6 Kasım 2009 Cuma

VAK VAK

Çin’de görevli Amerikalı bir subay bir gün Pekin’de bir lokantaya gider. Garsonun getirdiği Çince mönüye garip garip bakar. Gelen mönüden bir şey anlamasa da bozuntuya vermez. Parmağını Çince bir yazının üzerine basarak garsona gösterip, ne geleceğini merakla beklemeye başlar. Bir müddet sonra garson bir tabak meyve getirir. Amerikalı subay garsona meyveyi kenara koymasını işaret ederek parmağıyla listedeki başka bir yeri gösterir. Garson bu kez, bir dilim pasta getirir. Subayın karnı çok açtır. Parmak yöntemiyle güzel bir yemek seçemeyeceğini de anlar. Çevresindeki masalara bakar. Karşı masada bir Çinlinin et yemeği yediğini görür. Subay, karşı masadaki adamın yediği yemeği gösterip, garsona o yemekten getirmesini işaret eder. Garson yemeği getirir. Subay büyük bir iştahla eti yemeye başlar. Birkaç lokma sonra, şimdiye dek bu tatta bir et yemeği yemediğini fark eder. Daha önceden Pekin ördeklerinin ününü duymuştu. Bu acaba onun eti miydi? Garsonu çağırıp, eti gösterir ve kollarını kanat gibi yaparak, “Vak, vak!” der. Çinli garson soruyu anlar. Hayır anlamında başını salladıktan sonra, doğru yanıtı verir. “Hav, hav!”

Hiç yorum yok: