23 Temmuz 2009 Perşembe
Salamon
Salamon yeni tanıştığı arkadaşına dert yanıyordu, ben ikizim, öbür kardeşim bana o kadar benziyor ki, annem bile bizi ayıramaz. Bu yüzden başıma bir sürü bela geldi. Arkadaşı sorar mesela hangi tür belalar geldi der. Salamon anlatır. Bir defasında kardeşim okulda kavga etti, okuldan beni kovdular. Yine kardeşim sokakta birisiyle kavga etti, yanlışlıkla beni hapse attılar. Bunları anlatırken Salamon ağlamaya başlar. Arkadaşı üzülme der. Bakarsın bir gün sen ölürsün, yerine kardeşini gömerler.
Aslan Avı
Temel aslan avına çıkmıştır. Avdan dönüşte Dursun'a rastlar. Dursun Temel'e sorar, şansın yaver gitti mi? Temel'de müthiş der. Hiç aslana rastlamadım.
Asansör Arızası
Temel'in kapıcısı olduğu binanın asansörü arızalanır. Temel asansörün kapısına not yazar. Sayın apartman sakinleri asansörümüz arızalıdır. En yakın asansör 3 bina ileride 105 nolu binadadır.
Madeni Para
Temel'in karısı Fadime koşa koşa gelir. Bizim küçük oğlan 1 ytl lik madeni para yuttu der. Temel önemli değil der. Zaten değeri yoktu.
Sünnet
Temel'in oğlu 18 yaşına gelmiş, hala sünnet olmamıştır. Temel'e artık şu oğlanı sünnet ettir derler. Temel ben niye sünnet ettireyim ki der. Evlenince karısı zevkine göre kestirsin.
21 Temmuz 2009 Salı
Memleketim
Köyüm, kasabam ve kentim
Ne hoştur her semtim
Uğruna nice canlar verilir
Ne güzeldir memleketim
Her tarafı görmeye değer
Yolun düşerse bir gün eğer
Bir kasabasına uğra yeter
Herkes memleketimi över
Yeşil mi istersin her taraf renk renk
Çiçeklerle kuşlar olmuşlar ahenk
Sanki tüm manzara birbirine denk
Memleketim gördü birçok savaş, bir çok cenk
Kars'da oturmak o kadar kolay olmadı
Analar nice şehitler verdi
Millet bu toprakları düzde bulmadı
Türk ordusu Edirneye şerefle girdi
Artık mehmetçiğe dayanırmıydı düşman
İngiliz, İtalyan, Fransız ve Yunan
Dört nala vermişler kaçıyorlardı
Korkudan sanki adeta uçuyorlardı
Kimisi İzmir'de, kimisi körfezde
Kimisi karada, kimisi denizde kaldılar
Nu umdular, neler buldular
Sonunda havalarını aldılar
Giresunumda mis gibi yayla havası var
Adanamda yetişir mandalina ile nar
Kışın Uludağ ile Abant'a yağdı mı kar
Güneydoğum bozkır, Egem tütün kokar
Meşhurdur Afyonumun o doyumsuz acı suyu
Ayrı bir cenettir Küçükkuyu
Muhteşem güzelliktedir Gökova Koyu
Gezmekle bitmez İzmirimin kordon boyu
Trabzonun Uzungöl, Rize'nin Ayder Yaylası
Niğde'nin patates, Tokatın burçak tarlası
Tekirdağın ayçiçeği, Ordu'nun kara lahanası
Antepin fıstığı, Mersin ananası
Memleketimi anlatmaya sözler ve sayfalar yetmez
Bu güzellikler yıllarca sürer hiç bitmez
O muhteşem manzaralar gözümüzün önünden gitmez
Memleketimden başka hiç birşey anlam ifade etmez
(Not:Bu şiir 1992-1993 yılları arasında yazılmıştır)
Ne hoştur her semtim
Uğruna nice canlar verilir
Ne güzeldir memleketim
Her tarafı görmeye değer
Yolun düşerse bir gün eğer
Bir kasabasına uğra yeter
Herkes memleketimi över
Yeşil mi istersin her taraf renk renk
Çiçeklerle kuşlar olmuşlar ahenk
Sanki tüm manzara birbirine denk
Memleketim gördü birçok savaş, bir çok cenk
Kars'da oturmak o kadar kolay olmadı
Analar nice şehitler verdi
Millet bu toprakları düzde bulmadı
Türk ordusu Edirneye şerefle girdi
Artık mehmetçiğe dayanırmıydı düşman
İngiliz, İtalyan, Fransız ve Yunan
Dört nala vermişler kaçıyorlardı
Korkudan sanki adeta uçuyorlardı
Kimisi İzmir'de, kimisi körfezde
Kimisi karada, kimisi denizde kaldılar
Nu umdular, neler buldular
Sonunda havalarını aldılar
Giresunumda mis gibi yayla havası var
Adanamda yetişir mandalina ile nar
Kışın Uludağ ile Abant'a yağdı mı kar
Güneydoğum bozkır, Egem tütün kokar
Meşhurdur Afyonumun o doyumsuz acı suyu
Ayrı bir cenettir Küçükkuyu
Muhteşem güzelliktedir Gökova Koyu
Gezmekle bitmez İzmirimin kordon boyu
Trabzonun Uzungöl, Rize'nin Ayder Yaylası
Niğde'nin patates, Tokatın burçak tarlası
Tekirdağın ayçiçeği, Ordu'nun kara lahanası
Antepin fıstığı, Mersin ananası
Memleketimi anlatmaya sözler ve sayfalar yetmez
Bu güzellikler yıllarca sürer hiç bitmez
O muhteşem manzaralar gözümüzün önünden gitmez
Memleketimden başka hiç birşey anlam ifade etmez
(Not:Bu şiir 1992-1993 yılları arasında yazılmıştır)
İki Aşk Arasında
Dursun, Temel'e 2 aşk arasında kaldım ne yapmalıyım diye sorar? Temel, anlat bakalım aşık olduğun bu hanımların özellikleri nedir bakalım? Dursun aşık olduğu hanımların tariflerini yapar. Bir tanesi genç, güzel ve fakir, diğeri yaşlı, dul ve zengin der. Temel valla genç, güzel ve fair olanı tercih et der. Yalnız diğerinin adresini ve telefon numarasını da bana ver.
20 Temmuz 2009 Pazartesi
Doktora(2)
Bir ülkede para karşılığı herkese doktora verilirmiş. Zengin adamın biri kendisine doktora almış. Hava olsun diye atına da doktora almak istemiş. Üniversite yetkilileri atlara doktora vermiyoruz demiş. Bunun üzerine zengin adam da bende para var, bu iş parayla değil mi diye sormuş. Görevliler de cevabını vermiş. Biz atlara doktora vermiyoruz, eşeklere veriyoruz.
Yağmur Altında
Dursun çok zengin olmuştur. Artık İstanbul'a taşınma zamanı geldi diyerek İstanbul'a taşınır. Lüks bir semtde bir dubleks ev alırlar. Dursun 'un arkadaşı Temel ise Trabzon'da gariban bir yaşam sürmektedir. Arkadaşları Temel'e Dursun'un yanına git, sana destek olur derler. Temel'de Dursun'un adresini alıp İstanbul'a gider. Dursun'u bulur. Bu sırada dışarıda yağmur altında Dursun'un oğlu ders çalışmaktadır. Kapıyı çalıp içeri girer. Hoş sohbetden sonra Temel, Dursun'a bir şey dikkatimi çekti der. Senin çocuk dışarıda yağmur altında ders çalışıyor, neden diye sorar? Dursun eehh bizim İstanbul'da zenginler çocuklarını dışarıda okutuyor.
