorar ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır? Kadın tek bir söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkartıp avukata verir. Soru sorma sırası kadındadır. Tepeye üç ayakla tırmanıp, 4 ayakla inen şey nedir der? Avukat dakikalarca düşünür, taşınır cevabı bilemez cebinden 50 dolar çıkartıp kadına verir. Daha sonra hamfendi merak ettim sorunun cevabı nedir? Kadın yine tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkartıp avukata verir.

28 Eylül 2009 Pazartesi

Futbol Maçı

Bir dönemin bütün ünlü futbolcuları cennetde buluşmuş, cennetin baş meleği futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış. Cennet ile cehennem arasında bir futbol maçı düzenleyelim demiş. Şeytan tamam diyerek kabul etmiş. Yalnız boşuna uğraşmayın biz kesin kazanırız demiş. Melek bu mümkün değil, bütün ünlü futbolcular bizde, sizdeki futbolcular sıradan adı sanı duyulmamış futbolcular kazanmanız mümkün değil der. Şeytan gülümseyerek iyi de bütün hakemlerde bizde.

27 Eylül 2009 Pazar

Öğrenci Temel

Temel öğrenciymiş, bir gün babası Temel'in defterlerini kontrol eder, şaşırıp kalır. Temel'in defterleri bomboştur, hiç yazı yoktur. Akşam olunca babası Temel'e sorar, oğlum defterlerine baktım bomboş, neden yazı yok, yoksa okula gitmiyor musun der? Temel babasına okula gidiyorum baba der. Öğretmen tahtaya ne yazarsa bende defterime aynısını yazıyorum, ama tahtadaki yazıları silince bende defterimdeki yazıları siliyorum.

Yeni Öğrenci

Okula yeni başlayan Eray akşam okuldan eve gelince baba bizim öğretmen hiçbir şey bilmiyor der. Babası olur mu oğlum bu nasıl söz der. Eray babasına öğretmen dersde ikide bir bize bu nedir diye sorup duruyor.

Okuma

Nasrettin Hoca'nın arkadaşı Hocam bana okumayı öğretir misin demiş? Hoca'da neden olmasın tamam demiş. Hoca cama bir taş atmış, adam aaa demiş. Hoca yarında gel b'yi öğreteyim.

25 Eylül 2009 Cuma

Çek

Doktor hastasını telefonla aramış, sinirli ve sitemkar bir şekilde verdiğiniz çek geri döndü demiş. Hasta ya öylemi demiş. Benimde ağrılarım geri döndü.

Soyunmak

Küçük Eray'a sormuşlar. Büyüyünce ne olmak istiyorsun? Eray doktor olmak istiyorum diye cevap verir. Neden diye sormuşlar? Bir kadına soyun dediğin zaman soyabileceğin, üstelikde kocasından para alabileceğin başka meslek var mı?

Sütlü Kahve

Temel ile Dursun kahvehaneye giderler. Temel süt içelim der. Dursun kahvede hiç süt içilir mi, kahve içelim der. Temel sütte, Dursun kahvede ısrar eder. Bu sırada garson tartışmanıza gerek yok, kahvenin önünden önce kadın geçerse süt için, erkek geçerse kahve için der. İkisi de anlaşırlar tamam derler. Bu sırada Temel ile Dursun sütlü kahve içmeye başlarlar. Neden mi dersiniz, kapıdan bir ibne geçmektedir.

24 Eylül 2009 Perşembe

Spagetti

Bir üniversitede görevli doçent doktor, asistanı ile eşini aldatmaktadır. İlişkileri bir hayli ilerler. Asistan kız doçent doktordan hamile kalır. Hastane yönetimi ve eşi durumu çakmasın diye doçent asistanını yurt dışında İtalya'ya eğitime gönderir. Doktor asistanına doğum yapınca bana mektup yaz, mektupta şifre olarak spagetti diye yaz der. Aradan 6 ay geçer. Asistanından doktora bir mektup gelir. Mektubu ilk önce doktorun eşi açar. Mektupta spagetti yazmaktadır. Hiç bir şey anlamayan doktorun eşi mektubu akşam işten dönen kocasına gösterir. Kocası mektubu açar yazıyı okur ve bayılır. Mektupta yazmaktadır. Spagetti. Spagetti. Spagetti. Spagetti. İkisi sade, ikisi soslu.

Kazan

Küçük Merve okula bir gün kazan götürmüş. Kazanı gören öğretmen şaşırmış. Kızım kazanı ne yapacaksın, neden sınıfa kazan getirdin demiş. Merve, öğretmenim dersi kaynatmak için.

Neden

Yeni evli çift sabah uyanırlar, yatakta muhabbet başlar. Kadın kocasına sorar, senin ayakların neden bu kadar büyük? Adam cevaplar, çocukluğumda çok yalın ayak gezdimde ondan. Peki kafan neden bu kadar iri? Çocukluğumda hiç şapka giymezdimde ondan. Kadın bir süre düşündükten sonra ne olurdu çocukluğunda birazda külotsuz gezseydin.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Kapıcının Karısı

Bir apartman kapıcısının eşi çok bildik kadının evine ilk kez misafir olur. Hoş sohbetden sonra konu sağlıktan açılır. Kapıcı karısı sağlığa çok önem verdiğini sağlık ile ilgili Tv programlarını izlediğini ve sağlık kitapları okuduğunu söyler. Ev sahibi kadın kapıcı karısına sorar. Mide ne iş yapar? Kapıcı karısı mide besinlerin sindirilmesini sağlar diye cevap verir. Peki akciğerin görevi nedir diye sorar? Kapıcı karısı akciğerler temel solunum organıdır, kana oksijen verip, kandaki karbondioksiti dışarı atar der. Bildik kadın şaşırır, soru sormaya devam eder. Peki karaciğerin görevi nedir der? Kapıcı karısı yediğimiz besinlerin vucut tarafından kullanılabilir hale getirilmesini sağlar, ayni zamanda kan miktarını ayarlar, vucudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar der. Çok bilmiş kadın hayretler içindedir. Peki böbreklerin görevi nedir diye sorar? Kapıcı karısı böbrekler vucuttaki zararlı maddeleri idrar yoluyla dışarı atar diye cevaplar. Kadın neredeyse bütün organları sıralar kalbin görevi nedir der? Kapıcı karısı kalp kanı damarlar yoluyla vücudumuza pompalar. Çok bildik kadın son olarak peki beyin ne iş görür diye sorar. Kapıcı karısı cevap verir beyim apartmanda kapıcıdır.

Sadık Dost

Bir avcı diğerine sorar. Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır?
Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim. Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz? Şimdiye kadar 5 kere sattım. Her seferinde de geri geldi.

Hesap

Adamın biri, bir lokantanın önünden geçiyormuş. Bir bakmış camda kocaman bir ilan: Sen ye hesabı torunun ödesin. Adamın hoşuna gitmiş bu ilan. Girmiş içeri bir güzel karnını doyurmuş. Tam kalkacağı sırada garson hesabı getirmiş. Adam çıkışmış tabi:
"Bu ne kardeşim. Hani hesabı torunum ödeyecekti?" Garson tamam beyefendi haklısınız der. Bu zaten dedenizin hesabı.

Hoca'nın Burcu

Nasrettin Hocaya sormuşlar. Hocam burcun nedir? Hoca'da teke demiş. Aman Hocam teke denen burç yoktur bir yanlışın var demişler. Hoca'da 60 yıl önce doğduğumda burcum oğlaktı, büyüdü teke oldu.

Hocayla Yatmak

Hoca camide birgün vaaz verirken arka sıralardan bir kadın, Hocam bir mühendisle yatsam cezası kaç senedir demiş. Hoca cevap vermiş, 3 senedir. Peki bir avukatla yatsam cezası kaç senedir, Hoca yine cevaplamış, 4 senedir. Peki bir doktorla yatsam. Hoca yine cevaplamış cezası 5 senedir demiş. Bu sırada kadın peki bir Hocayla yatsam cezası kaç sene olur demiş. Bunun üzerine Hoca seni gidi seni, sen cennete gitmek istiyorsun galiba.

Şaka

Nasrettin Hoca pazarda dalgın dalgın etrafı seyredip, yürürken ensesine okkalı bir tokat iner. Hoca bir-iki sendeler daha sonra toparlanır. Birde bakar ki neredeyse kendisinin iki katı büyüklüğünde irice bir adam. Adama sorar enseme sen mi vurdun der. Adam da evet ben vurdum diye cevap verir. Bunun üzerine Hoca şakadan mı vurdun yoksa cidden mi vurdun diye adama sorar. Adam cidden vurdum ne yapacaksın lan der. Hoca'da aman aman öyle olsun. Şakadan hiç hoşlanmam da...

Evlilik Tarifi

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar evlilik nedir? Hoca cevap vermiş. Gündüzleri çifte hırlama, geceleri çifte horlama.

Asansör (4)

Kadın doktora gitmiş, doktor bey eşim kendini asansör sanıyor demiş. Doktor, o zaman eşinizi niye getirmediniz demiş. Getirecektim ama bir türlü katta durmuyor ki,

7 Eylül 2009 Pazartesi

3 viagra

Adamın birisi doktora gider. Doktor bey bana 3 tane viagra verir misin der? Doktor neden 3 tane diye sorar. Adam da cevabını verir. Cumartesi günü metresim, pazar günü eski karımla beraber olacağım, pazartesi günüde karım tatilden dönüyor. Doktor tamam ama 3 tane tehlikeli olabilir, dikkatli ol der. Yalnız salı günü kontrole gel, bende merak ettim der. Adam viagraları alır ve ayrılır. Salı günü bir eli askıda doktora kontrole gelir. Doktor, ne oldu diye sorar. Vallahi hiç birisi gelmedi. Anlarsın ya elimde bu hale geldi.

Doktor Muayenesi

Genç bir kız muayene için doktora gider. 2 yakışıklı doktor oturmuş, sohbet ediyorlardı, genç kız afedersiniz doktor bey, muayeneye gelmiştik der. Bunun üzerine doktor tamam paravanın arkasına geç ve soyun der. Kız afedersiniz ben değil annem muayene olacak der. Bunun üzerine doktor yaşlı kadına bakar ve şöyle der aç ağzını bakim teyze.

Göz Doktoru

Adamın biri göz doktoruna gider. Doktor bey çift görüyorum der. Doktor adama bakarak şöyle der, üçünüzde mi?

Ameliyat Korkusu

Ameliyat odasında doktor ile hasta konuşur. Hasta doktora aman doktor bey, çok korkuyorum der. Ömrümde ilk defa ameliyat olacağım. Doktor, korkmada haklısın der. Bende ömrümde ilk defa ameliyat yapacağım.

Ömür

Adamın biri doktora gitmiş, muayene olduktan sonra durumum nasıl çok mu kötü diye sormuş? Acaba ne kadar ömrüm kaldı demiş? Doktor 10 demiş. Adam 10'da ne demek, 10 sene mi? 10 ay mı? 10 gün mü? deyince, doktor; 10,9.8.7,6 diye saymaya başlamış.

Kesinlikle

80 yaşında bir adam doktora gider. Doktor kendini nasıl hissediyorsun diye sorar? Adam da bomba gibi der. 18 yaşında genç bir karım var, üstelik hamile, hemde benden der. Bunun üstüne doktor yaşlı adama bakar ve bir hikaye anlatır. Avcının biri hergün tüfeğiyle ava çıkarmış, fakat dalgınlıkla birgün tüfeğini unutmuş. Sadece şemsiyesini almış ve ava çıkmış. Karşısına bir geyik çıkmış, adam hemen şemsiyeyi geyiğin üzerine doğrultmuş ve nişan almış, geyik pat diye yere düşmüş. Doktoru dinlyen yaşlı adam olamaz demiş, mutlaka başkası vurmuştur. Doktor, kesinlikle!

