30 Haziran 2009 Salı
Dilenci
Bir politikacı Ankara'da bir arkadaşıyla gezerken bir dilenci görür. Politikacının arkadaşı bu gördüğün dilenci çok zeki bir insan der. Bundan 10 sene önce yediği yemeği bile hatırlar deyince, politikacı dilenciye yaklaşır. 10 Mart 1995 günü sabah kahvaltısında ne yedin der, dilencide yumurta yedim der. Politikacı bravo , unutmamışsınız der. Aradan 10-12 sene geçer. Arkadaşı ile politikacı ayni cadde üzerinde gezerken ayni dilenciyi görürler. Politikacı sorar nasıldı? Dilence cevap verir rafadandı.
Dünyanın Merkezi
Nasrettin Hoca'ya Akşehirli hemşehrileri takılır. Hocam dünyanın merkezi neresi derler. Hoca bir adım atar, işte burası der. Hocaya gülerler, olur mu hiç hocam böyle şey. Hoca'da inanmıyorsanız ölçün der.
Boğaziçi Köprüsü
Bir Alman, Bir İngiliz, bir Fransız, bir İtalyan ve Temel İstanbul boğazını turlamaktadırlar. Ülkelerinin yapmış olduğu önemli yapılarla övünmektedirler. Ingiliz Buckingham sarayını 2.5 sene gibi kısa zamanda yaptık der, Fransız biz Eyfel kulesini 2 sene gibi kısa zamanda yaptık der, Alman'da Mercedes fabrikasını 1.5 senede bitirdik der, İtalyan Pisa kulesini 1 sene gibi çok kısa sürede yaptık diyerek ülkeleriyle övünmektedirler. Bu sırada boğaziçi köprüsünün altından geçmektedirler. Temel'e alaycı bir uslupla sorarlar, bu köprüyü kaç senede yaptınız? Temel'de hangi köprü der. Vallahi daha dün geçtim yoktu, herhalde gece yapılmıştır.
29 Haziran 2009 Pazartesi
Cin
Temel gece Trabzon'da yürürken birden ışıklı bir lamba görmüş, lambadan bir ses dile benden ne dilersen demiş. Temel sen kimsin demiş, lambadaki ses ben Alaaddin'in sihirli lambasıyım demiş. Yani anlayacağın ben cinim demiş. Temel kendi kendine fırsat bu fırsat Amerika'da bir sürü tanıdığımız var demiş. Trabzon'dan Amerika New York'a otoban yap demiş. Cin olur mu böyle şey el insaf demiş, daha mantıklı bir şey iste demiş. Temel düşünmüş taşınmış, o zaman bu sene Trabzonsporu şampiyon yap demiş. Bu kez cini almış bir düşünce, söylesene otoban kaç şeritli olsun.
Doğanın Dengesi
Temel elindeki çöp poşetini yere doğru fırlatır, onu gören çevreye duyarlı bir vatandaş ayıp olmuyor mu Doğanın Dengesini bozuyorsun der. Temel, Doğanı tanımıyorum, yengesini de ben bozmadım der.
Vergi Dağıtımı
Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır. Devletlerin topladığı vergilerin dağıtımı konuşulmaktadır. Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı biri de Temel'dir. Amerikalı yere bir çizgi çizeriz topladığımız vergileri havaya atarız. Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağına düşen paralar devlette kalır bu paralarla yatırım yapılır der. Sıra Avrupalıya gelir. Biz de de benzer sistem vardır. Biz yere bir daire çizeriz toplanan vergi paralarını havaya atarız, dairenin dışında kalanlar halka hizmet olarak geri ödenir. Dairenin içinde kalanlar ise devlette kalır ve devlet harcamalarında kullanılır der. Sıra Temel'e gelir. Bizde daha kısa bir yol vardır der. Öyle çizgi- mizgi çizmeyiz. Devlet topladığı vergi paralarını havaya atar, yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar, havada kalanlar vatandaşa hizmet olarak ödenir der.
Av
Aslan, kurt ve tilki ava çıkarlar. Bir geyik, bir ceylan ve bir kuzu avlarlar. Sıra av bölüşümüne gelir. Aslan tilkiye şu avları bir taksim et der. Tilki tamam der. Geyik senin, ceylan kurtun, kuzu da benim olsun der. Aslan bir pençe atar ve tilkiye öldürür. Sıra kurda gelir, sen avları bölüştür bakalım der. Kurt tamam der. Kuzu sabah yemeğin, ceylan öğle yemeğin, geyik de akşam yemeğin der. Aslan bravo der. Sana bu adil paylaşımı kim öğretti böyle der. Kurtun cevabı gayet kısa olur. Yerde yatan tilki.