Yalnızlık
Kapı gıcırtısı duyar gibi olurum
Başımı çevirip sağa sola bakarım
Gaipten bir ses diyerek vazgeçerim
Sonra hayal kurmaya devam ederim
Akşam olup işten eve gelince
Sofrayı kurup yemeği yiyince
Etrafa bakar dururum
Saatlerce hiç konuşmadan otururum
Bazan bir dost arar gözlerim
Kapımın çalınmasını beklerim
Boşunadır hiç duyulmaz sözlerim
Gölgemdeki yalnızlığı izlerim
Birden aklıma annem babam gelir
Şimdi ne yapıyorlardır kimbilir
Dostlarımı da düşünürüm
Hava soğuktur biraz da üşürüm
Akşam yemeğim hazır çorba tavuk haşlama
Sabah bir yumurta bir bardak süt
Saat sekiz mesaiye başlama
Akşam altı buçuk paydos zil çalar düüt
Geceleri gözüme uyku girmez
Aşık olduğumu sevgilim bilmez
Azıcıkda olsa umut vermez
Efkarlı geceler hiç bitmez
Bazan yalnızlıktan hoşlanırım
Ne arayanın olur ne de karışan
İstediğin zaman yatar kalkarsın
İstediğin zaman gelir gidersin
Bazan kendimle konuşurum
Bazan tartışırım
Bazan neşeli otururum
Bazan da küs dururum
Bazan şarkı söylerim
Bazan halay çekerim
Bazan horon teperim
Bazan da gölgemle dans ederim
(Not: Bu şiir 11-12. aylar 1992 yılında yazılmıştır)
Başımı çevirip sağa sola bakarım
Gaipten bir ses diyerek vazgeçerim
Sonra hayal kurmaya devam ederim
Akşam olup işten eve gelince
Sofrayı kurup yemeği yiyince
Etrafa bakar dururum
Saatlerce hiç konuşmadan otururum
Bazan bir dost arar gözlerim
Kapımın çalınmasını beklerim
Boşunadır hiç duyulmaz sözlerim
Gölgemdeki yalnızlığı izlerim
Birden aklıma annem babam gelir
Şimdi ne yapıyorlardır kimbilir
Dostlarımı da düşünürüm
Hava soğuktur biraz da üşürüm
Akşam yemeğim hazır çorba tavuk haşlama
Sabah bir yumurta bir bardak süt
Saat sekiz mesaiye başlama
Akşam altı buçuk paydos zil çalar düüt
Geceleri gözüme uyku girmez
Aşık olduğumu sevgilim bilmez
Azıcıkda olsa umut vermez
Efkarlı geceler hiç bitmez
Bazan yalnızlıktan hoşlanırım
Ne arayanın olur ne de karışan
İstediğin zaman yatar kalkarsın
İstediğin zaman gelir gidersin
Bazan kendimle konuşurum
Bazan tartışırım
Bazan neşeli otururum
Bazan da küs dururum
Bazan şarkı söylerim
Bazan halay çekerim
Bazan horon teperim
Bazan da gölgemle dans ederim
(Not: Bu şiir 11-12. aylar 1992 yılında yazılmıştır)
19 Temmuz 2009 Pazar
Nice İnsanlar Tanıdım
Nice insanlar tanıdım
Bir gece de milyonlar kazanan
Başka bir gecede milyarlar kaybeden
Nice insanlar tanıdım
Ettiği yemini tutmayan
Verdiği sözde durmayan
Nice insanlar tanıdım
Torpile, rüşvete karşı çıkan
Sonunda verilen 5 kuruşu alan
Nice insanlar tanıdım
Lafla peynir gemisi yürüten
İcraata gelince kaçıp tüyen
Nice insanlar tanıdım
Tatlı sözleriyle her kapıyı açan
İş ciddiye binince dört nala kaçan
Nice insanlar tanıdım
Kendi çıkarı içi her şeyi yapan
En yakın dostunu bile satan
Nice insanlar tanıdım
Sözde haklının yanında olan
İş başa düşünce çareye yalanda bulan
Nice insanlar tanıdım
Pahalı elbise giyip hava atan
Evinde kirli çarşafta yatan
Nice insanlar tanıdım
Malı olupta yemesini bilmeyen
Parası olupta gezmesini bilmeyen
Nice insanlar tanıdım
Kibirden yanından geçilmeyen
Bir bardak suyu bile içilmeyen
Nice insanlar tanıdım
İyi günün dostu olan
Kötü günde ortadan kaybolan
Nice insanlar tanıdım
Yemeğe bir kuru ekmeği olmayan
Laf edebiyatı yapmaktan geri kalmayan
Nice insanlar tanıdım
Bir anda şöhrete ulaşan
Bir gecede şöhretten olan
Nice insanlar tanıdım
Oturduğu yerden para kazanan
Hiç çalışmadan yan gelip yatan
Nice insanlar tanıdım
Dereyi geçene kadar eşeğine dayı diyen
Dereyi geçtikten sonra eşeğini döven
Nice insanlar tanıdım
Sevgiden merhametten yoksun olan
Elini geçirdiği yetimi yolan
Nice insanlar tanıdım
Akrep gibi insanları kemiren
Mikrop gibi insanın kanına giren
Nice insanlar tanıdım
İnsanlık nedir bilmeyen
Surat asıp hiç gülmeyen
Nice insanlar tanıdım
Riyakarlık yapıp ikili oynayan
Sözüne güven olmayan
Nice insanlar tanıdım
Çalıştırdıkları elemanın hakkını yiyen
Ay sonunda maaşlarını vermeyen
Nice insanlar tanıdım
Dayak korkusuyla sindirilmiş
Tatlı vaatlerle kandırılmış
Nice insanlar tanıdım
Satmak için her türlü hileyi yapan
Kaliteli diye vatandaşı aldatan
Nice insanlar tanıdım
Çarşaf giyip yüzünü kapatan
Her türlü edepsizliği yapan
Nice insanlar tanıdım
Bir gece yatar eşinin yanında
Başka bir gece sevgilisinin koynunda
Nice insanlar tanıdım
Parayı yastık altında saklayan
Biter diye yemeyipte koklayan
Nice insanlar tanıdım
Hakkını aramaktan aciz
Derdini söylemekten naciz
Nice insanlar tanıdım
Paraya mala mülke tapan
İnsan olmayı unutan
Nice insanlar tanıdım
Çıkarı için her kötülüğü yapar
En yakın dostunu bile satar
Nice insanlar tanıdım
Alavere dalavere peşinde koşan
Üç kağıtçılık yaptıkça daha da coşan
Nice insanlar tanıdım
Ağzından dürüstük lafı düşmeyen
Fakirin bir kuruşunu bile yiyen
Nice insanlar tanıdım
Hava olsun diye lüks araçlarda gezen
5 kuruş için dostunu üzen
Nice insanlar tanıdım
İnsanlıktan nasibini almamış
Hayatı boyunca hiç adam olmamış
Nice insanlar da tanıdım
İhtiyacı olana yardım eli uzatan
Dostluk ve kardeşliği ön planda tutan
Nice insanlar da tanıdım
Azimle canla başla çalışan
Sonunda amcına ulaşan
Nice insanlar da tanıdım
Her türlü zorluğa göğüs geren
Avucunda ne varsa yere seren
Nice insanlar da tanıdım
İşine dört elle sarılan
Sonunda yaranamayıpta işinden kovulan
Nice insanlar da tanıdım
Bir elmayı paylaşan
Haksızlıkla savaşan
Nice insanlar da tanıdım
Beş dakika boş durmayı sevmeyen
Yalanan ve iftiraya gelmeyen
Nice insanlar da tanıdım
Her engeli kolayca aşan
Zordakinin yardımına koşan
Nice insanlar da tanıdım
Emeğe ve alın terine değer veren
Dostlarını unutmayıp gören
Nice insanlar da tanıdım
Sevdikleri için ölümü göz önüne alan
Bunun içinde her türlü belayı bulan
Nice insanlar da tanıdım
Engel nedir bilmeyen
Zorluklardan yılmayan
Nice insanlar da tanıdım
Umutsuzluklardan umut dağıtan
Karamsarlıklardan ışık bulan
Nice insanlar da tanıdım
Paraya değer vermeyen
Cimriliği sevmeyen
Nice insanlarda tanıdım
Hakkını sapına kadar savunan
Haksızlıkla sonu kadar savaşan.