5 Eylül 2009 Cumartesi

Hayret Doğrusu

Temel'e Amerika'da bir kadın kocasının cinsel organını kesmiş, sen bu işe ne dersin demişler. Temel şaşırmış, hayret doğrusu demiş. İnsan bindiği dalı hiç keser mi?

4 Eylül 2009 Cuma

Asker Kaçağı

Adamın biri Afganistan'a gitmek istemediği için askerden kaçıyormuş. Tanıdığı sirk sahibi bunun kolayı var, demiş. Bizim yaşlanıp ölen kaplanın postunu giy, kafese gir. Askerlik şubesi seni kesinlikle bulamaz. Denileni yapar ve on gün boyunca kaplan olarak yaşar. On gün sonra, kafes temizliği sırasında kendini gorille aslanın arasında bulunca bağırmaya başlar.
"İmdat! İmdat!"
Aslan pençesini uzatıp adamın ağzını kapar. Sus, ulan akılsız herif. Hepimizin foyasını ortaya dökeceksin.

Ormanlar Kralı

Aslan bir gün ormanda kasıla kasıla geziyormuş ve tilkinin yolunu kesmiş. Kükreyerek demiş ki, Bu ormanın kralı kim? Tilki, Tabi ki sizsiniz efendim bu da sorulacak soru mu? demiş. Aslan tilkiye aferin diyerek yoluna devam etmiş. Bu kez karşısına tavşan çıkmış, ona da sormuş kükreyerek: Bu ormanın kralı kim? Tavşan, Sizsiniz efendim sizden başka kim olabilir ki? demiş. Tavşana da aferin diyen aslan yürümeye devam etmiş. Sonra fili görmüş, ona da kükremiş: Bu ormanın kralı kim ulan? Fil, hortumunu aslana doladığı gibi bir sağa bir sola savurmuş ve hemen ilerdeki göle fırlatmış. Aslan güç bela sudan çıktıktan sonra:
Bilmiyorum desen yeterdi.

Arabanın Lastiği

Çok güzel bir sarışının arabasının lastiği patlar. Arabayı yolun kenarına çeker ve beklemeye başlar, birkaç dakika geçmeden, yoldan geçen başka bir araba durur, içindeki adam iner, büyük bir nezaketle kadına; Yardıma ihtiyacınız var mı? diye sorar. Sarışın kadın: Bilmem ki, arabamın lastiği patladı da...
Adam hemen aletlerini toparlar, arabanın tekerleğini çıkarır, kan ter içinde lastiği tamir eder ve yeniden yerine takar. Sarışınla konuşa konuşa iyice sohbeti ilerletir. Sıra randevu istemeye gelir. Acaba sizinle bir daha nerede ve ne zaman görüşebiliriz? Kadın, imalı bir ifade ile cevap verir:
Valla bilmem ki.. Arabamın lastiği bir daha ne zaman patlar..

Ayna

Temel iş icabı kasabaya inmiş. Dönerken karısı Fadime'ye hediye olarak bir ayna almış. Eve geldiğinde daha önceden hiç ayna görmeyen Fadime'ye aynayı vermiş. Fadime aynaya bakınca ağlaya ağlaya annesinin yanına koşmuş. Ana ana bak Temel'in yaptığına. Bunca yıldan sonra üzerime kuma getirmiş. Annesi aynaya bakmış;
Tüh gözün kör olmasın damat. Bu karı hem yaşlı hemde çirkin.

Fıkra

Temel birgün hapishaneye düşmüş. Kaldığı koğuştaki adamların ilginç bir özelliği varmış. Koğuştaki mahkumlar hergün birbirlerine fıkra anlatıyorlarmış. Bir süre sonra anlatılan fıkralar hep aynı olunca içlerinden biri demiş ki:

"Biz madem hep aynı fıkraları anlatıp duruyoruz, boşu boşuna fıkraları uzun uzadıya anlatmayalım. Hepsine birer numara verelim, birisi anlatacağı zaman onun numarasını söylesin demiş. Bu öneri herkes tarafından kabul edilmiş. Birgün yine fıkra anlatacaklarmış. İçlerinden biri çıkmış "10" demiş herkes kahkahalarla gülmeye başlamış, millet gülmekten yerlere yatmış. Daha sonra bir başkası çıkmış "50" demiş herkes yine kahkahalarla gülmeye başlamış. Daha sonra Temel'e "Bi fıkra da sen anlat" demişler. Temel de "165" demiş ve demesiyle millet kahkahalara boğulmuş. Koğuştakiler beş dakika boyunca gümüşler artık bir süre sonra gülmekten çatlayacak hale gelmişler. Temel merakla sormuş: "Ne oldu niye bu kadar çok güldünüz ya? Bundan öncekilere bu kadar gülmemiştiniz. Koğuştakiler: "Bu fıkrayı hiç duymamıştık."

Tedavi

Kadının beşinci geçimsiz kocası da bir gün ağır hastalanmış. Adam ağrılar içinde kıvranırken kadın telaşla söylenmiş: Hemen gidip bir doktor çağırayım bari. Kocası sormuş: İyi ama, bari doğru dürüst bir doktor çağır. İyi bir doktor olduğundan emin misin? Kadın; Emin olmaz olur muyum kocacığım demiş. Senden önceki 4 kocamı da aynı doktor tedavi etmişti.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Gemi Mürettabatı

Amerika'lının birisi Temel'e teknoloji o kadar ilerlediki bana 2 demir parçası getir sana bir gemi yapayım der. Temel'de oda bir şeymi, sen bana kız kardeşini getir. Ben sana bütün geminin mürettabatını yapayım.

Almanya Yolunda

Temel ile Dursun bakmışlar Türkiye'de iş imkanı yok. Almanya'ya gitmeye karar verirler. Yalnız Almanya'ya gitmek oldukça zordur. Yüklü miktarda para gerekmektedir. Bir sürü bürokratik engelleri de vardır. Araştırmışlar, Almanya'ya hayvanların bedava gittiğini öğrenmişler. Hemen gidip bir inek kostümü almışlar. Temel öne Dursun arkaya geçmiş. Birlikte gümrüğe varmışlar. Gümrük memuru bunların gerçekten inek olup olmadığını anlamak için test etmeye karar vermiş. Temel'in önüne saman getirmiş yemesini istemiş. Temel ne yapsın mecburiyetten samanı yemiş. Gümrük memuru bu kez bir kova su getirmiş, Temel mecburiyetten suyu da içmiş. Gümrük memuru teste devam etmeye karar vermiş, bu kezde taze ot getirmiş. Temel ıkına sıkına otu da yemiş. Fakat yice şişmiş, hareket edemez olmuş. Temel ön tarafta olduğundan Dursun arkada oldukça rahattır. Bu sırada Temel gülmeye başlar. Dursun Temel'e neden güldüğünü sorar. Gümrük memuru bizim gerçek inek olup olmadığımız hala anlayamadı. Bu seferde öküz getiriyor.

Temel ile Dedesi

Temel ile dedesi bir otele gitmişler. Otelde tek kişilik yatak boşmuş. Dede ile Temel ayni yatakta yatmışlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde Temel'in dedesi ula Temel bana bir kari bul der. Temel dede sakin ol yat diye cevap verir. 1 saat sonra yine Dede, Temel'e bana bir kari bul der. Temel dede uyumana bak olmaz der. Dede kafayı takmıştır bir kere 1.5 saat sonra Temel'e ula Temel bana bir kari bul deyince, Temel'in tepesi atar. Dede, tuttuğuna güveniyorsan o benimkidir.

Geyik Avı

Temel ile Dursun ava gitmişler. Bir geyik avlamışlar. Geyik ağır olduğundan birer boynuzundan tutup çekerek taşımaya başlamışlar. Bir süre gittikten sonra köye yaklaşmışlar. Köye 500 metre kala köyün yaşlılarından bir tanesiyle karşılaşmışlar. Yaşlı adam bravo demiş onları tebrik etmiş. Yalnız geyiğin boynuzlarından taşınması halinde etinin sertleşeceğini söylemiş. En iyisi geyiği kuyruğundan taşıyın demiş. Temel ile Dursun geyiği kuyruğundan taşımaya başlamışlar. Bir ara yorulup mola vermişler. Dursun Temel'e biz en iyisi geyiği yine boynuzlarından taşıyalım demiş. Baksana köyden bayağı uzaklaştık.

Ehliyet

Temel otomobili ile kırmızı ışıktan geçer. Tabiki polis memuru Temel'in aracını durdurur. Lütfen ehliyet ve ruhsat beyefendi der. Temel polise cevap verir, ehliyet verdinizde almadık mı?

27 Ağustos 2009 Perşembe

Aldatmak ve Aldatılmak

Karı koca birbirlerini aldatırmış. Yalnız bu işi çaktırmadan yaparlarmış. Birbirlerinin aldatıldıklarından haberleri yokmuş. Her ikiside ölmüş, öbür dünyada sorgu melekleri dünyadayken ne yaptıklarını sormuşlar. Karı koca her şeyi çaresiz anlatmışlar. Erkek ben karımı 3 kez aldattım demiş. Ceza olarak poposuna üç tane iğne batırmışlar. Peki karım nerede o ne oldu diye sormuş? Karın mı demişler, O'da dikiş makinasının altında.

25 Ağustos 2009 Salı

Çalınan Para

Temel büyük bir moral bozukluğu içinde kahvehaneye gelir. Arkadaşları ula Temel nedir bu halin diye sorarlar. Temel otobüsde parasının çalındığını söyler. Köylüler moralini bozma olan olmuş bir kere derler. Yine de dikkatli olmalıydın diye Temel'e serzenişde bulunurlar. Bu sırada Dursun cebine bir elin girdiğini hiç mi fark etmedin der? Temel, farketmesine ettim de kendi elim miydi, bir başkasının elimiydi onu fark edemedim.

Trafik Polisi

Kırmızı ışıkta geçen adama trafik polisi yaklaşıp sorar, ışığı görmedin mi? Adam şey efendim der. Işığı gördüm de sizi görmedim.

AIDS

Temel kanser olmuş, ölüm döşeğindedir. Soranlara AIDS'liyim der. Cemal sen aslında kansersin neden AIDS'liyim diyorsun diye Temel'e sorar? Temel, ben nasıl olsa öleceğim der. Fadime'yi garantiye alıyorum, ben öldükten sonra Ona kimse yanaşmasın.

Fuzuli ile Ruhi

Fuzuli ile Ruhi birlikte gezmektedirler.B u sırada Ruhi yerde bir böcek görür ve böcek için çok fuzuli bir şey der. Bunun üzerine Fuzuli cevabını verir. Eğer fuzuliyse sık boğazını çıksın ruhi.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Tren Yolculuğu

Temel tren ile İstanbul'a gelmektedir. Akrabaları Temel'i tren garında karşılar. Temel trenden inince akrabaları bir bakar ki Temel'in rengi solmuş, benzi sararmış, sersem bir vaziyettedir. Akrabaları ula Temel bu hal ne derler. Temel trene ters binmişim der. O zaman karşında oturan kişiyle yer değiştirseydin derler. Temel bende düşündüm ama karşımda kimse yoktu.

Estetik Ameliyatı

Kadının birisi kalp krizi geçirir. Hastaneye yatırılır. Ameliyat sırasında hayal görür. Hayalinde azraili görür. Azraile sorar, benim saatim geldi mi der? Azrail hayır der. Senin daha 30 saatin var. Kadın seviniyor. Ameliyattan sonra nasıl olsa benim 30 senem var diyor. Estetik ameliyat olmaya karar veriyor. Yüzünü gerdiriyor, burnunu yaptırıyor, dudaklarını doldurtuyor, göğüslerini düzelttiriyor. Genç bir kız gibi oluyor. Hastaneden çıkıp eve gidecekken karşıdan karşıya geçerken bir ambulansın altında kalıyor, oracıkta ölüyor. Öteki dünyada azraile soruyor, benim 30 sene ömrüm olduğunu söylemiştin niye canımı aldın? Azrail cevap veriyor. Kız, Allah canını almasın seni tanıyamadım.