Kıyafet Değiştirmek
Fenerbahçeye 6-0 yenildikleri maçtan sonra morali bir hayli bozuk olan G.Saraylı futbolculardan Arif kıyafet değiştirerek bir bara gider. O sırada yanına yaklaşan başörtülü bir kadın Arif merhaba der. Arif şaşkındır, bu kadın beni bu halimle nasıl tanıdı diyerek bardan çıkıp eve gelir. Moral bozukluğundan gözüne uyku girmez, ilerleyen saatlerde ayni bara tekrar yine kıyafet değiştirerek gider. Ayni kadın merhaba Arif nasılsın burada bu saatte ne işin var deyince Arif, teyze beni nasıl tanıdın der. Kadın kıyafetli kişi ne teyzesi ben Kaptan Bülent.
Köpek Saldırısı
Nasrettin Hoca bir köyden geçerken köpeklerin saldırısına uğrar, yerden bir taş almak ister taşı kaldıramaz, biraz ileride gördüğü taşı kaldırmak ister onuda kaldıramaz, işe bakın ya ne merem bir iş bu böyle der. Taşları bağlamışlar, köpekleri salıvermişler.
İdam Cezası
Temel, İngiliz ve Fransız idam cezasına çarptırılmışlardır. İki seçenekleri vardır ya giyotin ya da elektrikli sandalye. İlk sıra İngilizdedir. İngiliz giyotin belki tutukluk yapar da kurtulurum diyerek giyotini tercih eder, kafasını giyotinin bıçaklarının altına yatırırlar, hakikatende giyotin tutukluk yapar, çalışmaz. Böylece İngiliz idamdan kurulur, sıra Fransıza gelir. Fransız da giyotin tutukluk yapar düşüncesiyle giyotini tercih eder. Kafasını giyotinin altına yatırırlar ve cellat giyotini çalıştırır, giyotin yine tutukluk yapar. Fransızda idamdan kurtulur, sıra Temel'e gelir. Temel giyotin çalışmıyor, elektrikli sandalye olsun der.
3 Şişe Bira
Temel, Cemal ve Dursun 3 kardeştirler. 3'ü de yurt dışında ayrı ayrı üklelerde yaşamaktadırlar. İçkiyi özellikle de birayı çok sevmektedirler. Aralarında anlaşırlar eğer birahaneye gidersek 3 şişe birden isteyeceğiz, böylece birbirimizi daha iyi hatırlarız derler. Temel Almanya'da bir birahaneye gider 3 şişe bira birden ister garson getirir. Ertesi akşam yine 3 şişe bira ister garson yine getirir fakat bu durum garsonun dikkatini çeker. Temel durumu anlatır biz 3 kardeşiz, birbirimizi hatırlamak için böyle yapıyoruz der, garsonun hoşuna gider. Bu böyle uzun bir süre devam eder. Bir akşam Temel 2 şişe bira ister, bu durum da garsonun dikkatini çeker, ertesi günü bekler. Temel ertesi akşam yine 2 şişe bira ister garson, Temel'e yaklaşır şey özür dilerim galiba kardeşlerinizden biri öldü, başınız sağ olsun der. Temel hayır ölmedi, ben içkiyi bıraktım.
28 Haziran 2009 Pazar
Belediye Otobüsü
Adamım birisi Belediye otobüsü ile eve gitmek ister ve otobüs durağına gelir. Otobüse tam binecekten otobüs hareket eder, adam da otobüsün peşinden koşar ilk durakta otobüse yetişir fakat yine tam binecekken otobüs yine hareket eder, adam da otobüsün peşinden koşmaya devam eder, yine ilk durakta otobüse yetişir fakat aksilik bu değilmi yine binemez. Bu 4-5 durak böyle devam eder adam her defasında kıl payı otobüsü kaçırır. Nihayetinde otobüsün peşinde koşa koşa evine kadar gelir. Nefes nefese kalmıştır, kapıyı çalar. Kapıyı açan karısı sorar ne bu halin böyle deyince adam da bugün 1.5 tl kardayım der. Otobüse binecektim tam binmek üzereyken otobüs hareket etti, bu her defasında devam etti, bende otobüsün peşinden koşa koşa eve kadar geldim. Otobüse binemeyince de 1.5 tl kara geçtim der. Karısı bre adam otobüsün peşinden koşup 1.5 tl kara geçeceğine, taksinin peşinden koşup 30 tl kara geçseydin ya der.
