26 Haziran 2012 Salı

Burun

Temel satılık papağanları inceliyormuş. En pahalı papağanın önünde durmuş, abi bunlar neyce konuşuyor? Satıcı; İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca konuşuyor der. Kaç paradır diye sorar? Bin TL diye cevap verir satıcı. Temel tekrar sorar peki Lazca biliyor mu der? Bilmiyor, der satıcı. Temel bu sırada papağanın burnunu okşar; bu burunla yazık!

14 Haziran 2012 Perşembe

Karadenizli Atlet

Karadenizli atlet, kamp yapmaya Paris'e gider. Avrupa'da Türk atletlerin pek fazla başarısı bulunmadığından, Fransız gazeteciler, merak ederler ve bizimkiyle röportaj yapmaya gelirler. "Mösyö Dursun, adınızı bugüne kadar pek duymadık. Nasıl mesafelerde koşuyorsunuz?" Kısa mesafelerde koşayrum. Kaç metre? -"100 metre." En iyi dereceniz ne kadar peki? “6.7 saniye” diye cevaplar Dursun. Tebrikler, ancak dünyanın en iyi atletleri bile 9-10 saniyede koşuyorlar bu mesafeyi. Özel bir tekniğiniz mi var? -"Dursun var tabi der, kesturmeden gideyrum!"

13 Haziran 2012 Çarşamba

Önemli Değil

Temel, İstanbul'da yeni kiraladığı evini emlakçıyla son kez gezmektedir. Emlakçı, Temel'e evinizin bir tek kötü tarafı var o da tren yolunun yanında olması der ve arkasından ekler. Sorun değil insan birkaç hafta sonra alışıyor. Temel cevap verir , önemli değil.. o birkaç haftada da gidip teyzemde kalırım.

4 Haziran 2012 Pazartesi

Hapishane

Bir gün Temel ile Dursun hapisten kaçmaya karar vermişler. Hapishaneden kaçarlarken gardiyan onları görmüş; Durun ibneler diye seslenmiş. Dursun da Temel’e beni tanıdılar, sen kaçmaya devam et demiş.

Sana Fıkrası

Belediye zabıta amiri fırınları denetliyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta ikram etmiş, zabıta amiri şöyle bir tadına bakmış ve sormuş, "Hımmm! Çok güzelmiş, ne kattın buna demiş?" Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış,Sana koydum efendim. Zabıta amiri, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam etmiş: Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, Onlarda Sana koysun.