18 Ağustos 2009 Salı

Aldatmak

Temel'in karısı Fadime oldukça kıskançtır. Aldatıldığından şüphelenmektedir. Temel'in her akşam elbiselerini kontrol edip, kadın saçı arar. Yine bir akşam Temel'in elbisesini arayıp, kadın saçı bulamayınca ula Temel yoksa beni kel karılarla mı aldatıyorsun.

Güzel ve Aptal

Adam karısına sitem eder, karıcığım ayni anda hem bu kadar güzel olabiliyorsun, hemde aptal, bunu nasıl beceriyorsun der. Kadın cevabı verir. Kocacığım Allah beni güzel yarattı sen beğenesin diye. Ayni zamanda aptal yarattı, seni beğeneyim diye.

14 Ağustos 2009 Cuma

Milletvekili

Kırşehir'in Mucur ilçesinin bir köyüne seçim gezisine çıkan bir milletvekili köylülere seslenir. Beni tekrar seçerseniz köyünüze en iyi hizmeti getireceğim der. Ayrıca birçok vaatde bulunur. Köylülerden birisi biz okuma yazma bilmeyen birini milletvekili seçmeyiz der. Milletvekili olur mu hiç öyle, Ben iki üniversite bitirdim, ayrıca masterde yaptım der. Ayni köylü milletvekiline okuma yazma bilseydin sana beş seneden beri gönderdiğim mektupları okur, onlara cevap verirdin der.

İdam Mahkumu

İdam mahkumu Temel'e hakim son isteğini sorar. Temel beni oğlumun yanına gömün der. Daha sonra araştırırlar Temel'in oğlunun yaşadığını görürler. Hakim senin oğlun yaşıyormuş, ölmemiş der. Temel daha iyiye der. Acelem yok, oğlum ölene kadar beklerim.

Evi Terketmek

İki arkadaş yolda karşılaşır. Biri diğerine hayrola bugün pek üzgünsün der. Evet üzgünüm diye cevap verir diğeri. Arkadaşı sebebini sorar. Kaynanam evi terk etti der. Diğer arkadaş buna üzüleceğine sevinmelisin. Evet ama bu gün son gün yarın dönüyor.

Beyin

Trafik kazasında yaralanan bir hastanın durumu kritiktir. Yaşaması için beyin nakledilmesi gerekmektedir. Doktor hasta yakınlarına durumu anlatır. Hasta yakınları ameliyatın maliyetini sorarlar. Doktor hastaya erkek ya da kadın beyni nakledilebilir der. Erkek beyni için 5000 euro, kadın beyni için 200 euro gerekmektedir. Kadınların rakamını komik bulan erkekler gülmeye başlar. Kadınlar bu duruma oldukça bozulur, içlerinden birisi kısa bir şoktan sonra beyinler arasındaki fiyat farkının nedenini sorar. Doktor cevaplar. İnsan beyni araba gibidir. Kullanılmış arabanın fiyatı düşük, kullanılmamış arabanın ise fiyatı yüksektir. Kadınlar beyinlerini sürekli kullandığından beyin yıpranıyor, dolaysısyla fiyatı düşüyor. Erkek beyni kullanılmadığından fiyatı tıpki yeni araba gibi yüksek oluyor.

13 Ağustos 2009 Perşembe

Başka Yol

Genç kız anne sen hep erkeklerin kalbine giden yolun midesinden geçtiğini söylerdin der. Annesi evet kızım öyle der. Peki nerden çıktı bu söz durup dururken diye kızına sorar. Kız cevap verir. Ben başka bir yol buldum da.

Gözleme

Doktor hastaneye yatırılan bir hastayla ilgilenmektedir. Bu sırada muayene odasında hasta yakınları ile hemşirede vardır. Doktor hemşirelere hastayı gözleme alın der. Odadan ayrılır. 1 saat sonra hasta yakınlarından bir tanesi elinde sıcak bir gözleme ile gelir. Hemşireye seslenir. Bu gözlemeyi hastaya sen mi vereceksin yoksa biz mi verelim?

Evrak

Muhasebeci Dursun patron Temel'e bu iş yerinde 10 yıllık evraklar var, çok yer kaplıyorlar bu evrakları ne yapalım diye sorar? Patron Temel hepsini yak der. Dursun'da emredersiniz diye ayrılır. Bu sırada Temel ardından Dursun'a seslenir. Bu evraklar hiç ummadık zamanda lazım alabilir. Sen iyisini hepsinin birer fotokopilerini çek. Asıllarını yak.

Kaynana

Bir otobüste gelinler bir tarafta oturmuş, kaynanalar diğer tarafta oturmuş, yolculuk yapmaktadırlar. Otobüs virajı alamayarak kaza yapar. Kaynanaların oturduğu tarafa devrilir. Bütün kaynanalar ölür. Gelinler sevinçten oley çekmekte, gülüp oynamaktadır. Bu sırada gelinlerden bir tanesi arka tarafta hüngür hüngür ağlamaktadır. Arkadaşları sen sevinecek yerde niye ağlıyorsun derler? Asıl benim ağlamam lazım. Kaynanamı evde unuttum.

11 Ağustos 2009 Salı

Prova

İki deli akıl hastanesinden kaçmışlardır. Bütün hastane personeli seferberlik ilan edip, delileri bulamamışlar. Akşam olunca deliler ellerini kollarını sallaya sallaya hastaneye gelmişler. Hastane görevlileri sormuşlar neredeydiniz demişler. Deliler cevap vermiş, kaçış provası yapıyorduk.

Kıyamet

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar. Hocam kıyamet ne zaman kopacak. Hoca hangi kıyamet demiş. Aman Hocam kaç çeşit kıyamet var ki demişler. Hoca'da iki çeşit kıyamet vardır. Karım ölürse küçük kıyamet, ben ölürsem büyük kıyamet kopar.

Kavuk

Nasrettin Hoca ile yan komşusu oturmuş, sohbet ediyorlardı. Komşusu bir ara Hoca'ya Hocam dün akşam sizin evden bir gürültü duyuldu. Acaba ne oldu merak ettim der. Hoca'da hanımla merdivende tartışıyorduk, kavuğum düştü. Merdivenden yuvarlandı. Bu ses kavuk sesidir der. Adam, Hocam hiç kavuk o kadar ses çıkarır mı der. Kavuk dedikse anlasana içinde bende vardım.

Yağmur

Nasrettin Hoca birgün yağmurdan kaçan bir adamı görür. Allah'ın rahmetinden kaçılır mı hiç der. Adam da haklısın demiş, bir güzel yağmuru yemiş. Aradan bir süre geçtikten sonra ayni adam bu kez yağmurdan kaçan Hoca'yı görmüş. Hocam sen niye yağmurdan kaçıyorsun demiş. Nasrettin Hoca cevabı vermiş, ben Allah'ın rahmetini çiğnememek için kaçıyorum.

Ya da

Adamın birisi doktora gider. Karım cinsel yönden çok isteksiz. Akşam işten eve gelir gelmez çok yorgun olduğunu söylüyor, yemeği yer yemez hemen yatıyor der. Bende bu durum karşısında moralmen çöküyorum der. Doktor da o zaman karınızı getirin yüz yüze bir konuşalım der. Adam da tamam diyerek ayrılır.
Bir hafta sonra karısını getirir. Doktor karısı ile muayene odasında görüşür. Neden cinsel yönden isteksiz olduğunu söyler. Kadın anlatmaya başlar, asgari ücretle çalışıyorum, para yetersiz kalıyor.İşe gitmek için sabah erken kalkıyorum, iş yerine servis ve minübüs yok. Taksi tutarak gidiyorum. Dolayısıyla para olmadığından taksi şoförü ya parayı verirsin ya da benimle beraber olursun diyor. Bende para olmayınca şoför ile beraber olmak zorunda kalıyorum. Dolasısıyla işe gec kalıyorum. Bu sırada patron kaşlarını çatmış saate bakıyor, Ya işten kovarım seni, ya da benimle beraber olursun diyor. Bende işten atılmaktansa patronumla beraber oluyorum. Akşam işten eve gelince ev sahibi kapıda bekliyor, ya kirayı ödersin diyor ya da benimle beraber olursun. Bende para olmayınca ev sahibi ile beraber olmak zorunda kalıyorum. Bu yüzden çok yoruluyorum. Yemeği yer yemez yatıyorum. Kadını dinleyen doktor, kadının gözünün içine bakarak, bu söylediklerinizi "ya kocanıza anlatırım ya da"....

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Cenaze

Temel akşam televizyonda film izlemektedir. Bu sırada telefon çalar. Telefonu karısı Fadime açar. Arayan Cemal'dir. Fadime koşarak Temel'in yanına gelir. Cemal'in karısı ölmüş seni cenazeye çağırıyor der. Temel bu sefer gitmem der. Cemal'in bu 3. cenazesi, bende bir tane bile yok. Hangi yüzle gideceğim.

Tuvalet

Adamın birisi sabah kalkıp, gömleğini giyer. Aksilik değil mi gömleğin düğmesi düşer. Gözlüğü gözüne takacakken gözlük elinden yere düşüp kırılır. Tavada yumurta pişirecektir aksilik değilmi tavanın sapı elinde kalır. Tuvaleti gelir fakat tuvalete gitmeye korkar. Ya elimde kalırsa..

Akşam Yemeği

İkiside fakir olan Temel ile Fadime evlenirler. Aralarında anlaşırlar, ikimizde aşk için yaşayacağız derler. Bir hafta sonra radyatörün üzerine oturan Fadimeyi gören Temel orada ne yapıyorsun kariciğum der. Fadime akşam yemeğini ısıtıyorum kocaciğum.

Ayakkabı

Eski Roma generallerinden birinin eşini boşadığını duyan arkadaşları karınız güzel, alımlı, zarif, iffetli ve çekici biriydi. Doğrusu bu işe şaşırdık derler. General ayağındaki ayakkabıyı göstererek bakınız ne kadar güzel, boyalı, şık ve pahalı bir ayakkabı olduğunu görüyorsunuz değilmi der? Ama ayağımın neresine vurduğunu bilmiyorsunuz.

Balık

Temel pazara balık almaya gider. Balıkçı balıkların çok taze olduğunu bağıra bağıra anlatmaktadır. Temel balığın bir tanesini eline alıp, eğilip balığa birşeyler söyler. Daha sonra balığı kendi kulağına getirip, bir şeyler söyletmeye çalışır. Balıkçı merak eder. Allah aşkına ne yapıyorsun der. Temel balık ile konuşuyorum der. Balıkçı peki balığa ne dedin diye sorar? Temel 3 ay önce ayakkabılarımı denize düşürdüm balığın görüp görmediğini sordum. Balıkçı peki balık ne dedi der. Ayakkabılarımı görmediğini söyledi. Ben denizden 6 ay önce çıktım dedi.

9 Ağustos 2009 Pazar

Soruşturma

Polis bir suçlu hakkında soruşturma yapıyormuş, burunlarının büyüklüğünden ve ayni zamanda soy isim benzerliğinden Temel'e bu adamın yakınımısın diye sorar. Temel pek sayılmaz der. Ben 1. çocuk, O 9. Çocuk diye cevap verir.

Kültür fizik

Fazla kilolarından şikayetçi olan Temel doktora gider. Doktor Temel'e kültür fizik önerir. Temel 3 ay sonra kontrole gider. Doktor, kültür fizik ne durumda diyerek Temel'e sorar.Temel, Doktor Bey fiziği becerebiliyorum da kültürü bir türlü beceremedim.

Haciz

Temel'in borcundan dolayı eşyalarına haciz konulur. Haciz memurları gündüz Temel'in evine gelip haciz işlemini gerçekleştirirler. Aksilik değil mi gecede eve hırsız girer. Birden hırsızı karşısında gören Temel kısıla kısıla güler. Hırsız şaşırır. Temel hırsıza söylenir, haciz memurları gündüz geldi bir şey bulamadı sen gece ne bulacaksın.