(Not: Bu şiir, 1991 yılı Eylül-Aralık ayı boyunca yazılmıştır)
Bir gece de milyonlar kazanan
Başka bir gecede milyarlar kaybeden
Nice insanlar tanıdım
Ettiği yemini tutmayan
Verdiği sözde durmayan
Nice insanlar tanıdım
Torpile, rüşvete karşı çıkan
Sonunda verilen 5 kuruşu alan
Nice insanlar tanıdım
Lafla peynir gemisi yürüten
İcraata gelince kaçıp tüyen
Nice insanlar tanıdım
Tatlı sözleriyle her kapıyı açan
İş ciddiye binince dört nala kaçan
Nice insanlar tanıdım
Kendi çıkarı içi her şeyi yapan
En yakın dostunu bile satan
Nice insanlar tanıdım
Sözde haklının yanında olan
İş başa düşünce çareye yalanda bulan
Nice insanlar tanıdım
Pahalı elbise giyip hava atan
Evinde kirli çarşafta yatan
Nice insanlar tanıdım
Malı olupta yemesini bilmeyen
Parası olupta gezmesini bilmeyen
Nice insanlar tanıdım
Kibirden yanından geçilmeyen
Bir bardak suyu bile içilmeyen
Nice insanlar tanıdım
İyi günün dostu olan
Kötü günde ortadan kaybolan
Nice insanlar tanıdım
Yemeğe bir kuru ekmeği olmayan
Laf edebiyatı yapmaktan geri kalmayan
Nice insanlar tanıdım
Bir anda şöhrete ulaşan
Bir gecede şöhretten olan
Nice insanlar tanıdım
Oturduğu yerden para kazanan
Hiç çalışmadan yan gelip yatan
Nice insanlar tanıdım
Dereyi geçene kadar eşeğine dayı diyen
Dereyi geçtikten sonra eşeğini döven
Nice insanlar tanıdım
Sevgiden merhametten yoksun olan
Elini geçirdiği yetimi yolan
Nice insanlar tanıdım
Akrep gibi insanları kemiren
Mikrop gibi insanın kanına giren
Nice insanlar tanıdım
İnsanlık nedir bilmeyen
Surat asıp hiç gülmeyen
Nice insanlar tanıdım
Riyakarlık yapıp ikili oynayan
Sözüne güven olmayan
Nice insanlar tanıdım
Çalıştırdıkları elemanın hakkını yiyen
Ay sonunda maaşlarını vermeyen
Nice insanlar tanıdım
Dayak korkusuyla sindirilmiş
Tatlı vaatlerle kandırılmış
Nice insanlar tanıdım
Satmak için her türlü hileyi yapan
Kaliteli diye vatandaşı aldatan
Nice insanlar tanıdım
Çarşaf giyip yüzünü kapatan
Her türlü edepsizliği yapan
Nice insanlar tanıdım
Bir gece yatar eşinin yanında
Başka bir gece sevgilisinin koynunda
Nice insanlar tanıdım
Parayı yastık altında saklayan
Biter diye yemeyipte koklayan
Nice insanlar tanıdım
Hakkını aramaktan aciz
Derdini söylemekten naciz
Nice insanlar tanıdım
Paraya mala mülke tapan
İnsan olmayı unutan
Nice insanlar tanıdım
Çıkarı için her kötülüğü yapar
En yakın dostunu bile satar
Nice insanlar tanıdım
Alavere dalavere peşinde koşan
Üç kağıtçılık yaptıkça daha da coşan
Nice insanlar tanıdım
Ağzından dürüstük lafı düşmeyen
Fakirin bir kuruşunu bile yiyen
Nice insanlar tanıdım
Hava olsun diye lüks araçlarda gezen
5 kuruş için dostunu üzen
Nice insanlar tanıdım
İnsanlıktan nasibini almamış
Hayatı boyunca hiç adam olmamış
Nice insanlar da tanıdım
İhtiyacı olana yardım eli uzatan
Dostluk ve kardeşliği ön planda tutan
Nice insanlar da tanıdım
Azimle canla başla çalışan
Sonunda amcına ulaşan
Nice insanlar da tanıdım
Her türlü zorluğa göğüs geren
Avucunda ne varsa yere seren
Nice insanlar da tanıdım
İşine dört elle sarılan
Sonunda yaranamayıpta işinden kovulan
Nice insanlar da tanıdım
Bir elmayı paylaşan
Haksızlıkla savaşan
Nice insanlar da tanıdım
Beş dakika boş durmayı sevmeyen
Yalanan ve iftiraya gelmeyen
Nice insanlar da tanıdım
Her engeli kolayca aşan
Zordakinin yardımına koşan
Nice insanlar da tanıdım
Emeğe ve alın terine değer veren
Dostlarını unutmayıp gören
Nice insanlar da tanıdım
Sevdikleri için ölümü göz önüne alan
Bunun içinde her türlü belayı bulan
Nice insanlar da tanıdım
Engel nedir bilmeyen
Zorluklardan yılmayan
Nice insanlar da tanıdım
Umutsuzluklardan umut dağıtan
Karamsarlıklardan ışık bulan
Nice insanlar da tanıdım
Paraya değer vermeyen
Cimriliği sevmeyen
Nice insanlarda tanıdım
Hakkını sapına kadar savunan
Haksızlıkla sonu kadar savaşan.
(Not: Bu şiir, 1991 yılı Eylül-Aralık ayı boyunca yazılmıştır)
Boğa Güreşi
Temel, İspanya'da Ispanyol arkadaşıyla boğa güreşlerini izlemeye gider. Matadorlar boğaya saldırınca bütün arena hep birden olee diyerek inlemektedir. Boğa matadora saldırınca herkes sessizlik içinde bir an önce matadorun tekrar boğaya saldırmasını beklemektedir. Boğa matadora saldırınca koskoca stadda sadece Temel ayağa kalkıp ole demektedir. Temel'e arkadaşı sen neden matadora boğa saldırınca ole diyorsun diye sorar? Temel cevabını verir. Ben boğayı tutuyorum.
Güzellik Ajansı
Bir güzellik ajansına bayanların her türlü günlük işlerini yapabilecek erkek aranıyor ilanını gören genç delikanlı soluğu ilanın verildiği ajansda alır. Delikanlıyı mülakata alırlar. Delikanlı öncelikle sorar. Görevim ne olacak? Kızların vucutlarındaki yağları temizleyeceksin. Sırtlarına masaj yapacaksın. Göğüslerinin ucuna değişik resimler yapacaksın. Vucutlarını güneşe karşı kremleyeceksin vs. vs.. Bunu duyan genç tamam hemen işe başlayabilirim der. Ajans yömeticileri o zaman yarın saat yedide Adapazarında hazır ol derler. Delikanlı şaşırır, iş İstasnbul'da değil mi diye sorar? İş İstanbul'da da kuyruk Adapazarında.
Doyamadım
Köyün yosması başka bir köyden geçerken bağrışma ve ağlaşmalar duyar. Sesin geldiği tarafa doğru yönelir. Bakar ki bir cenaze. Bir süre bekler, cenazede herkesin ağladığını, özellikle de bir kadının daha şiddetli ağladığını görür. Cenazedekilere sorar. Kim öldü der? Köyün mert, cesur, babayiğit, karizmatik bir delikanlısının öldüğünü söylerler. Kadın bir süre ağlayanları takip ettikten sonra saçını başını yerlere vuran kadının "doyamadıma doyamadıma" diye feryatlarını dinler. Kadınlara sorar. Bu kadın niye doyamadım doyamadım diye ağlıyor der. Kadınlar, ölen adamım eşiydi derler. Rahmetlinin seks gücü çok fazlaydı, bize her defasında yatak odası marifetlerinden bahsederdi diye anlatırlar. Gecede banamısın demez istediği kadar ilişkiye girebilirmiş derler. Bu sırada yosma kadın feryadı figan ederek ağlamaya başlar. Duyamadıma..duyamadıma..
18 Temmuz 2009 Cumartesi
Ölüm Sessizliği
Kadınlar apartmanda saç saça baş başa kavga ederler. Olay mahkemeye yansır. Yine mahkeme salonunda büyük bir arbede yaşanır, her kafadan bir ses çıkar, kimse kimsenin dediğini duymaz. Duruşma Hakimi kızar. Susun diye bağırır, kadınlar yine susmazlar. Hakim bu kez daha gür bir sesle bağırır, susun.. içinizden sadece en yaşlı olan konuşsun. Salon bu sırada ölüm sessizliğine bürünür.
Zengin Olmak
Temel ile Dursun İstanbul'da dolaşırken bir dükkanda yazan yazı dikkatlerini çeker. Gömlek 2.5 TL, pantalon 5 TL, Palto 10 TL yazmaktadır. Temel ula Dursun der, biz zengin olduk. Dursun neden diye sorar? Görmüyor musun fiyatları, pantoldan 200 tane, gömlekten 300 tane, paltodan 100 tane alırsak, bunları Trabzonda en az 3 katına satarız. Dursun haklısın der. Hemen dükkana girerler. Temel Dükkan sahibine bize 200 pantol, 300 gömlek, 100 palto hazırla der. 200 pantol 5 liradan 1000 lira yapar, 300 gömlek 2.5 liradan 750 lira yapar, 100 palto 10 liradan 1000 lira yapar. Toplam 2750 lira yapar. Dükkan sahibi Temel'e gülerek bakar, siz laz mısınız der. Temel biraz bozulur ama nasıl anladın der. Burası Satış Mağazası değil, Kuru Temizleme Dükkanı.
65 Yaş
İlkokul öğrencisi öğretmeninin yanına ağlayarak gelir.Öğretmen, oğlum niye ağlıyorsun der. Küçük öğrenci 18 yaşına kadar bu okulda kalacağımı öğrendim der. Öğretmen, oğlum sen ağlarsan bizim ölmemiz lazım der. Biz 3 kuruş maaşla 65 yaşına kadar buradayız
İntihar
Adam kütüphaneye gitmiş. Kafam bu günlerde çok bozuk demiş. Memura dönüp, nasıl intihar edilir isimli bir kitap var mı diye sorar? İlgili memur evet beyefendi, alt rafta 2. sırada kitabı bulabilirsiniz der. Adam 2 dakika sonra geri döner. Memura kitabı bulamadığını söyler. Memur kahretsin der. Kitabı alan geri getirmiyor ki,
17 Temmuz 2009 Cuma
Eczacı Kadın
Marmaris'e partneriyle tatile giden bir erkek, utangaç bir tavırla eczaneye girer. Eczacı bayandır. Utangaç tavırlı erkek şey der, fakat ilerisini getiremez. Eczacı kadın ben sağlıkçıyım, bir doktorla konuşur gibi benimle konuşabilirsin der, utanmana gerek yok. Bundan biraz cesaret alan erkek müşteri utana sıkıla Marmaris'e geleli 3 gün oldu. 1. gün partnerimle 3 kez beraber oldum, 2. gün 5 kez beraber oldum . Bugün daha öğleyen 5 kez beraber oldum herhalde akşama 8'i-9'u bulur. Bana ne verirsiniz der? Eczacı kadın saçlarını arkaya doğru atar, genç adamın gözlerinin içine bakarak, şey efendim der. Yemen içmen benden 3000 Lira veririm.
