6 Aralık 2007 Perşembe

11 Kasım 2007 Pazar

Hesaplama Hatası

Dünyanın en komik kazası:
Bir duvarcı ustasının şantiyede başına gelen kaza ile ilgili şefine yazdigi mektup:
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur
•Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu,
•Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım.
•İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım.
•Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım.
•İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.
•Bütün tuğlaları varile doldurdum.
•Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm.
•İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve saşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
•Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın kırıldığını hissetim.
•Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı.
•Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık! Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
•Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm! Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.

Proje Sözlüğü

* Büyük bir teknolojik başarı! (Yine çuvalladık.)
* Yıllarca süren kapsamlı çalışmalar sonucunda geliştirildi.(Kazara keşfettik.)
* Tasarımlar toleranslar dahilinde oldu.(Kuralları esnettikten sonra güç bela becerdik.)
* Test sonuçları son derece memnuniyet vericiydi.(İşe yarıyor ama nasıl oldu anlamadık.)
* Müşteri memnuniyeti sağlanmıştır.(Programın öyle gerisindeyiz ki müşteri eline ne geçerse şükrediyor.)
* Yakın proje koordinatörü(Başkasına yaptıramadık bari işi paylaşalım.)
* Öngörülemeyen sorunlar nedeniyle proje programın biraz gerisinde kaldı.(Şu sıralar başka projeyle ilgileniyoruz.)
* Proje bir sonraki rapor döneminde sonuçlandırılacak.(Daha başlamadık bile ama bir şeyler söylememiz gerekiyordu.)
* Farklı yaklaşımlar denenmektedir.(Ne yaptığımızı biz de bilmiyoruz ama idare ediyoruz işte!)
* Soruna yeni bir yaklaşım denenmektedir.(Yeni eleman aldık.Onun üstüne yıkacağız.)
* Tasarımı baştan yapmamız gerekecek.(Bu şeyi anlayan tek adam vardı.O da istifa etti.)
* Bazı küçük sorunları düzeltmek için üzerinde duruyoruz.(Baştan başlıyoruz.)
* Esas olarak tamamlandı.(Yarısı bitti sayılır.)
* Tahmin ediyoruz.(İnşallah)
* Çizimin hazırlanması uzun sürdü.(Daha hiçbir şey çizmedik ki!)
* İyi tanımlanmış değil.(kimse üzerinde düşünmedi.)
* Daha fazla analiz gerekiyor.(İş çığırından çıktı.)
* Proje önümüzdeki yılın son çeyreğinde hazır olcak.(O zamana kadar gecikmeden sorumlu birini buluruz elbet.)
* Senin teorini biz çok denedik. Uygulanabirliği yok.(Aslında iyi fikir, kendi fikrimmiş gibi raporumda belirteyim.)

Yönetici ve Mühendis

Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün Newyork üzerinde balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur.
İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.
- Pardon. Ben neredeyim acaba? diye sorar.
- Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin. der adam.
Yönetici sinirlenir:
- Sen mühendissin değil mi? diye sorar.
- Evet. der adam. Nereden bildin?
- Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap 100% doğru fakat hiç bir işime yaramyor.
- Sen de yöneticisin değilmi?
- Evet sen nereden bildin?
- Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmusun. Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu şimdi benim suçum oldu.

7 Kasım 2007 Çarşamba

Çitten Söktüm Cangalı

Çitten söktüm cangalı da
Dayadım pencereye,
Pencereden okarıda
Al beni içeriye

Oy yaylalar yaylalar da
Geliyu tonyalılar,
Adamı öldürüyu da
Yandan Peştemallılar

Duman dere okarında
Kılavuzdur Kılavuz,
Andır kalsin yaylasıda
Yarim evde yalavuz

Ben keçiye gidememde
Kırarım bacağimi,
Evlendir ana beni de
Yıkarim ocağini

Kaynak: Ömer Akpınar
Yöre: Giresun

Giresun'un Tarihi

Denize doğru uzanan ve karşısında Doğu Karadeniz’in yegâne adasının (Giresun adası, Aretias, Ares, Areos Nesos, Puga) bulunduğu bir yarımadanın üzerinde yer alır. Yarımadadaki kale yerleşmenin çekirdeğini oluşturmuştur. Eski adı Kerasus olup bugünkü adı da bu kelimeye dayanır. Kerasus’un civarda bol miktarda yetişen kirazdan geldiği rivayet edilir. Bir başka kaynağa göre bu isim, yarımadanın denize doğru bir boynu gibi uzanması dolayısıyla eski Yunanca’da “boynuz” anlamına gelen kerastan türetilmiştir.