Karınca ile Fil
Fıkra bu ya karınca ile fil evlenmişler, ilk bakışta bu evliliğe birçok kişi karşı çıkmış fakat gönül ferman dinlemez misali evliliğe razı olmuşlar. Gerdek gecesi fil heyecandan ölmüş. Karıncayı almış bir düşünce, gelde yanma 5 dakikalık bir zevk için ömür boyu mezar kaz.
İşkence
Gizli İstihbarat şefleri CIA, KGB ve MIT kendi aralarında ortak bir karar alırlar, 3 ajana bir sır verirler, daha sonra bu sırları saklamaları için ajanlara talimat verirler. Bunun içinde ajanlara işkence yaparlar, bakalım ne kadar dayanacaklar diye ajanların dayanıklılığını ölçerler. CIA ajanı işkenceye 1 saat dayanır ve sırrı açıklar, KGB ajanı 2 saat dayanır ve oda sırrı açıklar. Sıra MIT'i temsil eden Temel'e gelir. Temel'e 4 saat sürekli işkenceye yaparlar. İşkenceciler bakarlar Temel ölecek biraz dinlenip tekrar işkenceye devam ederler, bu sırada Temel kafasını duvara vurup ula neydi yahu aklıma bir türlü gelmiyor, yoksa adamlar beni öldürecek.
Otobüs şoförü
Otobüs şoförü Temel, Karadeniz'in virajlı yollarında ilerlemektedir. Otobüs'ün önüne bir kedi çkınca otobüs sağa-sola savrulmaya, yalpalamaya başlar, bu sırada yolcular büyük bir panik ve tedirginlik içerisindedirler. Temel'e ne oluyor böyle niye otobüs yalpalamaya başladı dediklerinde, Temel'de önüme kedi çıktı der. Yolcular otobüsle oynayacağına kediyi ez geç derler. Temel, bende onun için uğraşıyorum der.
Yarış
Bir Fransız, bir İngiliz ve Temel işeme yarışına girmişlerdir. Fransız elindeki pet şişeyi doldurarak böbürlenir. İngiliz tuvalet küvetini doldurur oda böbürlenir, sıra Temel'e gelir. Temel eline mikrofonu alır, dikkat dikkat! yüzme bilmeyenler salonu terk etsin.
Bekri Mustafa
Bekri Mustafa (Sarhoş, ayyaş Mustafa) Sultanahmet camiine imam olmuştur. Bir gün cenaze namazı kıldırmaktadır.Namazdan sonra tabuta doğru eğilir birşeyler söyler. Bu durum cemaatden birisinin dikkatini çeker, İmam Efendi ölüye ne söyledin deyince, öteki dünyada melekler ne var ne yok diye sorarlarsa Bekri Mustafa (ayyaş, sarhoş) Sultanahmet camiine imam olmuş de yeter, başka söze gerek yok.
İşe Son Vermek
Asker Temel'i bir ağaç dibinde uyurken yakalayan komutanı kızar, sen sivilde ne yapıyordun diye sorar. Temel'de inşaat kalfasıydım der. Peki senin yanında çalışan birisini uyurken yakalasan ne yaparsın der? Teme'de hemen işine son verip, memleketine gönderirim der.
Tören
Karadenizde ismi ne kadar Temel olan varsa hepsini toplamışlardır. Trabzon'a çok büyük bir liman yapılacaktır. Bakanlar, milletvekilleri, Vali, Belediye Başkanı ve halktan büyük bir kalabalık tören meydanındadır. Temelleri kollarından ve bacaklarından tutarak denize atmaktadırlar, yoldan geçen bir turist merak edip ne yapıyorsunuz diye sorar. Töreni düzenleyen komitenin şefi buraya liman yapacağızda, Temel atma töreni yapıyoruz.
Coğrafya
Temel arkadaşlarına hava atmaktadır, İngiltere'de 3 sene, Fransa'da 2.5 sene, Almanyada 2 sene, İtalya'da 2 sene, Rusya'da 1.5 sene kaldım der. Arkadaşları sen o zaman coğrafyayı çok iyi biliyorsundur deyince bilmez olur muyum 1 sene de orada kaldım.