Fazla Yaşamak
Adamın birisi doktor bey, 20 yıl daha yaşayabilir miyim der? Doktor adama sorar. İçki ve sigara içermisin? Kumar oynar mısın? Çapkınlık yapar mısınız der? Adam da kendinden emin. Hayatım boyunca içki ve sigarayı ağzıma almadım. Kumardan nefret ederim. Çapkınlık ne derseniz bilmem der. Doktor adamı dinledikten sonra kafasını bir iki kez sallar, bre adam bu tür alışkanlıkların yok, niye fazla yaşamak istersin ki?
Delikanlının Evliliği
Delikanlı evlenmek için kimi getirse annesine beğendiremiyormuş. Bir arkadaşı sana bir tavsiye demiş, öyle bir kız bulacaksın ki her yönüyle annene benzeyecek, göreceksin annen o kıza bayılacak. Delikanlı hayli araştırdıktan sonra annesine benzeyen bir kız bulmuş. Giyimi, konuşması, yürümesi, beğendiği yemekler, hatta gözlerinin rengi bile annesine benziyormuş. Bir süre sonra delikanlıya arkadaşı sormuş, nasıl annen kızı beğendi değil mi demiş. Delikanlı vaziyet bildiğin gibi değil der. Babam kızdan nefret ediyor.
Soyunmak
Doğu'lu bir kadın ilk kez doktora gider. Doktor muayene için kadına soyunmasını söyler. Kadın, doktor bey ben soyunma bilmirem, önce sen soyun der.
Bu Yüzden
Bir inşaatda çalışan işciler soğuk-sıcak, gece-gündüz, yaz-kış demeden çalışmaktadırlar. Hemen her türlü işi yapmaktadırlar. Bunun yanında masa başında çalışan mühendis onlardan 2-3 kat daha fazla maaş almaktadır. İşciler kendi aralarında bir temsilci seçip, mühendise gönderirler. Temsilci durumu mühendise anlatır, biz akşama kadar kan ter içinde çalışıyoruz, sen ise masa başında çalışıyorsun, bizden çok daha fazla maaş alıyorsun, bunun sebebini öğrenmek istiyoruz der. Mühendis tamam der. Bana bir taş getir der. İşci bir taş bulup getirir. Mühendis elini masaya koyar. İşciye taşı elime vur der. İşci olur mu hiç yapamam der. Mühendis ısrar eder, dediğimi yap der. Bunun üzerine işci taşı havaya kaldırıp, yekun kuvvetiyle mühendisin eline vurmak üzereyken mühendis elini çeker. İşci de taşı vuramaz. Mühendis cevabı verir, bu yüzden fazla maaş alıyorum der.
İşci hiç bir şey anlamaz, geri döner. Arkadaşları merakla sorar, öğrendin mi derler. Eliyle gözünün birini kapatıp, arkadaşlarından birisine gözüme vur der. Arkadaşı delirdin mi der, temsilci işci ısrar eder, birşey olmaz der. Temsilcinin arkadaşı tamam öyleyse, sen kaşındın yapacak bir şey yok der. Eliyle işcinin gözünü kapattığı eline sert bir şekilde vurur, bu sırada temsilci işci elini hızla gözünden çeker, yumrukta gözünde patlar. İşcinin gözü şişer. Mühendisin neden daha çok maaş aldığının sebebini soruyordunuz, işde bu yüzden der.
İşci hiç bir şey anlamaz, geri döner. Arkadaşları merakla sorar, öğrendin mi derler. Eliyle gözünün birini kapatıp, arkadaşlarından birisine gözüme vur der. Arkadaşı delirdin mi der, temsilci işci ısrar eder, birşey olmaz der. Temsilcinin arkadaşı tamam öyleyse, sen kaşındın yapacak bir şey yok der. Eliyle işcinin gözünü kapattığı eline sert bir şekilde vurur, bu sırada temsilci işci elini hızla gözünden çeker, yumrukta gözünde patlar. İşcinin gözü şişer. Mühendisin neden daha çok maaş aldığının sebebini soruyordunuz, işde bu yüzden der.
Papaz
Kasabanın papazı günah çıkarmaya gelenlerin çoğunun zina yaptıkları için günahlarının af edilmesini istemelerinden bıkmıştır. Bana bakın kim bundan sonra ben kocamı aldattım, ben karımı aldattım, benim günahlarımı af edin derse kasabayı bırakır giderim der. Kasabalı papazı çok sevdiklerinden papazın gitmesini istemezler. Bundan sonra zina yapıp da beni affedin aziz peder sözünü söylememeye dikkat etmişler. Beni affedin aziz peder, kaldırımda yürürken düştüm demeye başlamışlar. Bu iş senelerce sürmüş. Papaz yaşlanmış, nihayet ölmüş. Kasaba halkı yeni gelen papaza ayni şikayetlerle gitmeye başlamışlar, beni affedin aziz peder, kaldırımda yürürken düştüm deyip, af talebinde bulunuyorlarmış. Eski durumu anlamayan yeni papaz Belediye Başkanını ziyarete etmiş. Papaz Belediye Başkanından şehrin kaldırımlarını tamir ettirmesini istemiş, bir sürü insanın ayni şikayetlerle geldiğini anlatmış. Kaldırımlarda yüürürken düştüğünü söylemiş. Durumu anlayan Başkan kıs kıs gülmeye başlamış, buna karşılık papaz kızmış, siz gülebilirsiniz ama eşiniz bile bir hafta içinde 3 kez kaldırımdan düştüğünü söyledi.
16 Temmuz 2009 Perşembe
Ayrıntılı Fatura
Bir tekstil fabrikasında kumaş baskı makinalarından bir tanesi arızalanır. Fabrika basılan kumaşları ihraç etmektedir. Dolayısıyla acil olarak arızanın giderilmesi gerekmektedir. Fabrikanın makina bakım elemanları ile makinanın mümessil firmasının teknisyenleri arızayı gideremez. Patrona falanca yerde bir uzman var ancak arızayı O giderebilir demişler. Patron acil olarak uzmanı çağırtmış. Uzman gelmiş, makinayı gözle bir süzdükten sonra çantasından bir çekiç çıkartıp, çekici makinanın gövdesine sert bir şekilde vurmuş. Makina çalışmaya başlamış, herkes sevinmiş. Uzmana teşekkür etmişler. Aradan bir hafta sonra uzman fatura göndermiş. Makinanın tamir bedeli 1000 USD. Muhasebe Müdürü faturayı hemen patrona götürmüş patronda kızmış, olur mu böyle şey demiş. Benim en tecrübeli elemanım bir ayda o kadar parayı alamıyor, bir çekiç vur, parayı al böyle şey olmaz demiş. Muhasebe müdürüne uzmandan ayrıntılı fatura iste demiş. Uzman 2-3 gün sonra ayrıntılı fatura göndermiş. Makinaya çekiçle vurmanın bedeli:1 USD, Nereye Vurulacağını Bilmenin Bedeli:999 USD. Toplam: 1000 USD.
Yurt Dışı Gezisi
Eski Başbakanlardan Yıldırım Akbulut Ankara Esenboğa Havaalanında bir basın açıklaması yapar. Değerli basın mensupları 28 şubat ile 3 Mart arası 6 günlük bir yurt dışı gezisine çıkıyorum, dönüşte görüşmek üzere...
Saat Kurmak
Delinin biri saate yüzme öğretiyormuş, fakat bir türlü saati yüzdüremiyormuş. Onu gören diğer deli tabiki yüzmez der. Saati kurmadın ki
Değirmen Taşı
Nasrettin Hoca gençliğinde bir değirmen taşını kaldırmak ister, taşı bir türlü yerinden kaldıramaz. Aradan yıllar geçer, Nasrettin Hoca yaşlanır. Bir gün tekrar değirmene gider, ayni taşı kaldırmak ister, fakat yine kaldıramaz. Ben bu taşı gençliğimde de kaldıramamıştım der. Demek ki, yaşlılık ile gençlik arasında pek bir fark yokmuş.
15 Temmuz 2009 Çarşamba
İntikam
Temel'in kızı bir gün kocası tarafından fena dövülmüştür. Kız kaçarak baba evine sığınır. Temel ne oldu seni böyle kim dövdü der? Kızı Emine beni kocam dövdü der. Bu sırada Temel evde bulunan sopayı eline alır, başlar kızını dövmeye, Temel'in eşi Fadime sen yapıyorsun kızı zaten kocası dövmüş, bir de sen dövüyorsun yazık değil mi? Kızcağız sana sığınmış, sen kocasından beter ediyorsun diyerek kızı Temel'in elinden alır. Temel'de ben kızımı dövmüyorum der. Kızımı döven adamın karısını döverek ondan intikam alıyorum.