Genelev

Temel geneleve gider. Kadın vizite ücretini söyler. Yerde 50 lira, yatakta 200 lira der. Temel hemen 200 lira çıkartıp kadına verir. Kadın sorar yatakta istiyorsun değil mi? Temel hayır der. Yerde 4 defa

Borç

Temel yıllarca yurt dışında yaşamıştır. Memleketi Trabzon'a senelik izine gelir. Temel'i gören hemşehrisi İdris Ula Temel sende para çoktur. Bana 1 yıl vadeli 100.000 dolar borç verir misin? Temel, Para veremem ama vadeyi istediğin kadar verebilirim.

Hastabakıcı Temel

Doktor üç günlük izine çıkar. Muayenehane kapanmasın diye hastabakıcı Temeli yanına çağırır. Sen hastalarla ilgilen. Önemli bir şey olunca beni ara. Ayrıca her akşam seni arar hastalarla ilgili bilgi isterim der. İlk günün akşamı doktor Temel'i arar ne var ne yok diye sorar. Temel üç hasta geldi der. Doktor eeh peki sen ne yaptın der. Temel, ilk hastanın başı ağrıyordu aspirin verdim, ikinci hastanın midesi ağrıyordu Talcit verdim. Doktor güzeelll der. Doktor ya üçüncü hasta ne oldu diye sorar. Temel koltukta oturuyordum birden kapı çalındı içeri afet gibi bir kadın girdi. Hızla soyunup, iç çamaşırlarını da çıkartıp, muayene masasını üzerine yattı. Beş senedir erkek yüzü görmedim dedi. Doktor heyecanlanır peki sonra ne oldu der. Temel gözüne göz damlası visine damlattım.

Metres

İki erkek bir lokantada oturmuş pencereden bakıyorlardı, biri:
-Karşıdan karşıya geçen şu iki kadını görüyor musun biri karım diğeri ise metresimdir.
-Diğeri Allah sana uzun ömürler versin der. Şimdi ben de aynısını söyleyecektim.

Aldatmak

Eve zamanından erken dönen adam karısını yatakta en iyi arkadaşlarından biri ile yakalar. Hiç bozuntuya vermeden ve soğukkanlılıkla silahını çeker ve arkadaşını vurur. Kadın yatakta şöyle doğrulur,
- Bak bu şekilde davranmaya devam edersen hiç arkadaşın kalmayacak.

Sarhoş

Koca eve zil zurna sarhoş girer ve karısına bakarak:
- Ne kadar çirkin olduğunu biliyor musun?
- Karısı sende pis ve sarhoşsun diye cevap verir.
- İyi de benim ki sabaha geçecek.

Katalog

Temel ile Idris'in canlari kadin cekmis. Ellerine gecen Victoria's Secret kataloguna bayilmislar.. Hem kadinlar ilik gibi, hem cins cins, her renkten var, hem de ucuz, tanesi 20-30 bilemedin 40 dolar, hemen siparise koyulmuslar.
Birkac hafta sonra Temel bakmis hatunlardan ses yok Idris'i aramis: "Benim kari hala gelmedi, ismarliyali uc hafta oldu, seninkinden haber var mi" diye sormus. Idris'ten cevap: "Merak etme eli kulagindadir. Benimkisi donunu gonderdi, kendisi de herhalde cok yakinda gelir."

23 Temmuz 2009 Perşembe

Salamon

Salamon yeni tanıştığı arkadaşına dert yanıyordu, ben ikizim, öbür kardeşim bana o kadar benziyor ki, annem bile bizi ayıramaz. Bu yüzden başıma bir sürü bela geldi. Arkadaşı sorar mesela hangi tür belalar geldi der. Salamon anlatır. Bir defasında kardeşim okulda kavga etti, okuldan beni kovdular. Yine kardeşim sokakta birisiyle kavga etti, yanlışlıkla beni hapse attılar. Bunları anlatırken Salamon ağlamaya başlar. Arkadaşı üzülme der. Bakarsın bir gün sen ölürsün, yerine kardeşini gömerler.

Aslan Avı

Temel aslan avına çıkmıştır. Avdan dönüşte Dursun'a rastlar. Dursun Temel'e sorar, şansın yaver gitti mi? Temel'de müthiş der. Hiç aslana rastlamadım.

Asansör Arızası

Temel'in kapıcısı olduğu binanın asansörü arızalanır. Temel asansörün kapısına not yazar. Sayın apartman sakinleri asansörümüz arızalıdır. En yakın asansör 3 bina ileride 105 nolu binadadır.

Madeni Para

Temel'in karısı Fadime koşa koşa gelir. Bizim küçük oğlan 1 ytl lik madeni para yuttu der. Temel önemli değil der. Zaten değeri yoktu.

Sünnet

Temel'in oğlu 18 yaşına gelmiş, hala sünnet olmamıştır. Temel'e artık şu oğlanı sünnet ettir derler. Temel ben niye sünnet ettireyim ki der. Evlenince karısı zevkine göre kestirsin.

21 Temmuz 2009 Salı

Memleketim

Köyüm, kasabam ve kentim
Ne hoştur her semtim
Uğruna nice canlar verilir
Ne güzeldir memleketim

Her tarafı görmeye değer
Yolun düşerse bir gün eğer
Bir kasabasına uğra yeter
Herkes memleketimi över

Yeşil mi istersin her taraf renk renk
Çiçeklerle kuşlar olmuşlar ahenk
Sanki tüm manzara birbirine denk
Memleketim gördü birçok savaş, bir çok cenk

Kars'da oturmak o kadar kolay olmadı
Analar nice şehitler verdi
Millet bu toprakları düzde bulmadı
Türk ordusu Edirneye şerefle girdi

Artık mehmetçiğe dayanırmıydı düşman
İngiliz, İtalyan, Fransız ve Yunan
Dört nala vermişler kaçıyorlardı
Korkudan sanki adeta uçuyorlardı

Kimisi İzmir'de, kimisi körfezde
Kimisi karada, kimisi denizde kaldılar
Nu umdular, neler buldular
Sonunda havalarını aldılar

Giresunumda mis gibi yayla havası var
Adanamda yetişir mandalina ile nar
Kışın Uludağ ile Abant'a yağdı mı kar
Güneydoğum bozkır, Egem tütün kokar

Meşhurdur Afyonumun o doyumsuz acı suyu
Ayrı bir cenettir Küçükkuyu
Muhteşem güzelliktedir Gökova Koyu
Gezmekle bitmez İzmirimin kordon boyu

Trabzonun Uzungöl, Rize'nin Ayder Yaylası
Niğde'nin patates, Tokatın burçak tarlası
Tekirdağın ayçiçeği, Ordu'nun kara lahanası
Antepin fıstığı, Mersin ananası

Memleketimi anlatmaya sözler ve sayfalar yetmez
Bu güzellikler yıllarca sürer hiç bitmez
O muhteşem manzaralar gözümüzün önünden gitmez
Memleketimden başka hiç birşey anlam ifade etmez

(Not:Bu şiir 1992-1993 yılları arasında yazılmıştır)

İki Aşk Arasında

Dursun, Temel'e 2 aşk arasında kaldım ne yapmalıyım diye sorar? Temel, anlat bakalım aşık olduğun bu hanımların özellikleri nedir bakalım? Dursun aşık olduğu hanımların tariflerini yapar. Bir tanesi genç, güzel ve fakir, diğeri yaşlı, dul ve zengin der. Temel valla genç, güzel ve fair olanı tercih et der. Yalnız diğerinin adresini ve telefon numarasını da bana ver.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Doktora(2)

Bir ülkede para karşılığı herkese doktora verilirmiş. Zengin adamın biri kendisine doktora almış. Hava olsun diye atına da doktora almak istemiş. Üniversite yetkilileri atlara doktora vermiyoruz demiş. Bunun üzerine zengin adam da bende para var, bu iş parayla değil mi diye sormuş. Görevliler de cevabını vermiş. Biz atlara doktora vermiyoruz, eşeklere veriyoruz.

Yağmur Altında

Dursun çok zengin olmuştur. Artık İstanbul'a taşınma zamanı geldi diyerek İstanbul'a taşınır. Lüks bir semtde bir dubleks ev alırlar. Dursun 'un arkadaşı Temel ise Trabzon'da gariban bir yaşam sürmektedir. Arkadaşları Temel'e Dursun'un yanına git, sana destek olur derler. Temel'de Dursun'un adresini alıp İstanbul'a gider. Dursun'u bulur. Bu sırada dışarıda yağmur altında Dursun'un oğlu ders çalışmaktadır. Kapıyı çalıp içeri girer. Hoş sohbetden sonra Temel, Dursun'a bir şey dikkatimi çekti der. Senin çocuk dışarıda yağmur altında ders çalışıyor, neden diye sorar? Dursun eehh bizim İstanbul'da zenginler çocuklarını dışarıda okutuyor.

Yalnızlık

Kapı gıcırtısı duyar gibi olurum
Başımı çevirip sağa sola bakarım
Gaipten bir ses diyerek vazgeçerim
Sonra hayal kurmaya devam ederim

Akşam olup işten eve gelince
Sofrayı kurup yemeği yiyince
Etrafa bakar dururum
Saatlerce hiç konuşmadan otururum

Bazan bir dost arar gözlerim
Kapımın çalınmasını beklerim
Boşunadır hiç duyulmaz sözlerim
Gölgemdeki yalnızlığı izlerim

Birden aklıma annem babam gelir
Şimdi ne yapıyorlardır kimbilir
Dostlarımı da düşünürüm
Hava soğuktur biraz da üşürüm

Akşam yemeğim hazır çorba tavuk haşlama
Sabah bir yumurta bir bardak süt
Saat sekiz mesaiye başlama
Akşam altı buçuk paydos zil çalar düüt

Geceleri gözüme uyku girmez
Aşık olduğumu sevgilim bilmez
Azıcıkda olsa umut vermez
Efkarlı geceler hiç bitmez

Bazan yalnızlıktan hoşlanırım
Ne arayanın olur ne de karışan
İstediğin zaman yatar kalkarsın
İstediğin zaman gelir gidersin

Bazan kendimle konuşurum
Bazan tartışırım
Bazan neşeli otururum
Bazan da küs dururum

Bazan şarkı söylerim
Bazan halay çekerim
Bazan horon teperim
Bazan da gölgemle dans ederim
(Not: Bu şiir 11-12. aylar 1992 yılında yazılmıştır)

19 Temmuz 2009 Pazar

Nice İnsanlar Tanıdım

Nice insanlar tanıdım
Bir gece de milyonlar kazanan
Başka bir gecede milyarlar kaybeden

Nice insanlar tanıdım
Ettiği yemini tutmayan
Verdiği sözde durmayan

Nice insanlar tanıdım
Torpile, rüşvete karşı çıkan
Sonunda verilen 5 kuruşu alan

Nice insanlar tanıdım
Lafla peynir gemisi yürüten
İcraata gelince kaçıp tüyen

Nice insanlar tanıdım
Tatlı sözleriyle her kapıyı açan
İş ciddiye binince dört nala kaçan

Nice insanlar tanıdım
Kendi çıkarı içi her şeyi yapan
En yakın dostunu bile satan

Nice insanlar tanıdım
Sözde haklının yanında olan
İş başa düşünce çareye yalanda bulan

Nice insanlar tanıdım
Pahalı elbise giyip hava atan
Evinde kirli çarşafta yatan

Nice insanlar tanıdım
Malı olupta yemesini bilmeyen
Parası olupta gezmesini bilmeyen

Nice insanlar tanıdım
Kibirden yanından geçilmeyen
Bir bardak suyu bile içilmeyen