Çözüm Var mı?
Adamın birinin koyunları ile kuzularını kurtlar sürekli yiyorlarmış ne yaparsa yapsın çözüm bulamazmış, dostları falanca köyde bilge bir adam varmış, senin derdine ancak o çözüm bulabilir demişler. Adam da büyük bir umutla bilge adamın evine gitmiş kendisini tanıtmış problemi anlatmış bilge adam çözeriz demiş. Beraber çiftliğe gelmişler bilge adam bakmış ki çiftliğin etrafı açık hiç bir önlem alınmamış sürü sahibine böyle şey olmaz çiftliğin etrafını çitle çevir demiş. Adam da çitle çevirmiş birkaç gün sonra kontrol etmiş yine kuzulardan birkaç tanesini kurt yemiş. Tekrar bilge adama gitmiş çit ördüm ama yine çözüm olmadı deyince bilge adam dikenli tel ile çevir demiş. Adamda tamam demiş çiftliğin etrafını dikenli tel ile çevirmiş, birkaç gün sonra sürüyü saymış birkaç kuzu daha eksik, hemen bilge adama gitmiş, yine çözüm olmadı kuzulardan birkaç tanesini kurt yine yemiş der. Bilge adam da sen en iyisi çiftliğin etrafına duvar ör der, adam da ne yapsın büyük bir masraf ve günlerce uğraştıktan sonra duvar örmüş fakat buda çözüm olmamış. Kurtlar koyun ve kuzuları yemeye devam etmiş, tekrar can havliyle bilge adama gitmiş durumu anlatmış. Bilge adam duvarın üzerine dikenli tel çevir demiş adamcağız yine büyük umutlarla ve büyük bir masrafla duvarın üzerine dikenli tel çevirmiş. Artık kurtulduk derken birde ne görsün yine sürüde azalmalar var, bu iş böyle olmaz der morali iyice bozulmuştur, durumu arkadaşlarına anlatır arkadaşları biz çözüm bulamayız sen en iyisi yine bilge adama git derler. Adam da son bir umut diyerek bilge adamın yanına gitmiş bu da çözüm olmadı demiş, morali bozuk bir vaziyette son kez sormuş sizde başka çözüm var mı? Bilge adam da bende çözüm var da sende koyun-kuzu kaldı mı?
27 Haziran 2009 Cumartesi
Alıştıra Alıştıra
Adamın birisi kedileri çok sevmektedir. Hizmetçisi, annesi ve bir kedisi ile beraber yaşamaktadır. Yaz mevsiminde tatile çıkmak ister hizmetçisine ben falanca yere tatile gideceğim eğer kedime bir şey olursa bulunduğum adrese telgraf çekersin der. Hizmetçide tamam der. Adam tatile çıkar. 1 hafta sonra acil bir telgraf gelir adam telgrafı okur, telgrafta kedin öldü yazmaktadır apar topar geri döner. Hizmetçisine birden öyle telgraf olur mu hiç der, önce telgraf çekersin kedin dama çıktı dersin, ardından 2. telgrafta kedin damdan düştü dersin. 3. telgrafta maalesef kedin öldü dersin yani alıştıra alıştıra söylersin der. Hizmetçide tamam efendim özür dilerim der, adam tatili yarıda bırakmıştır aman ha annem sana emanet, anneme birşey olursa hemen bana telgraf çek der. Hizmetçide tamam efendim der, adam tekrar tatile çıkar. 1 hafta 10 gün sonra bir telgraf gelir adam heyecanla telgrafı okur "anan dama çıktı"
Karga
Temel eve bir karga almıştır. Arkadaşları merak eder. Ula Temel kargayı ne yapacaksın derler. Temel kargaların 200 sene yaşadıklarını söylüyorlar. Deneyeceğim gerçekten 200 sene yaşıyorlar mı der.
Fare
Bir fare bir sinemada vizyonda olan ünlü bir filmin negatiflerini yer. Arkadaşları fareye sorarlar filmi nasıl buldun? Valla romanı daha iyiydi.
Sinek İlacı
Temel eczane açar. İlk müşteri gelip sinek ilacı ister. Temel adama sorar sineğinizin neyi var.