14 Temmuz 2009 Salı
Gaz Kaçırmak
Kadının birisi check-up yaptırmak için doktora gitmiş. Doktor Bey, çok sağlıklı bir kadınım demiş. Yalnız sürekli gaz kaçırıyorum tek şikayetim bu demiş. Otobüsde, yolda, işde, evde, sinemada, düğünde, çarşıda, pazarda her yerde gaz kaçırıyorum fakat bunu kendime sorun etmiyorum der. Çünkü kaçırdığım gaz ne kokuyor, ne de ses çıkartıyor, aslında çok da şikayetçi değilim ama eğer sorunu çözerseniz daha iyi olur der. Doktor kadına ilaç verir, 10 gün sonra kontrole gel der. Kadın ilacı kullanır 10 gün sonra büyük bir hışımla doktora gelir. Doktor Bey verdiğiniz ilaç yan tesir yaptı. Kokudan duramıyorum der. Doktor güzeell der. Burnunuzu hallettik, sıra kulağınızda der.
Sivrisinek
Temel ile Dursun tatile çıkarlar. Ormanlık bir alanda çadırlarını açıp, kamp kurarlar. Yalnız etrafta çok sayıda sivrisinek vardır. Sürekli Temel ile Dursun'u rahatsız edip, bir taraflarını ısırmaktadırlar. Dursun Temel'e en iyisi çadırda saklanalım der. Çadırın kapısını kapatıp, ses çıkarmadan beklerler. Bu sıra iyice gece olmuştur. Temel kalkıp, çadırın kapısını aralar. Bir de ne görsün etrafta bir sürü ateş böceği vardır. Ula Dursun olduğun yerde kal, çadırdan dışarı çıkma der. Sivrisinekler ellerine fener almış, bizi arıyo..
Temel ve Hamsi
Temel bir giyim mağazası açar, adını Temel ve Hamsi koyar. Arkadaşları böyle giyim mağazası ismi olur mu hiç derler. Temel'de Damat & Tween oluyorda neden Temel ve Hamsi olmasın .
Kaza Sonucu
Bir trafik kazasında minübüs ile otobüs çarpışmıştır. 10 ölü, 20 yaralı vardır. Yaralılar bağrışmaktadır, Oy kolum, ay ayağım, of başım diyerek feryadı figan etmektedirler. Bu sırada olay yerine gelen ambulansın doktoru Temel yaralılara sitem eder, bakın adamlar ölmüş gıkları bile çıkmıyor, siz bağırıp duruyorsunuz.
Trafik Kazası
Temel'in eski model bir kamyonu varmış. İzmit'den aldığı yükü Trabzon'a götürüyormuş. Kırmızı ışıkta duramamış, arabanın frenleri kaydırmış arkadan lüks bir mercedese vurmuş. Mercedes'in sahibi ve Temel araçlarından inip, hasara bakmışlar. Temel yalvarmış ne olur beni affet, bir hata oldu. Hasar da çok büyük değil, sadece tampon ezilmiş demiş. Mercedesin sahibi tamam diyerek tekrar yola koyulmuşlar. Kırmızı ışıkların birinde yine Temel'in kamyonu ayni araca arkadan çarpmış. Araç sahibi bakmış daha önceki çarpan kişi. Temel yalvarmaya başlamış, gariban bir adamım demiş, ömür boyu çalışsam hasarı ödeyemem demiş. Araç sahibi Temel'e acımış, tamam demiş. Birbirlerine geçmiş olsun dileklerinden sonra yola koyulmuşlar. Yine kırmızı ışıklardan birinde Temel'in kamyonu duramamış, ayni mercedes'e arkadan çarpmış. Tabiki hasar bu kez daha fazla. Temel bu kez araçtan inmemiş, kamyonun camından seslenmiş, benim ben, devam et.
Otobüs Bileti
Temel İETT Otobüsü bileti almak için bir bilet gişesine gider. Gişeci Dursun'dur. Temel bana bir adet bilet verirmisin der? Dursun gişede başka şeylerle oyalanmaktadır. Gişeci Dursun, Temel'e lütfen sıraya geç der. Temel bakar sırada kimse yoktur. Lütfen bana bir bilet der. Dursun tekrar sıraya geç der. Temel yine arkaya bakar, kendisinden başka hiç kimse yoktur. Lütfen bana bir bilet der. Dursun'da sıraya geç öyle vereyim deyince, Temel'in kafası atar, okkalı bir osmanlı tokadı atar Dursun'a Dursun yere düşer. Gözünü tutar. Temel'e bana kim vurdu der. Temel'de bu kalabalıkta göremedim der.
Yufka
Timur'un deftardarı hesapta yanlışlık yapar. Timur deftardara kızar kağıtları bir güzel yedirir ve işten kovar. Yerine Nasrettin Hoca'yı işe alır. Yalnız Hoca hesapları yufkaya yapmaktadır. Timur Hoca'ya seslenir, hesapları neden yufkaya yapıyorsun? Hoca'da cevabını verir, yemesi kolay olsun.
Bilmiyorum
Temel ile oğlu Trabzon'dan İstanbul'a otobüs ile yolculuk yapmaktadırlar.Oğlu her köy, belde, ilçe girişlerinde baba burası neresi der, Temel bilmiyorum evladım der. Yol kenarında bulunan büyük yapıları sorar babası yine bilmiyorum der. Baba İstanbul'a kaç km var der, babası Temel bilmiyorum der. Çocuk sürekli soru sormaya devam eder. Babası Temel her defasında bilmiyorum der. Çocuk, babasına baba sürekli soru sorarak seni rahatsız ediyorum galiba der. Temel olur mu oğlum. Sor ki, cahil kalmayasun.
Adres Tarifi
Trabzon'a otomobil ile gelen yabancı birisi yol kenarında bekleyen Temel'e sorar, Uzungöl yaylasına nasıl gidebilirim? Temel bilmiyorum der. Adam da düz yolda sağa sola baka baka yoluna devam eder. Bu sırada Temel Dursun'u görür, Uzungöl'e nasıl gidilir diye sorar? Dursun'da bilmiyorum der. Temel az önce kendisine adres soran araca arkadan geri dön işaretleri yapar, şoför işaretleri dikiz aynasından görür ve geri döner. Ne oldu öğrendin mi der? Temel hayır der, arkadaşım Dursun'a sordum oda bilmezmiş.
Zenginlik
Temel'in uçan kuşa borcu vardır, borçlarını ödeyememektedir.Derken Temel bir yolunu bulup, zengin olur. Hemde ne zenginlik, lüks konutlarda kalmakta, fiyakalı arabalarda gezmektedir. Bu sırada alacaklıları Temel'e artık zengin oldun, şu borçları öde artık derler. Temel'de hayır ödemeyeceğim der. Niçin diye sorduklarında, zengin oldu da değişti demesinler.
13 Temmuz 2009 Pazartesi
Sınıfta Kalmak
Temel İstanbul'da okumaktadır. Dersleri çok kötüdür ve sene sonu sınıfta kalır. Trabzonda yaşayan kardeşine telgraf çeker, Cemalciğim ben sınıfta kaldım sen babamı hazırla der. Bir süre sonra kardeşi Cemal'den telgraf gelir. Temel abi ben babamı hazırladım, sen de kendini hazırla.
Televizyon Yarışması
Temel bir Televizyon kanalında yapılan yarışmaya katılır ve birinci olur. Temel'e vaat edilen paranın yarısını verirler. Temel bu duruma kızar ve yetkililere sorar, yetkililer vergi kestiklerni söyler. Temel en fazla %20 vergi kesilsin, %50 nereden çıktı böyle der. Tanıdık bir avukata durumu anlatır, avukat televizyonu mahkemeye ver der, Temel tamam der. Aradan 3-5 ay geçer, avukat Temel'i görür. Televizyonu mahkemeye verdin mi der? Temel verdim ama sonra geri aldım. İnsan yine de televizyonsuz yapamıyor.
Güneşe Gitmek
Amerikalı, Avrupalı ve Bizim Temel Uluslararası bir konferansdadırlar. Amarikalı biz marsa gittik ve oradaki yaşamı inceledik, Avrupalı bizde aya giderek oradaki yaşamı inceledik der. Sıra Temel'e gelir, bizde güneşe gittik ve oradaki yaşamı inceledik der, bunun üzerine Temel'e nasıl olur güneş çok sıcak nasıl gittiniz derler? Temel o kadar salak değiliz akşam serinliğinde gittik.
Tutanak
Temel otomobil kullanırken dalgınlık sonucu karşı tarafdan gelen başka bir otomobille çarpışmış, otomobillerde hasar oluşmuş. Temel otomobilden inip, centilmen bir edayla geçmiş olsun kardeş demiş. Karşı taraf teşekkür etmiş. Bu sırada Temel aracının torpido gözünde bulunan viskiyi çıkartıp, diğer sürücüye ikram etmiş, rahatlarsın demiş. Sürücü viskiyi içmiş, Temel'e teşekkür edip, sormuş, sen içmeyecek misin? Temel, ben polis tutanak tuttuktan sonra içeceğim.