Nice insanlar tanıdım
İyi günün dostu olan
Kötü günde ortadan kaybolan

Nice insanlar tanıdım
Yemeğe bir kuru ekmeği olmayan
Laf edebiyatı yapmaktan geri kalmayan

Nice insanlar tanıdım
Bir anda şöhrete ulaşan
Bir gecede şöhretten olan

Nice insanlar tanıdım
Oturduğu yerden para kazanan
Hiç çalışmadan yan gelip yatan

Nice insanlar tanıdım
Dereyi geçene kadar eşeğine dayı diyen
Dereyi geçtikten sonra eşeğini döven

Nice insanlar tanıdım
Sevgiden merhametten yoksun olan
Elini geçirdiği yetimi yolan

Nice insanlar tanıdım
Akrep gibi insanları kemiren
Mikrop gibi insanın kanına giren

Nice insanlar tanıdım
İnsanlık nedir bilmeyen
Surat asıp hiç gülmeyen

Nice insanlar tanıdım
Riyakarlık yapıp ikili oynayan
Sözüne güven olmayan

Nice insanlar tanıdım
Çalıştırdıkları elemanın hakkını yiyen
Ay sonunda maaşlarını vermeyen

Nice insanlar tanıdım
Dayak korkusuyla sindirilmiş
Tatlı vaatlerle kandırılmış

Nice insanlar tanıdım
Satmak için her türlü hileyi yapan
Kaliteli diye vatandaşı aldatan

Nice insanlar tanıdım
Çarşaf giyip yüzünü kapatan
Her türlü edepsizliği yapan

Nice insanlar tanıdım
Bir gece yatar eşinin yanında
Başka bir gece sevgilisinin koynunda

Nice insanlar tanıdım
Parayı yastık altında saklayan
Biter diye yemeyipte koklayan

Nice insanlar tanıdım
Hakkını aramaktan aciz
Derdini söylemekten naciz

Nice insanlar tanıdım
Paraya mala mülke tapan
İnsan olmayı unutan

Nice insanlar tanıdım
Çıkarı için her kötülüğü yapar
En yakın dostunu bile satar

Nice insanlar tanıdım
Alavere dalavere peşinde koşan
Üç kağıtçılık yaptıkça daha da coşan

Nice insanlar tanıdım
Ağzından dürüstük lafı düşmeyen
Fakirin bir kuruşunu bile yiyen

Nice insanlar tanıdım
Hava olsun diye lüks araçlarda gezen
5 kuruş için dostunu üzen

Nice insanlar tanıdım
İnsanlıktan nasibini almamış
Hayatı boyunca hiç adam olmamış


Nice insanlar da tanıdım
İhtiyacı olana yardım eli uzatan
Dostluk ve kardeşliği ön planda tutan

Nice insanlar da tanıdım
Azimle canla başla çalışan
Sonunda amcına ulaşan

Nice insanlar da tanıdım
Her türlü zorluğa göğüs geren
Avucunda ne varsa yere seren

Nice insanlar da tanıdım
İşine dört elle sarılan
Sonunda yaranamayıpta işinden kovulan

Nice insanlar da tanıdım
Bir elmayı paylaşan
Haksızlıkla savaşan

Nice insanlar da tanıdım
Beş dakika boş durmayı sevmeyen
Yalanan ve iftiraya gelmeyen

Nice insanlar da tanıdım
Her engeli kolayca aşan
Zordakinin yardımına koşan

Nice insanlar da tanıdım
Emeğe ve alın terine değer veren
Dostlarını unutmayıp gören

Nice insanlar da tanıdım
Sevdikleri için ölümü göz önüne alan
Bunun içinde her türlü belayı bulan

Nice insanlar da tanıdım
Engel nedir bilmeyen
Zorluklardan yılmayan

Nice insanlar da tanıdım
Umutsuzluklardan umut dağıtan
Karamsarlıklardan ışık bulan

Nice insanlar da tanıdım
Paraya değer vermeyen
Cimriliği sevmeyen

Nice insanlarda tanıdım
Hakkını sapına kadar savunan
Haksızlıkla sonu kadar savaşan.
(Not: Bu şiir, 1991 yılı Eylül-Aralık ayı boyunca yazılmıştır)

Boğa Güreşi

Temel, İspanya'da Ispanyol arkadaşıyla boğa güreşlerini izlemeye gider. Matadorlar boğaya saldırınca bütün arena hep birden olee diyerek inlemektedir. Boğa matadora saldırınca herkes sessizlik içinde bir an önce matadorun tekrar boğaya saldırmasını beklemektedir. Boğa matadora saldırınca koskoca stadda sadece Temel ayağa kalkıp ole demektedir. Temel'e arkadaşı sen neden matadora boğa saldırınca ole diyorsun diye sorar? Temel cevabını verir. Ben boğayı tutuyorum.

Güzellik Ajansı

Bir güzellik ajansına bayanların her türlü günlük işlerini yapabilecek erkek aranıyor ilanını gören genç delikanlı soluğu ilanın verildiği ajansda alır. Delikanlıyı mülakata alırlar. Delikanlı öncelikle sorar. Görevim ne olacak? Kızların vucutlarındaki yağları temizleyeceksin. Sırtlarına masaj yapacaksın. Göğüslerinin ucuna değişik resimler yapacaksın. Vucutlarını güneşe karşı kremleyeceksin vs. vs.. Bunu duyan genç tamam hemen işe başlayabilirim der. Ajans yömeticileri o zaman yarın saat yedide Adapazarında hazır ol derler. Delikanlı şaşırır, iş İstasnbul'da değil mi diye sorar? İş İstanbul'da da kuyruk Adapazarında.

Doyamadım

Köyün yosması başka bir köyden geçerken bağrışma ve ağlaşmalar duyar. Sesin geldiği tarafa doğru yönelir. Bakar ki bir cenaze. Bir süre bekler, cenazede herkesin ağladığını, özellikle de bir kadının daha şiddetli ağladığını görür. Cenazedekilere sorar. Kim öldü der? Köyün mert, cesur, babayiğit, karizmatik bir delikanlısının öldüğünü söylerler. Kadın bir süre ağlayanları takip ettikten sonra saçını başını yerlere vuran kadının "doyamadıma doyamadıma" diye feryatlarını dinler. Kadınlara sorar. Bu kadın niye doyamadım doyamadım diye ağlıyor der. Kadınlar, ölen adamım eşiydi derler. Rahmetlinin seks gücü çok fazlaydı, bize her defasında yatak odası marifetlerinden bahsederdi diye anlatırlar. Gecede banamısın demez istediği kadar ilişkiye girebilirmiş derler. Bu sırada yosma kadın feryadı figan ederek ağlamaya başlar. Duyamadıma..duyamadıma..

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Ölüm Sessizliği

Kadınlar apartmanda saç saça baş başa kavga ederler. Olay mahkemeye yansır. Yine mahkeme salonunda büyük bir arbede yaşanır, her kafadan bir ses çıkar, kimse kimsenin dediğini duymaz. Duruşma Hakimi kızar. Susun diye bağırır, kadınlar yine susmazlar. Hakim bu kez daha gür bir sesle bağırır, susun.. içinizden sadece en yaşlı olan konuşsun. Salon bu sırada ölüm sessizliğine bürünür.

Zengin Olmak

Temel ile Dursun İstanbul'da dolaşırken bir dükkanda yazan yazı dikkatlerini çeker. Gömlek 2.5 TL, pantalon 5 TL, Palto 10 TL yazmaktadır. Temel ula Dursun der, biz zengin olduk. Dursun neden diye sorar? Görmüyor musun fiyatları, pantoldan 200 tane, gömlekten 300 tane, paltodan 100 tane alırsak, bunları Trabzonda en az 3 katına satarız. Dursun haklısın der. Hemen dükkana girerler. Temel Dükkan sahibine bize 200 pantol, 300 gömlek, 100 palto hazırla der. 200 pantol 5 liradan 1000 lira yapar, 300 gömlek 2.5 liradan 750 lira yapar, 100 palto 10 liradan 1000 lira yapar. Toplam 2750 lira yapar. Dükkan sahibi Temel'e gülerek bakar, siz laz mısınız der. Temel biraz bozulur ama nasıl anladın der. Burası Satış Mağazası değil, Kuru Temizleme Dükkanı.

65 Yaş

İlkokul öğrencisi öğretmeninin yanına ağlayarak gelir.Öğretmen, oğlum niye ağlıyorsun der. Küçük öğrenci 18 yaşına kadar bu okulda kalacağımı öğrendim der. Öğretmen, oğlum sen ağlarsan bizim ölmemiz lazım der. Biz 3 kuruş maaşla 65 yaşına kadar buradayız

İntihar

Adam kütüphaneye gitmiş. Kafam bu günlerde çok bozuk demiş. Memura dönüp, nasıl intihar edilir isimli bir kitap var mı diye sorar? İlgili memur evet beyefendi, alt rafta 2. sırada kitabı bulabilirsiniz der. Adam 2 dakika sonra geri döner. Memura kitabı bulamadığını söyler. Memur kahretsin der. Kitabı alan geri getirmiyor ki,

17 Temmuz 2009 Cuma

Eczacı Kadın

Marmaris'e partneriyle tatile giden bir erkek, utangaç bir tavırla eczaneye girer. Eczacı bayandır. Utangaç tavırlı erkek şey der, fakat ilerisini getiremez. Eczacı kadın ben sağlıkçıyım, bir doktorla konuşur gibi benimle konuşabilirsin der, utanmana gerek yok. Bundan biraz cesaret alan erkek müşteri utana sıkıla Marmaris'e geleli 3 gün oldu. 1. gün partnerimle 3 kez beraber oldum, 2. gün 5 kez beraber oldum . Bugün daha öğleyen 5 kez beraber oldum herhalde akşama 8'i-9'u bulur. Bana ne verirsiniz der? Eczacı kadın saçlarını arkaya doğru atar, genç adamın gözlerinin içine bakarak, şey efendim der. Yemen içmen benden 3000 Lira veririm.

Fazla Yaşamak

Adamın birisi doktor bey, 20 yıl daha yaşayabilir miyim der? Doktor adama sorar. İçki ve sigara içermisin? Kumar oynar mısın? Çapkınlık yapar mısınız der? Adam da kendinden emin. Hayatım boyunca içki ve sigarayı ağzıma almadım. Kumardan nefret ederim. Çapkınlık ne derseniz bilmem der. Doktor adamı dinledikten sonra kafasını bir iki kez sallar, bre adam bu tür alışkanlıkların yok, niye fazla yaşamak istersin ki?

Delikanlının Evliliği

Delikanlı evlenmek için kimi getirse annesine beğendiremiyormuş. Bir arkadaşı sana bir tavsiye demiş, öyle bir kız bulacaksın ki her yönüyle annene benzeyecek, göreceksin annen o kıza bayılacak. Delikanlı hayli araştırdıktan sonra annesine benzeyen bir kız bulmuş. Giyimi, konuşması, yürümesi, beğendiği yemekler, hatta gözlerinin rengi bile annesine benziyormuş. Bir süre sonra delikanlıya arkadaşı sormuş, nasıl annen kızı beğendi değil mi demiş. Delikanlı vaziyet bildiğin gibi değil der. Babam kızdan nefret ediyor.

Soyunmak

Doğu'lu bir kadın ilk kez doktora gider. Doktor muayene için kadına soyunmasını söyler. Kadın, doktor bey ben soyunma bilmirem, önce sen soyun der.