8 Nolu Kutu
Adamın birisi doktora gider doktor bey yediğim hiç bir şeyden zevk alamıyorum der, doktorda tamam hallederiz der. Sekreterine kızım şu sekiz nolu kutuyu getir der, sekreter kız sekiz nolu kutuyu getirir, doktor kutunun kapağını açar ve adama parmağını kutuya daldırıp sonra da parmağını yalamasını söyler adam aynisini yapar parmağını yalar ama bu bok der, doktor da gördünmü nasıl tat almaya başladın der. Adam muayenehaneden ayrılır. Aradan bir süre geçtikten sonra ayni doktora gider. Doktor bey bende büyük bir unutkanlık başladı her şeyi unutuyorum sabah yediğim yemeği akşam hatırlamıyorum der. Doktor hallederiz der, sekreterine kızım şu sekiz nolu kutuyu getir der, sekreter kutuyu getirir. Doktor adamın parmağını kutuya daldırıp yalamasını ister adam ama bu bok der, doktor da gördün mü nasıl hatırladın der. Adam muayenehaneden yine ayrılır fakat kafayı takmıştır bir defa yine uzun bir aradan sonra ayni doktora uğrar. Doktor Bey bende cinsel bir isteksizlik başladı karşı tarafa karşı hiç bir arzu hissetmiyorum, bende tık yok der. Doktor hallederiz der. Sekreterine kızım şu sekiz nolu kutuyu getir der adam da sinirlenir sekiz nolu kutuya da sana da beni başlatma diyerek küfretmeye başlar. Doktor gördün mü der nasıl birden cinsel istek uyandı der.
Banka Kredisi
Adamin birisi yüklü bir miktarda kredi çekmek için bir bankaya başvurur. Banka müdürü kredi koşullarını sıralar ve ekler, ayrıca ön ve arkadan çekilmiş fotoğraf gerekiyor der, adam şaşırır fakat banka müdürü bankamızın prensibi böyle der, adam da tamam diyerek bankadan ayrılır. Müdür Bey'in bütün isteklerini yerine getirdikten sonra bankaya fotoğraflarla gider ve evrakları teslim eder, banka müdürü 10 gün sonra uğra sonucu o zaman öğrenirsin der, adam 10 gün sonra ayni bankaya sonucu öğrenmek için uğrar ve müdürle görüşür. Müdür maalesef kredinizin olmadığını söyler adamda ama her şey hazırdı üstelik fotoğraf bile çektirmiştim der. Müdür evet ama sizde krediyi ödeyecek göz var da arka yok.
İncir
Nasrettin Hoca Ege köylerinden birine misafir olmuştur. Geceyi misafir olduğu evde geçirir. Hoca'ya akşam yörenin en lezzetli meyvelerinden incir ikram ederler. Hoca incirleri büyük bir iştahla yer. Sabah olunca teşekkür ederek köyden ayrılır. Yıllar sonra Nasrettin Hoca'nın yine ayni köye işi düşer. Akşam olur köy haklı Hoca'yı misafir ederler. Nasrettin Hoca bana daha önce geldiğimde bir ikram yapmıştınız tadı damağımda kaldı der, ev halkı aradan yıllar geçtiği için ne ikram ettiklerini unutmuştur. Hoca'ya tarif etmesini söylerler. Hoca'da içinde çekirdekleri vardı, yumuşakdı, rengide kahve rengine benziyordu deyince bu tarife en uygun patlıcan diyerek Hoca'ya patlıcan ikram ederler. Hoca patlıcandan şöyle bir tadar sonra ağzını buruşturur. Bunca sene içinde siz bu merem şeyin boyunu uzatmışsınız ama tadını kaçırmışsınız der.
26 Haziran 2009 Cuma
Evlilik Tercihi
Temel'e öğretmen, sekreter ve doktor aday arasından hangisiyle evlenmek istersin derler. Temel hemen öğretmen cevabını verir. Nedenini sorduklarında Temel açıklamayı yapar. Doktorla evlensem bu gün git, yarın gel der. Sekreterle evlensem şu an meşgulüm der. Fakat öğretmen isterseniz bir kez daha tekrarlayalım der.
Balayı
Küçük Elif babasına sorar babacığım siz evlenince balayına gittiğinizde ben neredeydim der, babası kızım giderken benimleydin, gelirken de annenle der.