Tarlaya Tavuk Ekmek
Dursun tavuk yetiştirmeye karar verir. Tavuklardan daha fazla nasıl yumurta alınır diye düşünürken bir arkadaşı tavuğu tarlaya ek der. Dursun'un hoşuna gider, pazardan 20 adet civciv alır, civcivleri sırtı yere gelecek şekilde tarlaya eker, fakat ektiği yerde hiç bir filizlenme olmaz. Arkadaşına durumu anlatır, arkadaşı yanlış ekmişsin der. Dursun pazardan 20 tane daha civciv alır. Civcivleri ayakları yere gelecek şekilde ekmelisin der. Dursun tarif edildiği gibi yapar, ayakları yere gelecek şekilde eker. Bir süre bekler, yine filizlenme olmaz. Toprağı kazıp, bakar bütün civcivler ölmüştür. Arkadaşı bu kez en iyisi Karadeniz Teknik Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinde öğretim üyesi Pr.Dr. Temel'e bir mektupla durumu anlatalım der. Temel'e mektup yazarlar. Temel mektubu alır almaz hemen civcivleri ektiğiniz topraktan numune alıp, fakülteye gönderin. Toprağı laboratuarda inceleteyim der.
Bir Sigara İçimlik
Bir kadın doğum kontrolü için doktora gider. Doktor, kadına doğum kontrol hapı verir. Yalnız ilacı kullandıktan sonra kocan bir sigara içimlik yaklaşık 5 dakika bekleyecek, ondan sonra ilişkiye gireceksiniz der. Kadın taman diyerek ayrılır. Aradan 5-6 ay geçer kadın ayni doktora tekrar gider, doktor hastayı tanır, ne oldu hamile mi kaldın der? Kadın da evet cevabını verir. Doktor ilacı kullanmadın mı diye sorar? Kadın kullandım da kocam sigarayı çabuk içiverdi.
12 Temmuz 2009 Pazar
Hasta Çocuk
Kadın oğlunu doktora götürmüş, oğlum yürüyemiyor, konuşamıyor, duyamıyor, göremiyor. Ayrıca kalbinde de problem var. Midesinde yanma, ciğerlerinde pus, böbreklerinde de taş var der. Doktor bir hasta çocuğa, birde kadına bakar. Kadına soyun der. Kadın şaşırır, ne soyunması hasta ben değilim çocuk der. Doktor tamam anladım der. Çocuğu düzeltene kadar yenisini yapmak daha kolay.
Picasso
Ünlü Ressam Picasso'nun bir arkadaşı Picasso'yu ziyaret eder. Ünlü ressamın resim ve tablolarını inceler. Eserlere hayran kalır. Bu sırada evdeki çocuklar ünlü ressamın arkadaşının dikkatini çeker. Resimlerinin güzelliğine karşılık ressamın çocukları oldukça çirkincedir. Arkadaşı samimi olduklarından olsa gerek Bay Picasso sana birşey söyleyeceğim der. Bu kadar güzel tablolar ve resimler yapmışsınız fakat çocuklarınız oldukça çirkin acaba neden? Picasso'nun cevabı çok anlamlıdır. Resimleri gündüz gözüyle yaptım, çocukları gece karanlığında tıkıştırdım.
11 Temmuz 2009 Cumartesi
Kuaför
Temel Ankara'da kuaföre gider ve traş olur. Kuaföre Ankara'ya gelmişken Cumhurbaşkanını'da görmek istediğini söylemiş, kuaför biraz zor demiş. Bir sürü prosedürü var, göremezsin demiş. Temel o işi bana bırak demiş. Neyse Temel'in işi yine Ankara'ya düşer. Ayni kuaföre traş olmaya gider. Kuaför Temel'e Cumhurbaşkanını gördün mü der? Evet gördüm der Temel. Peki Cumhurbaşkanı sana ne söyledi der kuaför?. Temel'de cevabı yapıştırır, saçını bu kadar kötü hangi berber kesti.
Koku
Adamın birisi bir toplulukta gaz kaçırmış, sesini kimse duymasın diye sandalyeyi gıcırtmaya başlamış, onu gören Hoca, sesi benzettin de kokuyu ne yapacaksın?
Uçak Motoru
Temel uçak yolculuğundadır. Pilotun anonsu duyulur, sayın yolcularımız 4 motordan bir tanesi arızalandı, diğer 3 motor ile yolculuğa devam ediyoruz korkacak bir durum yok. Yalnız yolculuk biraz uzayacak. Aradan 30 dk geçer yine bir anons sayın yolcularımız uçağın 2. motoru da arıza yaptı fakat korkmaya gerek yok. Kalan 2 motorla yolculuğa devam edeceğiz. Yalnız yolculuk biraz daha uzayacak. Aradan 1 saat geçer piliotun yine anonsu duyulur. Sayın yolcularımız uçağın 3. motoru da arızalandı. Endişelenmeye gerek yok, tek bir motorla yolculuğa devam edeceğiz. Yolculuk bir kaç saat daha uzayacak der. Bu sırada Temel, desene diğer motorda arızalanırsa geceyi havada geçireceğiz.
Karne
Temel'in oğlu sene sonunda karneyi alıp, heyecanla eve gelir. Temel sorar oğlum karnen nasıl zayıf varmı der? Çocuk hayır baba karnem 10'luk der. Babası karneyi eline alır, bakar ki dersler 0,1,2,3 çocuğa kızar. Oğlum bunun neresi 10'luk? Baba, hepsini toplasan 10 yapıyor.
Tahlil Sonuçları
Temel bir polikliniğe gider ve çeşitli tahliller yaptırır. Tahlil sonucunda doktor kolesterol oranı yüksek, potasyum, magnezyum ve kalsiyum oranı normalin altında, demir oranı çok yüksek der. Temel desene beton gibi adamım.
Çift Katlı Otobüs
Temel Bursa'dan Trabona 2 katlı otobüs ile yolculuk yapıyormuş, Temel üst katta, Dursun alt kattadır. Yolculuk esnasında Temel cep telefonu ile çaktırmadan Dursun'u arar yolculuk nasıl geçiyor der? Dursun en arka taraftadır. Valla şoför uyudu galiba, sadece sırtını görebiliyorum der. Temel, sizde en azından bir şoför varmış, biz hepten şoförsüz gidiyoruz.
İngilizce
Temel İngiltere'ye gitmiş, bir süre kaldıktan sonra memleketi Trabzon'a geri dönmüş. Arkadaşları İngilizce bilmiyordun sıkıntı çektin mi derler? Temel hayır çekmedim, asıl sıkıntıyı İngilizler çekti.
10 Temmuz 2009 Cuma
Perhiz
Doktor bir hastasına perhiz listesi yazmıştır. Falanca yemekten şu kadar, filanca yemekten bu kadar yiyeceksin diye uzun bir liste yapar. Yalnız sigarayı günde 3 kez içeceksin der. Hasta listeyi alıp eve gelir. Bir süre sonra kontrole gider. Doktor hastaya sorar perhize alışabildin mi der? Hasta alışmasına alıştım da şu sigarayı içmesem olmaz mı?
Elbisenin Cebi
Doğu Anadolu'dan yeni seçilen Doğu kökenli bir milletvekili meclise yeni bir elbise ile gitmek ister. Takım elbiselik kumaş alıp, Terzi Reşo'ya verir. Terzi elbiseyi diker. Milletvekili elbiseyi prova yaparken bir şey dikkatini çeker, elbisenin cebi yoktur. Ula Reşo bu elbisenin cebi yok der. Terzi Reşo biliyorum der. Siz daha yenisiniz, bunca yıldır bu için içindeyim elini kendi cebine sokan milletvekili görmedim.
Memnuniyet
Trabzon'un Sürmene ilçesi Devlet hastanesine tayin edilen bir doktor, birgün şehir merkezinde gezerken Temel'i görür. Temel'e sorar, halk benden memnun mu der? Temel memnun olmazlar mı der. Sizin için canlarını bile feda ediyorlar.
Çift Vuruş
Temel futbolcudur. Hakem bir pozisyonda çift vuruş verir. Temel arkadaşlarına siz çekilin der. İkisini de ben kullanacağım.
Prezervatif
Temel doğum kontrolü için çözüm arar. Bir doğum uzmanına başvurur. Doktor Bey çocuk sayısı fazla ekonomik durum ortada, maaşlar düşük. Ne yapmam lazım der? Doktor Temel'e prezervatif verir. Temel memnun kalır, prezervatifi alıp, evin yolunu tutar. Temel 5-6 ay sonra ayni doktora tekrar gider. Doktor Bey karım hamile der. Doktor nasıl olur prezervatifi kullanmadın mı der?. Doktor bey tarif ettğiğin gibi kullandım, hatta biraz büyük geliyordu ucundan bir miktar da kestim.