Kaynaklarda adı Kerasus, Kerasous, Cerasous, Chirizonda, Cerasonte, Kerassunde şekillerinde de geçen şehir Türk hâkimiyeti döneminde bugünkü söylenişiyle anılmıştır.

Osmanlı dönemi Giresun’u hakkında en ayrıntılı bilgiler, XV ve XVI. yüzyıllara ait Trabzon sancağı tahrir defterlerinde yer alır. Bu defterlerden en erken tarihli olanına göre 1486’ya doğru yerleşmenin kale içinde ve hemen civarında olduğu, askerî vasfın ön plana çıktığı bir şehir özelliği gösteren Giresun 114 nefer, yirmi iki bîve (dul) hıristiyan nüfusa sahipti. Bunlar kaleyi tamir etmek, Giresun’dan geçen gemilere kılavuzluk yapmak şartıyla her türlü vergiden muaf tutulmuşlardı. Bu durum Osmanlılar’ın şehri barış yoluyla teslim aldığını gösterir. Kalede muhafızlar dışında dört sivil müslümanın adı deftere kaydedilmiştir. Giresun’un ilk müslüman sivil sakinleri olan ve her biri eski timar sahibi bulunan bu şahıslar Çepni Ali, Çankırılı Hamza, İbrâhim, Îsâ oğlu Ali idi. Kalede ise dizdar Kalkandelenli Yûsuf’un idaresinde otuz kadar muhafız görev yapıyordu. Bu muhafızların bazılarının isimleri altında Niğbolu, Manastır, Üsküp, Sofya, Semendire, Selânik, Kesriye ve Kefeli olduklarına dair kayıtlar bulunmaktadır. Bu rakamlara göre şehirde 600-700 kişinin yaşadığı tahmin edilebilir. Bunların hepsinin kale içinde oturup oturmadığı belli olmamakla birlikte kale dışında sahile doğru uzanan evlerden ikamet ettikleri söylenebilir.

hintli yaşlı usta

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesindenbıkmıştır. Birgün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki herşeydenmutsuz olan çırak, döndügünde, yaşlı usta, ona bir avuç tuzu, bir bardaksuya atıp içmesini söyler. Çırak, adamın söylediğini yapar ama içer içmezağzındakileri tükürmeye başlar. Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adamaöfkeyle "acı" diye cevap verir.Usta çırağını kolundan tutar ve dışarı götürür. Sessizce az ilerdekigölün kıyısınagiderler ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesinisöyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluylasilerken usta, aynı soruyu sorar: "Tadı nasıl? ", "Ferahlatıcı" diye cevapverir genç çırak. " Tuzun tadını aldın mı?" diye sorar yaşlı adam, "hayır" diye cevaplar çırağı.Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş çırağının yanınaoturur veşöyle der:"Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hepaynıdır. Ancak bu acının şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acınolduğunda yapman gereken tek şey acı veren şeyle ilgili hislerinigenişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmayaçalış."Bu güzel nasihattan tam bir ay sonra çırak vefat eder. Meğer gölkenarındaki fabrikanın zehirli atıkları göle boşalmaktadır.Bunun üzerine Hintli yaşlı usta şöyle der: ".assi.ttiiiiir"

İnternet Mahir'i Seviyorum


6 Kasım 2007 Salı


1 Kasım 2007 Perşembe

temel'in hanımı

temele "senin hanım çok geziyor demişler." temel de "hiç sanmam" demiş. öyle olsa bize de uğrardı.

Merhaba Hayat

Sağlıklı, mutlu, huzurlu,barış ve kardeşlik dolu bir dünya dileğiyle.


Selahattin AK

21 Eylül 2007 Cuma

İletişim

Ülkemizin en güzel fıkra anlatan bebek yüzlü ve sevimli makina mühendisi Selahattin Bey'in dünyası artık burada