Hıyar
Küçük Ali ağlayarak okuldan eve gelir. Babası sorar oğlum neden ağlıyorsun matematikden sıfır aldım üstelik hoca beni dövdü, soruyu bildiğim halde deyince babası nasıl oldu bu iş der. Öğretmen 3x2 kaç eder dedi bende 6 dedim tamam güzel bilmişsin der babası. Birde 2x3 kaç eder dedi lan hıyar bunu bilmeyecek ne var deyince babası, Küçük Ali bende öğretmene aynisini söyledim lan hıyar ne fark eder.
At maması
Adamın biri doktara gider. Kalbim hızlı atıyor der. Doktorda "atmaması" lazım der. Hasta da veterinere gider. At maması ister. Veterinerde bizde at maması bulunmaz eczaneye git der. Hasta da eczaneye gider. At maması ister, eczacı 1 adet kaldığını söyleyerek hastaya verir. Hasta at mamasını kullanır, bitince tekrar eczaneye gider Eczacı bizde 1 tane kalmıştı onuda sana verdik başka bir yerde bulamazsın der. Bunun üzerine hasta tekrar doktora gider. At maması bitmiş der. Doktorda "bitmemesi" lazım der.
Doğum Uzmanı
Genç bir doktor doğum hastanesine kadın doğum uzmanı olarak atanır. Doktor ilk doğum olayını gerçekleştirmek üzere hastayı ameliyata alır. Kadının eşide binanın önünde heyecanla beklemektedir. Nihayetinde doğum gerçekleşir. Bebek kaygan bir vucuta sahip olduğundan doktorun elinden kayar, ameliyat pencere kenarında yapılmaktadır. Doktorun elinden kayan bebek 7. katdan tesadüfen binanın önünde heyecanla bekleyen babasının başına düşer, hem bebek hem de babası ölür. Bütün hastane bebek ile babasının telaşına düşer. Bu sırada kan kaybından annede ölür. Doktorda büyük bir moral bozukluğu vardır. Başhekim doktora sakin olmasını sabırlı olmasını söyler. Aradan uzunca bir zaman geçer kendine gelen doktor yine bir doğum yaptırmak üzere hastayı ameliyata alır. Bir müddet sonra doktor biraz tedirgin ve eskisine göre daha az heyecanlı bir şekilde dışarı çıkar. Arkadaşları doğum nasıl geçti diye sorarlar. Doktor biraz mahçup edayla bu sefer babayı kurtardık der.
Yabancı Dil
Temel ile Dursun seyyar satıcılık yapmaktadırlar. Yanlarına Bir turist yaklaşır İngilizce bir şeyler söyler. Temel ile Dursun hiç bir şey anlamaz. Turist bu kez Almanca konuşur yine bir şey anlamazlar. Fransızca, İtalyanca, Rusça konuşur yine anlamazlar, turist de derdini anlatamayınca çekip gider. Dursun Temel'e döner. Gördün mü bu dünyada bir yababcı dil bilmek ne kadar önemliymiş der. Temel'de hiç der baksana adam 5 yabancı dil biliyor derdini hala anlatamadı.
Ölü Numarası
Temel'e arkadaşları bir oyun oynamak isterler. Dursun öldü, imamda hasta Dursun'u ancak sen yıkayabilirsin derler. Temel'de öyle şey olur mu ben ne anlarım bu işden der. Arkadaşları ısrar eder, ısrara dayanamayan Temel kabul eder. Ölü numarası yapan Dursun'u Temel yıkamaya başlar. Birde ne görsün Dursun ikide bir elini kolunu oynatmaktadır. Temel'de İşi üstlendiği için sonuna kadar direnir. Bu sırada kan ter içinde kalır. Arkadaşları da merak eder bu iş çok uzamıştır.Birkaç saat sonunda Temel kan ter içinde arkadaşlarının yanına gelir, arkadaşları şaşkındır. Temel bir daha bana böyle canlı adam getirmeyin boğana kadar anam ağladı.
Kurt ile Kuzu
Bir sirkde Kurt ile Kuzuyu ayni kafesde yanyana getirirler. Kurttan kuzuyu korumak için sürekli müzik çalmaktadırlar. Sirki gezenler merak ederler, kurtdan kuzuyu nasıl koruyabiliyorsunuz diye sorarlar. Sirk yöneticileri arada sırada bir kuzuyu değiştiriyoruz der.