Bu Yüzden

Bir inşaatda çalışan işciler soğuk-sıcak, gece-gündüz, yaz-kış demeden çalışmaktadırlar. Hemen her türlü işi yapmaktadırlar. Bunun yanında masa başında çalışan mühendis onlardan 2-3 kat daha fazla maaş almaktadır. İşciler kendi aralarında bir temsilci seçip, mühendise gönderirler. Temsilci durumu mühendise anlatır, biz akşama kadar kan ter içinde çalışıyoruz, sen ise masa başında çalışıyorsun, bizden çok daha fazla maaş alıyorsun, bunun sebebini öğrenmek istiyoruz der. Mühendis tamam der. Bana bir taş getir der. İşci bir taş bulup getirir. Mühendis elini masaya koyar. İşciye taşı elime vur der. İşci olur mu hiç yapamam der. Mühendis ısrar eder, dediğimi yap der. Bunun üzerine işci taşı havaya kaldırıp, yekun kuvvetiyle mühendisin eline vurmak üzereyken mühendis elini çeker. İşci de taşı vuramaz. Mühendis cevabı verir, bu yüzden fazla maaş alıyorum der.
İşci hiç bir şey anlamaz, geri döner. Arkadaşları merakla sorar, öğrendin mi derler. Eliyle gözünün birini kapatıp, arkadaşlarından birisine gözüme vur der. Arkadaşı delirdin mi der, temsilci işci ısrar eder, birşey olmaz der. Temsilcinin arkadaşı tamam öyleyse, sen kaşındın yapacak bir şey yok der. Eliyle işcinin gözünü kapattığı eline sert bir şekilde vurur, bu sırada temsilci işci elini hızla gözünden çeker, yumrukta gözünde patlar. İşcinin gözü şişer. Mühendisin neden daha çok maaş aldığının sebebini soruyordunuz, işde bu yüzden der.

Papaz

Kasabanın papazı günah çıkarmaya gelenlerin çoğunun zina yaptıkları için günahlarının af edilmesini istemelerinden bıkmıştır. Bana bakın kim bundan sonra ben kocamı aldattım, ben karımı aldattım, benim günahlarımı af edin derse kasabayı bırakır giderim der. Kasabalı papazı çok sevdiklerinden papazın gitmesini istemezler. Bundan sonra zina yapıp da beni affedin aziz peder sözünü söylememeye dikkat etmişler. Beni affedin aziz peder, kaldırımda yürürken düştüm demeye başlamışlar. Bu iş senelerce sürmüş. Papaz yaşlanmış, nihayet ölmüş. Kasaba halkı yeni gelen papaza ayni şikayetlerle gitmeye başlamışlar, beni affedin aziz peder, kaldırımda yürürken düştüm deyip, af talebinde bulunuyorlarmış. Eski durumu anlamayan yeni papaz Belediye Başkanını ziyarete etmiş. Papaz Belediye Başkanından şehrin kaldırımlarını tamir ettirmesini istemiş, bir sürü insanın ayni şikayetlerle geldiğini anlatmış. Kaldırımlarda yüürürken düştüğünü söylemiş. Durumu anlayan Başkan kıs kıs gülmeye başlamış, buna karşılık papaz kızmış, siz gülebilirsiniz ama eşiniz bile bir hafta içinde 3 kez kaldırımdan düştüğünü söyledi.

16 Temmuz 2009 Perşembe

Ayrıntılı Fatura

Bir tekstil fabrikasında kumaş baskı makinalarından bir tanesi arızalanır. Fabrika basılan kumaşları ihraç etmektedir. Dolayısıyla acil olarak arızanın giderilmesi gerekmektedir. Fabrikanın makina bakım elemanları ile makinanın mümessil firmasının teknisyenleri arızayı gideremez. Patrona falanca yerde bir uzman var ancak arızayı O giderebilir demişler. Patron acil olarak uzmanı çağırtmış. Uzman gelmiş, makinayı gözle bir süzdükten sonra çantasından bir çekiç çıkartıp, çekici makinanın gövdesine sert bir şekilde vurmuş. Makina çalışmaya başlamış, herkes sevinmiş. Uzmana teşekkür etmişler. Aradan bir hafta sonra uzman fatura göndermiş. Makinanın tamir bedeli 1000 USD. Muhasebe Müdürü faturayı hemen patrona götürmüş patronda kızmış, olur mu böyle şey demiş. Benim en tecrübeli elemanım bir ayda o kadar parayı alamıyor, bir çekiç vur, parayı al böyle şey olmaz demiş. Muhasebe müdürüne uzmandan ayrıntılı fatura iste demiş. Uzman 2-3 gün sonra ayrıntılı fatura göndermiş. Makinaya çekiçle vurmanın bedeli:1 USD, Nereye Vurulacağını Bilmenin Bedeli:999 USD. Toplam: 1000 USD.

Yurt Dışı Gezisi

Eski Başbakanlardan Yıldırım Akbulut Ankara Esenboğa Havaalanında bir basın açıklaması yapar. Değerli basın mensupları 28 şubat ile 3 Mart arası 6 günlük bir yurt dışı gezisine çıkıyorum, dönüşte görüşmek üzere...

Saat Kurmak

Delinin biri saate yüzme öğretiyormuş, fakat bir türlü saati yüzdüremiyormuş. Onu gören diğer deli tabiki yüzmez der. Saati kurmadın ki

Değirmen Taşı

Nasrettin Hoca gençliğinde bir değirmen taşını kaldırmak ister, taşı bir türlü yerinden kaldıramaz. Aradan yıllar geçer, Nasrettin Hoca yaşlanır. Bir gün tekrar değirmene gider, ayni taşı kaldırmak ister, fakat yine kaldıramaz. Ben bu taşı gençliğimde de kaldıramamıştım der. Demek ki, yaşlılık ile gençlik arasında pek bir fark yokmuş.

İstanbul

İstanbul istanbul dediler

15 Temmuz 2009 Çarşamba

İntikam

Temel'in kızı bir gün kocası tarafından fena dövülmüştür. Kız kaçarak baba evine sığınır. Temel ne oldu seni böyle kim dövdü der? Kızı Emine beni kocam dövdü der. Bu sırada Temel evde bulunan sopayı eline alır, başlar kızını dövmeye, Temel'in eşi Fadime sen yapıyorsun kızı zaten kocası dövmüş, bir de sen dövüyorsun yazık değil mi? Kızcağız sana sığınmış, sen kocasından beter ediyorsun diyerek kızı Temel'in elinden alır. Temel'de ben kızımı dövmüyorum der. Kızımı döven adamın karısını döverek ondan intikam alıyorum.

14 Temmuz 2009 Salı

Gaz Kaçırmak

Kadının birisi check-up yaptırmak için doktora gitmiş. Doktor Bey, çok sağlıklı bir kadınım demiş. Yalnız sürekli gaz kaçırıyorum tek şikayetim bu demiş. Otobüsde, yolda, işde, evde, sinemada, düğünde, çarşıda, pazarda her yerde gaz kaçırıyorum fakat bunu kendime sorun etmiyorum der. Çünkü kaçırdığım gaz ne kokuyor, ne de ses çıkartıyor, aslında çok da şikayetçi değilim ama eğer sorunu çözerseniz daha iyi olur der. Doktor kadına ilaç verir, 10 gün sonra kontrole gel der. Kadın ilacı kullanır 10 gün sonra büyük bir hışımla doktora gelir. Doktor Bey verdiğiniz ilaç yan tesir yaptı. Kokudan duramıyorum der. Doktor güzeell der. Burnunuzu hallettik, sıra kulağınızda der.

Sivrisinek

Temel ile Dursun tatile çıkarlar. Ormanlık bir alanda çadırlarını açıp, kamp kurarlar. Yalnız etrafta çok sayıda sivrisinek vardır. Sürekli Temel ile Dursun'u rahatsız edip, bir taraflarını ısırmaktadırlar. Dursun Temel'e en iyisi çadırda saklanalım der. Çadırın kapısını kapatıp, ses çıkarmadan beklerler. Bu sıra iyice gece olmuştur. Temel kalkıp, çadırın kapısını aralar. Bir de ne görsün etrafta bir sürü ateş böceği vardır. Ula Dursun olduğun yerde kal, çadırdan dışarı çıkma der. Sivrisinekler ellerine fener almış, bizi arıyo..

Temel ve Hamsi

Temel bir giyim mağazası açar, adını Temel ve Hamsi koyar. Arkadaşları böyle giyim mağazası ismi olur mu hiç derler. Temel'de Damat & Tween oluyorda neden Temel ve Hamsi olmasın .

Kaza Sonucu

Bir trafik kazasında minübüs ile otobüs çarpışmıştır. 10 ölü, 20 yaralı vardır. Yaralılar bağrışmaktadır, Oy kolum, ay ayağım, of başım diyerek feryadı figan etmektedirler. Bu sırada olay yerine gelen ambulansın doktoru Temel yaralılara sitem eder, bakın adamlar ölmüş gıkları bile çıkmıyor, siz bağırıp duruyorsunuz.

Trafik Kazası

Temel'in eski model bir kamyonu varmış. İzmit'den aldığı yükü Trabzon'a götürüyormuş. Kırmızı ışıkta duramamış, arabanın frenleri kaydırmış arkadan lüks bir mercedese vurmuş. Mercedes'in sahibi ve Temel araçlarından inip, hasara bakmışlar. Temel yalvarmış ne olur beni affet, bir hata oldu. Hasar da çok büyük değil, sadece tampon ezilmiş demiş. Mercedesin sahibi tamam diyerek tekrar yola koyulmuşlar. Kırmızı ışıkların birinde yine Temel'in kamyonu ayni araca arkadan çarpmış. Araç sahibi bakmış daha önceki çarpan kişi. Temel yalvarmaya başlamış, gariban bir adamım demiş, ömür boyu çalışsam hasarı ödeyemem demiş. Araç sahibi Temel'e acımış, tamam demiş. Birbirlerine geçmiş olsun dileklerinden sonra yola koyulmuşlar. Yine kırmızı ışıklardan birinde Temel'in kamyonu duramamış, ayni mercedes'e arkadan çarpmış. Tabiki hasar bu kez daha fazla. Temel bu kez araçtan inmemiş, kamyonun camından seslenmiş, benim ben, devam et.

Otobüs Bileti

Temel İETT Otobüsü bileti almak için bir bilet gişesine gider. Gişeci Dursun'dur. Temel bana bir adet bilet verirmisin der? Dursun gişede başka şeylerle oyalanmaktadır. Gişeci Dursun, Temel'e lütfen sıraya geç der. Temel bakar sırada kimse yoktur. Lütfen bana bir bilet der. Dursun tekrar sıraya geç der. Temel yine arkaya bakar, kendisinden başka hiç kimse yoktur. Lütfen bana bir bilet der. Dursun'da sıraya geç öyle vereyim deyince, Temel'in kafası atar, okkalı bir osmanlı tokadı atar Dursun'a Dursun yere düşer. Gözünü tutar. Temel'e bana kim vurdu der. Temel'de bu kalabalıkta göremedim der.

Yufka

Timur'un deftardarı hesapta yanlışlık yapar. Timur deftardara kızar kağıtları bir güzel yedirir ve işten kovar. Yerine Nasrettin Hoca'yı işe alır. Yalnız Hoca hesapları yufkaya yapmaktadır. Timur Hoca'ya seslenir, hesapları neden yufkaya yapıyorsun? Hoca'da cevabını verir, yemesi kolay olsun.

Bilmiyorum

Temel ile oğlu Trabzon'dan İstanbul'a otobüs ile yolculuk yapmaktadırlar.Oğlu her köy, belde, ilçe girişlerinde baba burası neresi der, Temel bilmiyorum evladım der. Yol kenarında bulunan büyük yapıları sorar babası yine bilmiyorum der. Baba İstanbul'a kaç km var der, babası Temel bilmiyorum der. Çocuk sürekli soru sormaya devam eder. Babası Temel her defasında bilmiyorum der. Çocuk, babasına baba sürekli soru sorarak seni rahatsız ediyorum galiba der. Temel olur mu oğlum. Sor ki, cahil kalmayasun.