Makina Mühendisi
Temel bir gazetede ilan görür. İlanda ingilizce bilen, askerliğini yapmış, bilgisayar kullanan, tecrübeli, makina mühendisi aranmaktadır. Temel ilanı gazeteden makasla kesip, hemen ilanın belirtildiği adrese gider. Temel'i mülakata alırlar. Temel'e sorarlar ingilizce biliyormusun? Temel, hayır der, askerliği yaptınmı, hayır. Bilgisayar kullanabiliyor musun? Hayır kullanamıyorum. Peki tecrüben var mı? Temel yine hayır tecrübem yok der. Bu kez mülakatı yapan insan kaynakları yetkilisi siz o zaman makina mühendisi de değildirsiniz deyince, Temel evet, değilim. Boşuna uğraşmayın, benden size fayda yok.
Fotoğraf
Temel ahırda ineklerle beraber fotoğraf çektirmiştir. Çektirdiği bu fotoğrafı arkadaşı Cemal'e gönderir. Fotoğrafın arkasına not düşer. Ortada boynuzsuz olan benim.
9 Temmuz 2009 Perşembe
Duvar
3 deli akıl hastanesinden kaçma planları yapmaktadırlar. İçlerinden bir tanesine sen git gözlem yap, duvar boyunu kontrol et derler. Duvar yüksekse altından kazı yaparız, alçaksa üzerinden atlarız derler. Arkadaşları gözlemden gelip, diğer delilere üzgünüm, kaçamayacağız der. Neden diye sorarlar? Duvar muvar yok.
Mektup
Temel askerdir. Memleketden mektup gelmiştir. Cemal mektubu okumaktadır. Bunları gören komutan ne yapıyorsunuz der. Temel, memleketden mektup geldi. Cemal bana mektubu okuyor. Komutan peki neden der. Temel benim okuma yazmam yok der. Komutan peki Cemal'in kulağındaki pamuk ne diye sorar. Temel, komutanım okuduğu mektubu Cemal duymasın diye kulağına pamuğu ben tıkadım.
Okul
İlkokul öğrencisine babası sorar, oğlum bugün okulda ne öğrendin? Çocuk cevap verir. Babacığım hiçbir şey öğrenmedim. Yarın yine gideceğim.
Eldiven
Dursun Temel'e sorar. Doktorlar ameliyatlarda neden eldiven takarlar? Temel'de cevap verir. Yanlış ameliyat yaptıklarında parmak izi kalmasın diye.
Suda Kalma Yarışı
Temel, Cemal ve Dursun su altında kalma yarışı yapmaktadırlar. Cemal en fazla 5 dakika, Dursun 10 dakika kalır. Sıra Temel'e gelir fakat Temel ortalıklarda yoktur. 10 saat, 20 saat Temel suyun altından çıkmaz. Ertesi günü ölüsü karaya vurur. Arkadaşları üzgündür. Karısı Fadime'ye başsağlığına giderler. Fadime önemli değil der, yarışı kazandıya siz ona bakın.
Evlenmek
Uzun süre birlikte olan Fadime Temel'e artık evlenelim der. Temel, bu yaştan sonra bizi kim alacak.
Doğum Kontrolü
Temel'in 9 tane çocuğu vardır. Fadime artık buna bir çözüm bulmamız lazım. Ben bundan sonra salonda yatacağım der. Temel, eğer faydası olacaksa bende geleyim.
Altın Kaşık
Avusturya Başbakanı ile Dışişleri Bakanı yemekli uluslararası bir toplantıdadırlar. Hem yemek yerler, hemde güncel konularda konuşurlar. Yemekte çatal ve kaşıklar altındandır. Dışişleri Bakanı ile Başbakan yan yana oturmaktadırlar. Dışişleri Bakanı birde ne görsün başbakan altın kaşıklardan bir tanesini çaktırmadan cebine atmıştır. Bakan şaşkındır. Başbakan çaldı da ben niye çalmayayım diye düşünmeye başlar. Fırsat kollar. Diğer konuklar konuşmacı başbakanı büyük bir sessizlik içinde dinler. Bu esnada bakan kaşıklardan birini alırken heyecandan kaşık tabaklardan birine vurur tın diye ses çıkarır. Herkes sesin geldiği yere bakar. Dışişleri bakanı istifini bozmaz kaşık elinde biz Avusturyalılar eğitimde, sağlıkta, endüstride çok ileri bir toplum olduk diyerek küçük bir konuşma yapar. Bu sırada aklı kaşıktadır. Yine bir fırsatını bulup kaşığı alır aksilik değilmi kaşık bu kez bardaklardan birisine değer yine tiz bir ses çıkarır, herkes sesin geldiği yere bakar, kaşık bakanın elindedir. 2 kez konuşma yapan bakan bu kez değerli meslekdaşlarım biz Avusturyalılar ayni zamanda sihirbaz bir toplumuz der. Şu elimdeki kaşığı kendi cebime koyup, başbakanın cebinden çıkaracağım.
8 Temmuz 2009 Çarşamba
Köyün Delisi
Köyün delisi köy meydanında gezmektedir. Neler olacak neler olacak diye sürekli bağırmaktadır. En sonunda dayanamayıp sorarlar. Neler olacak ne demek. Deli anlatmaya başlamış. Anam ölecek, babam yeniden evlenecek, bende evlendiği kadını.... Tabiki köylüler deli işi deyip gülüp, geçmişller. Bir süre deli ortadan kaybolmuş. Uzun bir zaman sonra ortaya çıkmış. Bu kez neler oldu, neler oldu diye bağırmaya başlamış. Köylüler merak etmişler gerçekten de ne oldu diye. Deliye sormuşlar ne oldu? Babam öldü, anam bir adam aldı, O da beni...
Kaşıntı
Kadının birinin cinsel bölgesinde kaşıntı vardır. Muayene için doktora gider. Doktor Bey cinsel bölgemde kaşıntı var der, doktorda tamam öyleyse, muayene edelim der. Kadın fakat doktor bey, kocamla ilişkiye girdikten sonra kaşıntı geçiyor der. Doktor tamam sen çözümü bulmuşsun, bana gelmene gerek yok der. Kadın doğru ama kocamı ikna etmek için en iyisi siz onu reçeteye yazın, akşama kocama reçeteyi okutayım.
6 Temmuz 2009 Pazartesi
Doktora
Temel'in eşi Fadime, Temel'i köyün sağlık ocağının doktoruyla aldatıyormuş. Köylülerden herkesin haberi varmış. Köylüler kahvede toplanmışlar ayıp oluyor demişler, bu durumu bir şekilde Temel'e anlatmamız lazım ama nasıl anlatacağız demişler. Dursun kafayı takmayın ben hallederim demiş. Temel ertesi akşam kahveye gelmiş, Dursun Temel'e seslenmiş. Ula Temel karın Fadime ne zaman profesör olacak. Temel ula Dursun kafayımı yedin, karım Fadime okumayı zor söküyor, ilkokul 3'den terk, profesörlükte nereden çıktı der. Dursun valla köyde konuşuyorlar, Fadime yüksek lisansını bitirdi, doktora veriyor.
Minübüs Yolculuğu
İstanbul'a yeni gelen 2 arkadaş Edirnekapı'dan minübüse binip, Vezneciler'e gideceklerdir. Minübüsün muavini duraklarda seslenir Fatih, Yavuz, Selim, Atik Ali inecek var mı? Arkadaşlardan birisi diğerine seslenir inelim mi der. Yok der diğeri. Elbet bizim de adımız okunacak.
Müesssese
Eczacı Temel'in eczanesinde bulunan kantarda bir kadın tartılacaktır. Bozuk para kutusuna 1 Lira atar ve tartılır. Kilosu fazladır. Üzerindeki mantoyu çıkarır 1 lira atar yine tartılır, yine suratını ekşitir. Bu kez kazağını çıkarır, yine 1 lira atar yine tartılır. Her tartıda kutuya 1 lira atar ve üzerindeki giysilerden birkaçını çıkarır. Sıra iç çamaşırlara gelir. Temel paraya gerek yok der. Bundan sonrası müesseseden.
Çay
70 yaşında yaşlı bir adamın içi gıcıklamış, canı karısıyla beraber olmak istemiş. Karısına seslenmiş ey hatun ocağa suyu koy, olmazsa çay yaparız.
Uçak Koltuğu
Temel Almanya'dan Trabzon'a gidecektir. Uçağa biner binmez en ön tarafına oturur. Fakat Temel'in oturduğu koltuk başka müşteriye aittir.Hostesler ve uçak görevlileri ne yaparlarsa yapsınlar, Temel'i ikna edememişler. Bu sırada yolculardan birisi Temel'e bir şeyler söyler. Temel apar topar kalkar ve koşarak en arka tarafta bir koltuğu oturur. Herkes şaşkındır. Adama sormuşlar bu işi nasıl becerdin? Adam da uçağın sadece arka kısmının Trabzon'a gittiğini söyledim.