Küs Durmak
Temel ile eşi Fadime küstürler, konuşmamaktadırlar. Birbirleriyle yazışarak anlaşmaktadırlar. Temel küçük bir kağıda beni sabah 7'de uyandır diye yazarak Fadime'ye verir. Fadime'de tamam diye yazarak Temel'e verir. Temel Sabah 11'de uyanır. Fadimeye kızar beni niye sabah 7'de uyandırmadın hemde yazdığım halde. Fadime Temel'in baş ucuna yazıp koyduğu kağıdı gösterir, Ula Temel Uyan Saat 7 Oldu.
Asansör (2)
Temel ilk kez bir asansör görür. Asansörün önünde beklemektedir. Yaşlı bir kadın asansöre biner üst katlara çıkar. Bir müddet sonrada genç bir kız ayni asasnsörden aşağı iner. Genç kızı gören Temel büyük bir heyecanla eşi Fadimeyi arar, asansörün yerini tarif eder. Ula Fadime ha burada asansör denen bir cihaz var yaşlı binen genç iniyor.
Memleket Havası
Temel İstanbul'da Trabzon plakalı bir kamyonun lastiğini patlatır, Temeli görenler ne yapıyorsun kamyonun lastiğini niye pattlatın derler, Temel'de memleket havası alıyorum der.
Ameliyat
Hastanun durumu çok kritiktir. Kurtulması mucizelere bağlıdır. Bunun içinde ameliyat olması gerekmektedir. Doktora sorar bu ameliyat % 99 ölümle sonuçlanıyormuş doğru mu der, doktorda evet doğru der. Fakat siz çok şanslısınız bu zamana kadar 99 ameliyat yaptım hastaların hepsi öldü. Siz 100. kişisiniz korkmanıza garek yok.
Diş Ağrısı
Cemal'in dişi ağrımaktadır. Diş Doktoru Temel'e muayene olmak için gider. Doktor Temel söyle bakayım hangi dişin ağrıyor. Cemal sağ alt çenesini gösterir. Temel Cemal'in 5 tane dişini birden çeker, çekilen dişleri masanın üzerine koyar, söyle bakayım bunlardan hangisi ağrıyor?
25 Haziran 2009 Perşembe
Tahlil
Temel bir hastenin bahçesinde hüngür hüngür ağlayan bir adam görür. Adama neden ağladığını sorar adamda kan tahlili yaptırdım parmağımı kestiler çok acıdı onun için ağlıyorum der. Bu sırada Temel hıçkırıklarla ağlamaya başlar adam merak edip sorar peki sen neden ağlıyorsun der, Temel bende idrar tahlili yaptıracaktım da.
Kabile Reisi
Bir Siyahi kabilede beyaz bir doktor doğum uzmanı olarak görev yapmaktadır. Kabile reisinin eşi beyaz bir çocuk doğurunca hemen soluğu doktorun yanında alır. Doktor bey bende siyah eşimde siyah nasıl olurda çocuk beyaz olur. Bunu bana izah edermisin der? Doktor tamam izah edeceğim der. Atların bulunduğu bir çiftliğe giderler, reis bey şu çiftlikte gördüğünüz atlardan 1 tanesi siyah, diğerleri beyaz siz bunu nasıl izah edersiniz deyince, Kabile reisi aman doktor bey, ben çocuğu unuttum sizde atları unutur der.
Mektup
Temel gurbete çıkar. Uzun zamandan beri eşi Fadimeyi görmeyen Temel Fadimeye mektup yazar. Yalnız mektup çok uzun sürer oda arakadaşları Temel'e sorarlar 5-6 saatten beri mektup yazıyorsun herhalde eşini çok özledin derler. Temel'de der Fadime'nin okuması biraz kıttırda.
Londra
Temel Londra'ya gitmeye karar verir, arkadaşları sorar Londra'da ne yapacaksın Londra haftanın 7 günü yağışlı derler. Temel yanılıyorsunuz der, haftada 2 gün yağar. Biri 4 gün, diğeri 3 gün sürer.
Viagra
Temel viagradan oldukça memnundur. Temel'e sorarlar peki karında memnun mu derler, Temel'de bilmiyorum der. Viagrayı kullanmaya başladıktan sonra eve uğramıyorum der.
Ayna
Temel aynanın karşısına geçmiş, 1 saatten beri aynada kendisine bakmaktadır. Karısı Fadime ula uşak 1 saattir aynanın karşısında ne yapıyorsun deyince Temel'de ben bu adamı bir yerlerden tanıyorum ama çıkaramadım der.