Adres Tarifi

Trabzon'a otomobil ile gelen yabancı birisi yol kenarında bekleyen Temel'e sorar, Uzungöl yaylasına nasıl gidebilirim? Temel bilmiyorum der. Adam da düz yolda sağa sola baka baka yoluna devam eder. Bu sırada Temel Dursun'u görür, Uzungöl'e nasıl gidilir diye sorar? Dursun'da bilmiyorum der. Temel az önce kendisine adres soran araca arkadan geri dön işaretleri yapar, şoför işaretleri dikiz aynasından görür ve geri döner. Ne oldu öğrendin mi der? Temel hayır der, arkadaşım Dursun'a sordum oda bilmezmiş.

Zenginlik

Temel'in uçan kuşa borcu vardır, borçlarını ödeyememektedir.Derken Temel bir yolunu bulup, zengin olur. Hemde ne zenginlik, lüks konutlarda kalmakta, fiyakalı arabalarda gezmektedir. Bu sırada alacaklıları Temel'e artık zengin oldun, şu borçları öde artık derler. Temel'de hayır ödemeyeceğim der. Niçin diye sorduklarında, zengin oldu da değişti demesinler.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Sınıfta Kalmak

Temel İstanbul'da okumaktadır. Dersleri çok kötüdür ve sene sonu sınıfta kalır. Trabzonda yaşayan kardeşine telgraf çeker, Cemalciğim ben sınıfta kaldım sen babamı hazırla der. Bir süre sonra kardeşi Cemal'den telgraf gelir. Temel abi ben babamı hazırladım, sen de kendini hazırla.

Televizyon Yarışması

Temel bir Televizyon kanalında yapılan yarışmaya katılır ve birinci olur. Temel'e vaat edilen paranın yarısını verirler. Temel bu duruma kızar ve yetkililere sorar, yetkililer vergi kestiklerni söyler. Temel en fazla %20 vergi kesilsin, %50 nereden çıktı böyle der. Tanıdık bir avukata durumu anlatır, avukat televizyonu mahkemeye ver der, Temel tamam der. Aradan 3-5 ay geçer, avukat Temel'i görür. Televizyonu mahkemeye verdin mi der? Temel verdim ama sonra geri aldım. İnsan yine de televizyonsuz yapamıyor.

Güneşe Gitmek

Amerikalı, Avrupalı ve Bizim Temel Uluslararası bir konferansdadırlar. Amarikalı biz marsa gittik ve oradaki yaşamı inceledik, Avrupalı bizde aya giderek oradaki yaşamı inceledik der. Sıra Temel'e gelir, bizde güneşe gittik ve oradaki yaşamı inceledik der, bunun üzerine Temel'e nasıl olur güneş çok sıcak nasıl gittiniz derler? Temel o kadar salak değiliz akşam serinliğinde gittik.

Tutanak

Temel otomobil kullanırken dalgınlık sonucu karşı tarafdan gelen başka bir otomobille çarpışmış, otomobillerde hasar oluşmuş. Temel otomobilden inip, centilmen bir edayla geçmiş olsun kardeş demiş. Karşı taraf teşekkür etmiş. Bu sırada Temel aracının torpido gözünde bulunan viskiyi çıkartıp, diğer sürücüye ikram etmiş, rahatlarsın demiş. Sürücü viskiyi içmiş, Temel'e teşekkür edip, sormuş, sen içmeyecek misin? Temel, ben polis tutanak tuttuktan sonra içeceğim.

Tarlaya Tavuk Ekmek

Dursun tavuk yetiştirmeye karar verir. Tavuklardan daha fazla nasıl yumurta alınır diye düşünürken bir arkadaşı tavuğu tarlaya ek der. Dursun'un hoşuna gider, pazardan 20 adet civciv alır, civcivleri sırtı yere gelecek şekilde tarlaya eker, fakat ektiği yerde hiç bir filizlenme olmaz. Arkadaşına durumu anlatır, arkadaşı yanlış ekmişsin der. Dursun pazardan 20 tane daha civciv alır. Civcivleri ayakları yere gelecek şekilde ekmelisin der. Dursun tarif edildiği gibi yapar, ayakları yere gelecek şekilde eker. Bir süre bekler, yine filizlenme olmaz. Toprağı kazıp, bakar bütün civcivler ölmüştür. Arkadaşı bu kez en iyisi Karadeniz Teknik Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinde öğretim üyesi Pr.Dr. Temel'e bir mektupla durumu anlatalım der. Temel'e mektup yazarlar. Temel mektubu alır almaz hemen civcivleri ektiğiniz topraktan numune alıp, fakülteye gönderin. Toprağı laboratuarda inceleteyim der.

Bir Sigara İçimlik

Bir kadın doğum kontrolü için doktora gider. Doktor, kadına doğum kontrol hapı verir. Yalnız ilacı kullandıktan sonra kocan bir sigara içimlik yaklaşık 5 dakika bekleyecek, ondan sonra ilişkiye gireceksiniz der. Kadın taman diyerek ayrılır. Aradan 5-6 ay geçer kadın ayni doktora tekrar gider, doktor hastayı tanır, ne oldu hamile mi kaldın der? Kadın da evet cevabını verir. Doktor ilacı kullanmadın mı diye sorar? Kadın kullandım da kocam sigarayı çabuk içiverdi.

12 Temmuz 2009 Pazar

Hasta Çocuk

Kadın oğlunu doktora götürmüş, oğlum yürüyemiyor, konuşamıyor, duyamıyor, göremiyor. Ayrıca kalbinde de problem var. Midesinde yanma, ciğerlerinde pus, böbreklerinde de taş var der. Doktor bir hasta çocuğa, birde kadına bakar. Kadına soyun der. Kadın şaşırır, ne soyunması hasta ben değilim çocuk der. Doktor tamam anladım der. Çocuğu düzeltene kadar yenisini yapmak daha kolay.

Picasso

Ünlü Ressam Picasso'nun bir arkadaşı Picasso'yu ziyaret eder. Ünlü ressamın resim ve tablolarını inceler. Eserlere hayran kalır. Bu sırada evdeki çocuklar ünlü ressamın arkadaşının dikkatini çeker. Resimlerinin güzelliğine karşılık ressamın çocukları oldukça çirkincedir. Arkadaşı samimi olduklarından olsa gerek Bay Picasso sana birşey söyleyeceğim der. Bu kadar güzel tablolar ve resimler yapmışsınız fakat çocuklarınız oldukça çirkin acaba neden? Picasso'nun cevabı çok anlamlıdır. Resimleri gündüz gözüyle yaptım, çocukları gece karanlığında tıkıştırdım.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Kuaför

Temel Ankara'da kuaföre gider ve traş olur. Kuaföre Ankara'ya gelmişken Cumhurbaşkanını'da görmek istediğini söylemiş, kuaför biraz zor demiş. Bir sürü prosedürü var, göremezsin demiş. Temel o işi bana bırak demiş. Neyse Temel'in işi yine Ankara'ya düşer. Ayni kuaföre traş olmaya gider. Kuaför Temel'e Cumhurbaşkanını gördün mü der? Evet gördüm der Temel. Peki Cumhurbaşkanı sana ne söyledi der kuaför?. Temel'de cevabı yapıştırır, saçını bu kadar kötü hangi berber kesti.

Koku

Adamın birisi bir toplulukta gaz kaçırmış, sesini kimse duymasın diye sandalyeyi gıcırtmaya başlamış, onu gören Hoca, sesi benzettin de kokuyu ne yapacaksın?

Uçak Motoru

Temel uçak yolculuğundadır. Pilotun anonsu duyulur, sayın yolcularımız 4 motordan bir tanesi arızalandı, diğer 3 motor ile yolculuğa devam ediyoruz korkacak bir durum yok. Yalnız yolculuk biraz uzayacak. Aradan 30 dk geçer yine bir anons sayın yolcularımız uçağın 2. motoru da arıza yaptı fakat korkmaya gerek yok. Kalan 2 motorla yolculuğa devam edeceğiz. Yalnız yolculuk biraz daha uzayacak. Aradan 1 saat geçer piliotun yine anonsu duyulur. Sayın yolcularımız uçağın 3. motoru da arızalandı. Endişelenmeye gerek yok, tek bir motorla yolculuğa devam edeceğiz. Yolculuk bir kaç saat daha uzayacak der. Bu sırada Temel, desene diğer motorda arızalanırsa geceyi havada geçireceğiz.

Karne

Temel'in oğlu sene sonunda karneyi alıp, heyecanla eve gelir. Temel sorar oğlum karnen nasıl zayıf varmı der? Çocuk hayır baba karnem 10'luk der. Babası karneyi eline alır, bakar ki dersler 0,1,2,3 çocuğa kızar. Oğlum bunun neresi 10'luk? Baba, hepsini toplasan 10 yapıyor.

Tahlil Sonuçları

Temel bir polikliniğe gider ve çeşitli tahliller yaptırır. Tahlil sonucunda doktor kolesterol oranı yüksek, potasyum, magnezyum ve kalsiyum oranı normalin altında, demir oranı çok yüksek der. Temel desene beton gibi adamım.

Çift Katlı Otobüs

Temel Bursa'dan Trabona 2 katlı otobüs ile yolculuk yapıyormuş, Temel üst katta, Dursun alt kattadır. Yolculuk esnasında Temel cep telefonu ile çaktırmadan Dursun'u arar yolculuk nasıl geçiyor der? Dursun en arka taraftadır. Valla şoför uyudu galiba, sadece sırtını görebiliyorum der. Temel, sizde en azından bir şoför varmış, biz hepten şoförsüz gidiyoruz.

İngilizce

Temel İngiltere'ye gitmiş, bir süre kaldıktan sonra memleketi Trabzon'a geri dönmüş. Arkadaşları İngilizce bilmiyordun sıkıntı çektin mi derler? Temel hayır çekmedim, asıl sıkıntıyı İngilizler çekti.

10 Temmuz 2009 Cuma

Perhiz

Doktor bir hastasına perhiz listesi yazmıştır. Falanca yemekten şu kadar, filanca yemekten bu kadar yiyeceksin diye uzun bir liste yapar. Yalnız sigarayı günde 3 kez içeceksin der. Hasta listeyi alıp eve gelir. Bir süre sonra kontrole gider. Doktor hastaya sorar perhize alışabildin mi der? Hasta alışmasına alıştım da şu sigarayı içmesem olmaz mı?

Elbisenin Cebi

Doğu Anadolu'dan yeni seçilen Doğu kökenli bir milletvekili meclise yeni bir elbise ile gitmek ister. Takım elbiselik kumaş alıp, Terzi Reşo'ya verir. Terzi elbiseyi diker. Milletvekili elbiseyi prova yaparken bir şey dikkatini çeker, elbisenin cebi yoktur. Ula Reşo bu elbisenin cebi yok der. Terzi Reşo biliyorum der. Siz daha yenisiniz, bunca yıldır bu için içindeyim elini kendi cebine sokan milletvekili görmedim.

Memnuniyet

Trabzon'un Sürmene ilçesi Devlet hastanesine tayin edilen bir doktor, birgün şehir merkezinde gezerken Temel'i görür. Temel'e sorar, halk benden memnun mu der? Temel memnun olmazlar mı der. Sizin için canlarını bile feda ediyorlar.

Çift Vuruş

Temel futbolcudur. Hakem bir pozisyonda çift vuruş verir. Temel arkadaşlarına siz çekilin der. İkisini de ben kullanacağım.

Prezervatif

Temel doğum kontrolü için çözüm arar. Bir doğum uzmanına başvurur. Doktor Bey çocuk sayısı fazla ekonomik durum ortada, maaşlar düşük. Ne yapmam lazım der? Doktor Temel'e prezervatif verir. Temel memnun kalır, prezervatifi alıp, evin yolunu tutar. Temel 5-6 ay sonra ayni doktora tekrar gider. Doktor Bey karım hamile der. Doktor nasıl olur prezervatifi kullanmadın mı der?. Doktor bey tarif ettğiğin gibi kullandım, hatta biraz büyük geliyordu ucundan bir miktar da kestim.