Şampuan
Temel yeni aldığı şampuanla banyoya gider ve duş alır. Bu sırada şampuanla saçlarını ovuşturmaktadır. Bir süre sonra karısı Fadime Temel'in sırtını keselemek için banyoya girer. Temel'e sorar, saçlarını su ile yıkamayacakmısın der. Temel hayır karıcığım der, Bu şampuan kuru saçlar içinmiş.
Tecavüz Davası
76 yaşındaki yaşlı bir adam 14 yaşındaki genç bir kıza tecavüzden yargılanmaktadır. Yaşlı adamım avukatı mahkemede müvekkilini savunmaktadır. 76 yaşındaki yaşlı bir insan nasıl olurda genç bir kıza tacavüz edebilirler diyerek savunmasını sürdürmektedir. İnandırıcı olması için avukatı yaşlı adamın pantolununu çözdürür, ahı vahı gitmiş bu adam Allah aşkına genç bir kıza nasıl tecavüz edebilir? Bu sırada yaşlı adamın cinsel organına elle vurarak durumu izah etmektedir. Görmüyor musunuz her tarafı buruşmuş kırışmış bu adamın genç bir kıza tecavüz etmesi mümkün değil diyerek savunmasını ateşli bir şekilde yaparken, ikide bir yaşlı adamım cinsel organını elle tıklamaktadır. Bu sırada yaşlı adam dayanamaz avukatın kulağına eğilir ula avukat fazla oynama oramla yoksa davayı kaybedeceğiz.
Fil
Nasrettin Hoca'nın köyüne Timurlenk bir erkek fil hediye eder. Gel zaman git zaman fil büyür ve oburlaşır. Ekinlere, bağ ve bahçeye, ürüne, çoluk çocuğa zarar vermeye başlar. Köylüler filden rahatsızdır. Durumu Hoca'ya anlatırlar. Hep beraber Timur'a çıkalım ve durumu anlatalım derler. Hoca'da tamam der. Hoca önde köylüler arkada hep beraber yola çıkarlar. Timur çok sert bir hükümdar olduğundan köylüler arkadan bir bir kaçarlar. Hoca önde gittiğinden köylülerin kaçtığını göremez. Uzun bir yolculuktan sonra Timur'un sarayına gelir. Timurlenkin kapısını çalar, karşısına Timur çıkar. Buyur Hocam der. Bu sırada Hoca arkasına döner bir de ne görsün köylülerden hiç birisi yok. Timur evet Hocam niçin gelmiştiniz der. Hoca küçük bir bocalamadan sonra kendini toparlar. Bizim köye bir fil hediye etmiştiniz der, Timur evet hatırlıyorum, yoksa file bir şey mi oldu der. Hoca yok efendim der. Köylüler filden çok memnunlar birde dişisini istiyorlar.
Arkeolojik Kazı
Temel ile bir Fransız arkeoljik kazı yapmaktadırlar. Fransız toprağın altını 20 metre kazdıktan sonra yer altında kablolara rastlar ve hemen övünmeye başlar. Gördüğünüz gibi telefonu ilk icat eden ve geliştiren biziz der. Temel ben 50 m kazıdım hiç bir şeye rastlamadım der. Bundan anlaşıldığı kadarıyla bizde ilk telsiz telefonu icat eden milletiz.
5 Temmuz 2009 Pazar
Tabutun Neresinde Olmalı
Hocaya sormuşlar, Hocam cenaze taşınırken tabutun ne tarafında olmak gerekir? Sağında mı, solunda mı, arkasında mı olmak daha uygun olur? Hoca şöyle bir bakmış, Valla efendiler içinde olmayın da, neresinde olursanız olun.
Hoca'nın Cüppesi
Akşam geç saatte eve gelen Hoca pencerede bir karaltı görür. Hanımına sus işareti yaparak tüfeğini doğrulttuğu gibi ateşler. Sonra eve girip, bir de bakar ki ateş ettiği kendi cüppesi. "Hanım ucuz kurtulduk. Ya içinde ben olsaydım!" der.
Tuzluk
Temel ile Fadime yeni evlidirler. Temel işten eve dönüce karıcığım bugün ne yaptın der? Karısı Fadime Temelciğim tuzluğa tuz koydum der. Daha ne yaptın? Yine tuzluğa tuz koydum, peki sonra? Yine tuzluğa tuz koydum deyince, Temel pes doğrusu der. Karısı Fadime kolaymı sanıyorsun küçücük delikten bunca tuzu geçirmeyi.
Toprak Ağası
Karadenizli İdris kasıla kasıla gezmektedir. Onu gören Temel, ula İdris nedir bu halin toprak ağaları gibi ne kasılıyorsun? İdris artık benimde toprağım var der. Bunu duyan Temel, ne kadar toprağın olacak senin, bir gerilsem bir tarafından öbür tarafına atlarım der. İdris, o senin dediğin eninedir, boyuna biraz zor atlarsın.
3 Temmuz 2009 Cuma
Boşboğaz
Temel'in arkadaşı Dursun senin vücudun çok kıllıymış der. Buna karşılık Temel, ulan Dursun senin karı amma da boşboğazmış der.
Laz Şivesi
Adamın birisi trafik kazasında ölmüştür. Cenazesi morga kaldırılmıştır. Bir yakını cenazeyi teşhis için morga gelir. Morg müdürü sorar, rahmetliyi tanıyormuydun, evet tanırdım der. Peki teşhis edebilir misin diye sorar tabiki der. Mesela herhangi bir özelliğini söyleyebilirmisin der. Söylerim diye cevap verir ölen vatandaşın arkadaşı. Morg müdürü hangi özellik diye sorar. Ölen arkadaşım laz şivesiyle konuşuyordu.
İş Yavaşlatma Eylemi
Temel memur maaşlarına yapılan yetersiz zammı protesto etmek için memur eylemine katılarak işi yavaşlatır. İş yerinde herkes mesai saati sonunda işi bıraktığı halde, Temel gece yarılarına kadar işyerinde kalmaktadır. En sonunda karısı dayanamayıp millet işi yavaşlatıp erken çıkar, sen gece yarılarına kadar çalışıyorsun bu nasıl iş yavaşlatma eylemi der. Temel, kolaymı sanıyorsun 8 saatlik işi yavaşlatınca en az 18 saatini alıyor.
Temel'in Çocuğu
Temel'in eşi Fadime hastanede doğum yapar. Birde ne görsünler çocuk siyahi. Temel'e arkadaşları koşarak haber verirler. Senin hanım doğum yaptı ama çocuk siyah renkli, sakın hastanede karışmasın derler. Temel doğum yapılan odaya gelir ve başlar çocuğu sevmeye. Arkadaşları şaşkındır. Temel gayet soğukkanlı bir biçimde, bizim Fadime ne pişirirse hepsini yakar der.
1 Temmuz 2009 Çarşamba
Trafik Kazası
4 Kafadar içkili bir vaziyette arabada gitmektedirler. Bir süre sonra kaza yaparlar. Olay yerine trafik polisi gelir. Arabayı hanginiz kullanıyordunuz diye sorar. Gençler hep birden hiçbirimiz der. İçkiliyken araba kullanılmadığını bildiğimizden arabayı kendi haline bıraktık.
Eşkiya
Eşkiya Temel'in eveini basar. Kapıyı ilk Fadime açar. Senin ismin ne diye sorar, Fadime der. Eşkiya benim anamın ismi de Fadimeydi der. Sana zarar vermeyeceğim. Bu sırada Fadime'nin yanında bekleyen Temel'e döner, peki senin ismin ne? Esas adım Hasan ama bana hep Kız Fadime derler.
Temel'e oyun
Temel ile Afrikalı siyahi bir adam ayni otelde ayni odada kalmaktadırlar. Temel otel görevlilerine yarın sabah beni 7'de kaldırın, önemli işlerim var der. Otelin başka odalarında kalan Dursun ile Cemal Temel'e bir oyun oynamak isterler. Bir kutu siyah boya alıp, Temel uykudayken yüzünü siyaha boyarlar. Sabah 7.00 olur ve görevliler Temel'i uyandırır. Temel traş olmak için lavobaya gider. Aynada birde ne görsün yüzü gözü simsiyahtır. Şu otel görevlilerine bakın, Adamlar yanlışlıkla beni uyandıracak yerde Afrikalı turisti uyandırmışlar der.
Archill ve Şota
Temel Trabzonspor'da bir dönem futbol oynayan Archill ile Şota'yı sahada görünce yanındaki arkadaşlarına baksanıza der, bizimkiler ayni adamdan iki tane almışlar.
Güzellik
Temel'e güzel mi olmak istersin yoksa aptal mı olmak istersin diye sorduklarında, Temel aptal olmak isterim demiş, neden diye sormuşlar, güzellik geçicidir demiş.
İdam Cezası (2)
Temel idam cezasına çarptırılmıştır, jandarmalar onu hapisten alıp, idam edileceği yere götürürler. Hava da çok soğuktur. Kar, tipi ve fırtınalıdır. Yol epey uzundur. Nihayetinde yolun sonuna gelirler. Temel jandarmalara dönüp, halinize acıyorum, sizin bir de geri dönüşünüz var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)