Brezilyalı Turist
Otelci Temel'in kapısını Brezilyalı bir turist çalar. Boş yer olup olmadığını sorar, Temel siz kimsiniz deyince adam da ben Jose de Santana Monte Cristo De Santa Cruzeo Allenzinho de Roberto de Alves ... deyince Temel bu kadar adamı alacak yerim yok der.
Üzerime Düşen
Adamın birisi bir binanın önünden geçerken binanın 1. katında cam silen bir kadın dengesini kaybedip, adamın üzerine düşer. Adamda o hışımla oracıkta kadına tecavüz eder, görenler ayıp olmuyor mu milletin gözü önünde ne yapıyorsun diyerek adamın üzerine koşarlar, adam da üzerime düşeni yapıyorum der.
Şarap
Bektaşi'nin önüne 2 çeşit şarap getirmişler bu şaraplardan hangisi daha tatlı demişler. Bektaşi 1. şarabı tatmış, diğeri daha tatlı demiş, ama tadına bakmadan nasıl anladın deyince hiç bir şey bundan daha acı olamaz.
asansör
Temel asansöre biner ve kapı açık vaziyette bekler, dışarıdan 10 dakika sonra gelen birisi Temel'in asansörün kapısı açık niye beklediğini sorunca Temel'de 4 kişilik yazıyor, 3 kişinin daha gelmesini bekliyorum der.
Sınav
Temel ile Dursun sınıfta ayni sırada oturmaktadır. Matematik dersinden sınava girerler. Temel sınava hiç çalışmamıştır, boş kağıt verip erkenden çıkar. Dursun'da tam tersi en geç çıkar. Okulun bahçesinde Dursun'u bekleyen Temel Dursun'a valla hiç çalışmadığımdan boş kağıt verdim der. Dursun'da bende boş kağıt verdim der. Temel o zaman yandık der. Dursun niye yandık diye sorunca yanyana oturuyorduk, Hoca bizi birbirimizden kopya çekti sanmasın.
tecrübe
Temel ile Dursun ortak bir iş yapmaya karar verirler. Temel uzun yıllar yurt dışında çalışmıştır bolca parası vardır. Dursun'da değişik sektörlerde yıllarca çalışmış bolca tecrübesi vardır. Temel Dursun'a bende para, sende tecrübe piyasayı alt üst ederiz der. Nihayet şirketi kurarlar. Fakat iş Temel'in umduğu gibi gitmez. 1.5 sene sonra ortaklık dağılır. Arkadaşları Temel'e sorar ortaklık ne çabuk bitti neden hemen ayrıldınız deyince, Temel'de ortaklıktan önce bende para Dursun'da tecrübe vardı. Şimdi de Dursun'da para, bende de tecrübe var der.
Aslan
Temel ile Dursun ormanda gezmektedirler. Birde ne görsünler karşılarında aslan. Temel hemen kaçmaya başlar. Dursun boşuna koşma aslanı geçeceğini mi sanıyorsun der. Temel de Dursuna senden hızlı koşayım bana yeter der.
Yazı Tura
Temel Ö.S.S. Sınavına girmiştir. Sınava çalışmadığı için bütün soruları yazı tura ile cevaplamaktadır. Soruları 1 saatte bitirir. Sınav görevlisi soru kitapçıklarını toplamaya başlar. Birde ne görsün Temel hala yazı tura atmaya devam etmektedir. Görevli sen soruları 1 saat önce bitirmiştin şimdi ne yapıyorsun deyince Temel'de şimdi de cevapları kontrol ediyorum der.
Otobüs lastiği
4 üniversite öğrencisi ertesi günü yapılacak olan bitirme sınavına çalışacaklarına gece sabaha kadar alem yaparlar, dolayısıyla sabah sınava yetişemezler. Sınav sonunda ancak okula giderler. Hocayı yakalayıp hocam sınava yetişemedik, ne olur bizi affet diye yalvarırlar. Hocam otobüsün lastiği patladı dolayısıyla sınava yetişemedik ne olur bize bir sınav hakkı tanıyın yoksa memleketteki ailemiz bize çok kızar derler, Hoca da tamam o zaman haftaya ayni gün ayni salonda size sınav yapacağım der. Öğrencilerde 1 hafta boyu çalışırlar. Sınav günü hoca öğrencileri ayrı ayrı sıralara oturtup, yazın arkadaşlar otobüsün hangi lastiği patladı?"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)