Makina Mühendisi

Temel bir gazetede ilan görür. İlanda ingilizce bilen, askerliğini yapmış, bilgisayar kullanan, tecrübeli, makina mühendisi aranmaktadır. Temel ilanı gazeteden makasla kesip, hemen ilanın belirtildiği adrese gider. Temel'i mülakata alırlar. Temel'e sorarlar ingilizce biliyormusun? Temel, hayır der, askerliği yaptınmı, hayır. Bilgisayar kullanabiliyor musun? Hayır kullanamıyorum. Peki tecrüben var mı? Temel yine hayır tecrübem yok der. Bu kez mülakatı yapan insan kaynakları yetkilisi siz o zaman makina mühendisi de değildirsiniz deyince, Temel evet, değilim. Boşuna uğraşmayın, benden size fayda yok.

Fotoğraf

Temel ahırda ineklerle beraber fotoğraf çektirmiştir. Çektirdiği bu fotoğrafı arkadaşı Cemal'e gönderir. Fotoğrafın arkasına not düşer. Ortada boynuzsuz olan benim.

9 Temmuz 2009 Perşembe

Duvar

3 deli akıl hastanesinden kaçma planları yapmaktadırlar. İçlerinden bir tanesine sen git gözlem yap, duvar boyunu kontrol et derler. Duvar yüksekse altından kazı yaparız, alçaksa üzerinden atlarız derler. Arkadaşları gözlemden gelip, diğer delilere üzgünüm, kaçamayacağız der. Neden diye sorarlar? Duvar muvar yok.

Mektup

Temel askerdir. Memleketden mektup gelmiştir. Cemal mektubu okumaktadır. Bunları gören komutan ne yapıyorsunuz der. Temel, memleketden mektup geldi. Cemal bana mektubu okuyor. Komutan peki neden der. Temel benim okuma yazmam yok der. Komutan peki Cemal'in kulağındaki pamuk ne diye sorar. Temel, komutanım okuduğu mektubu Cemal duymasın diye kulağına pamuğu ben tıkadım.

Okul

İlkokul öğrencisine babası sorar, oğlum bugün okulda ne öğrendin? Çocuk cevap verir. Babacığım hiçbir şey öğrenmedim. Yarın yine gideceğim.

Eldiven

Dursun Temel'e sorar. Doktorlar ameliyatlarda neden eldiven takarlar? Temel'de cevap verir. Yanlış ameliyat yaptıklarında parmak izi kalmasın diye.

Suda Kalma Yarışı

Temel, Cemal ve Dursun su altında kalma yarışı yapmaktadırlar. Cemal en fazla 5 dakika, Dursun 10 dakika kalır. Sıra Temel'e gelir fakat Temel ortalıklarda yoktur. 10 saat, 20 saat Temel suyun altından çıkmaz. Ertesi günü ölüsü karaya vurur. Arkadaşları üzgündür. Karısı Fadime'ye başsağlığına giderler. Fadime önemli değil der, yarışı kazandıya siz ona bakın.

Evlenmek

Uzun süre birlikte olan Fadime Temel'e artık evlenelim der. Temel, bu yaştan sonra bizi kim alacak.

Doğum Kontrolü

Temel'in 9 tane çocuğu vardır. Fadime artık buna bir çözüm bulmamız lazım. Ben bundan sonra salonda yatacağım der. Temel, eğer faydası olacaksa bende geleyim.

Altın Kaşık

Avusturya Başbakanı ile Dışişleri Bakanı yemekli uluslararası bir toplantıdadırlar. Hem yemek yerler, hemde güncel konularda konuşurlar. Yemekte çatal ve kaşıklar altındandır. Dışişleri Bakanı ile Başbakan yan yana oturmaktadırlar. Dışişleri Bakanı birde ne görsün başbakan altın kaşıklardan bir tanesini çaktırmadan cebine atmıştır. Bakan şaşkındır. Başbakan çaldı da ben niye çalmayayım diye düşünmeye başlar. Fırsat kollar. Diğer konuklar konuşmacı başbakanı büyük bir sessizlik içinde dinler. Bu esnada bakan kaşıklardan birini alırken heyecandan kaşık tabaklardan birine vurur tın diye ses çıkarır. Herkes sesin geldiği yere bakar. Dışişleri bakanı istifini bozmaz kaşık elinde biz Avusturyalılar eğitimde, sağlıkta, endüstride çok ileri bir toplum olduk diyerek küçük bir konuşma yapar. Bu sırada aklı kaşıktadır. Yine bir fırsatını bulup kaşığı alır aksilik değilmi kaşık bu kez bardaklardan birisine değer yine tiz bir ses çıkarır, herkes sesin geldiği yere bakar, kaşık bakanın elindedir. 2 kez konuşma yapan bakan bu kez değerli meslekdaşlarım biz Avusturyalılar ayni zamanda sihirbaz bir toplumuz der. Şu elimdeki kaşığı kendi cebime koyup, başbakanın cebinden çıkaracağım.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Köyün Delisi

Köyün delisi köy meydanında gezmektedir. Neler olacak neler olacak diye sürekli bağırmaktadır. En sonunda dayanamayıp sorarlar. Neler olacak ne demek. Deli anlatmaya başlamış. Anam ölecek, babam yeniden evlenecek, bende evlendiği kadını.... Tabiki köylüler deli işi deyip gülüp, geçmişller. Bir süre deli ortadan kaybolmuş. Uzun bir zaman sonra ortaya çıkmış. Bu kez neler oldu, neler oldu diye bağırmaya başlamış. Köylüler merak etmişler gerçekten de ne oldu diye. Deliye sormuşlar ne oldu? Babam öldü, anam bir adam aldı, O da beni...

Kaşıntı

Kadının birinin cinsel bölgesinde kaşıntı vardır. Muayene için doktora gider. Doktor Bey cinsel bölgemde kaşıntı var der, doktorda tamam öyleyse, muayene edelim der. Kadın fakat doktor bey, kocamla ilişkiye girdikten sonra kaşıntı geçiyor der. Doktor tamam sen çözümü bulmuşsun, bana gelmene gerek yok der. Kadın doğru ama kocamı ikna etmek için en iyisi siz onu reçeteye yazın, akşama kocama reçeteyi okutayım.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Doktora

Temel'in eşi Fadime, Temel'i köyün sağlık ocağının doktoruyla aldatıyormuş. Köylülerden herkesin haberi varmış. Köylüler kahvede toplanmışlar ayıp oluyor demişler, bu durumu bir şekilde Temel'e anlatmamız lazım ama nasıl anlatacağız demişler. Dursun kafayı takmayın ben hallederim demiş. Temel ertesi akşam kahveye gelmiş, Dursun Temel'e seslenmiş. Ula Temel karın Fadime ne zaman profesör olacak. Temel ula Dursun kafayımı yedin, karım Fadime okumayı zor söküyor, ilkokul 3'den terk, profesörlükte nereden çıktı der. Dursun valla köyde konuşuyorlar, Fadime yüksek lisansını bitirdi, doktora veriyor.

Minübüs Yolculuğu

İstanbul'a yeni gelen 2 arkadaş Edirnekapı'dan minübüse binip, Vezneciler'e gideceklerdir. Minübüsün muavini duraklarda seslenir Fatih, Yavuz, Selim, Atik Ali inecek var mı? Arkadaşlardan birisi diğerine seslenir inelim mi der. Yok der diğeri. Elbet bizim de adımız okunacak.

Müesssese

Eczacı Temel'in eczanesinde bulunan kantarda bir kadın tartılacaktır. Bozuk para kutusuna 1 Lira atar ve tartılır. Kilosu fazladır. Üzerindeki mantoyu çıkarır 1 lira atar yine tartılır, yine suratını ekşitir. Bu kez kazağını çıkarır, yine 1 lira atar yine tartılır. Her tartıda kutuya 1 lira atar ve üzerindeki giysilerden birkaçını çıkarır. Sıra iç çamaşırlara gelir. Temel paraya gerek yok der. Bundan sonrası müesseseden.

Çay

70 yaşında yaşlı bir adamın içi gıcıklamış, canı karısıyla beraber olmak istemiş. Karısına seslenmiş ey hatun ocağa suyu koy, olmazsa çay yaparız.

Uçak Koltuğu

Temel Almanya'dan Trabzon'a gidecektir. Uçağa biner binmez en ön tarafına oturur. Fakat Temel'in oturduğu koltuk başka müşteriye aittir.Hostesler ve uçak görevlileri ne yaparlarsa yapsınlar, Temel'i ikna edememişler. Bu sırada yolculardan birisi Temel'e bir şeyler söyler. Temel apar topar kalkar ve koşarak en arka tarafta bir koltuğu oturur. Herkes şaşkındır. Adama sormuşlar bu işi nasıl becerdin? Adam da uçağın sadece arka kısmının Trabzon'a gittiğini söyledim.

Şampuan

Temel yeni aldığı şampuanla banyoya gider ve duş alır. Bu sırada şampuanla saçlarını ovuşturmaktadır. Bir süre sonra karısı Fadime Temel'in sırtını keselemek için banyoya girer. Temel'e sorar, saçlarını su ile yıkamayacakmısın der. Temel hayır karıcığım der, Bu şampuan kuru saçlar içinmiş.

Tecavüz Davası

76 yaşındaki yaşlı bir adam 14 yaşındaki genç bir kıza tecavüzden yargılanmaktadır. Yaşlı adamım avukatı mahkemede müvekkilini savunmaktadır. 76 yaşındaki yaşlı bir insan nasıl olurda genç bir kıza tacavüz edebilirler diyerek savunmasını sürdürmektedir. İnandırıcı olması için avukatı yaşlı adamın pantolununu çözdürür, ahı vahı gitmiş bu adam Allah aşkına genç bir kıza nasıl tecavüz edebilir? Bu sırada yaşlı adamın cinsel organına elle vurarak durumu izah etmektedir. Görmüyor musunuz her tarafı buruşmuş kırışmış bu adamın genç bir kıza tecavüz etmesi mümkün değil diyerek savunmasını ateşli bir şekilde yaparken, ikide bir yaşlı adamım cinsel organını elle tıklamaktadır. Bu sırada yaşlı adam dayanamaz avukatın kulağına eğilir ula avukat fazla oynama oramla yoksa davayı kaybedeceğiz.

Fil

Nasrettin Hoca'nın köyüne Timurlenk bir erkek fil hediye eder. Gel zaman git zaman fil büyür ve oburlaşır. Ekinlere, bağ ve bahçeye, ürüne, çoluk çocuğa zarar vermeye başlar. Köylüler filden rahatsızdır. Durumu Hoca'ya anlatırlar. Hep beraber Timur'a çıkalım ve durumu anlatalım derler. Hoca'da tamam der. Hoca önde köylüler arkada hep beraber yola çıkarlar. Timur çok sert bir hükümdar olduğundan köylüler arkadan bir bir kaçarlar. Hoca önde gittiğinden köylülerin kaçtığını göremez. Uzun bir yolculuktan sonra Timur'un sarayına gelir. Timurlenkin kapısını çalar, karşısına Timur çıkar. Buyur Hocam der. Bu sırada Hoca arkasına döner bir de ne görsün köylülerden hiç birisi yok. Timur evet Hocam niçin gelmiştiniz der. Hoca küçük bir bocalamadan sonra kendini toparlar. Bizim köye bir fil hediye etmiştiniz der, Timur evet hatırlıyorum, yoksa file bir şey mi oldu der. Hoca yok efendim der. Köylüler filden çok memnunlar birde dişisini istiyorlar.

Arkeolojik Kazı

Temel ile bir Fransız arkeoljik kazı yapmaktadırlar. Fransız toprağın altını 20 metre kazdıktan sonra yer altında kablolara rastlar ve hemen övünmeye başlar. Gördüğünüz gibi telefonu ilk icat eden ve geliştiren biziz der. Temel ben 50 m kazıdım hiç bir şeye rastlamadım der. Bundan anlaşıldığı kadarıyla bizde ilk telsiz telefonu icat eden milletiz.