24 Aralık 2010 Cuma

Hastanede Vizite

Yaşlıca, bir hanıma bir türlü teşhis konulamıyor. Kadıncağız üç aydır Üniversite hastanesinde yatmakta ve hiç bir sonuç yok. Üniversite hastanelerinde garip bir hiyerarşi vardır. Prof. başta, arkasında Doçentler, sonrasında başasistanlar ve bir iki parlak öğrenci üçgen düzende vizitlere neredeyse uçarak giderler. Yine böyle bir gün ve tüm kadro hastanın başında. Prof sorar: Radyolojik tetkikler? Hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilir. Sert ve kararlı bir ses: EKG? Derhal hocanın önüne serilir, Efor? O da hemen açılır hocanın önüne. Laboratuvar tetkikleri? Her şey önceden hazırlanmıştır. Elektroansefalografi? Buyrun hocam. Emar? Dışarıda çektirilmiş emar da konulur büyük prof’un önüne. Sintigrafi? Anjiyo?... derken, Büyük şef sorar. Sken oldu mu? Kadından gelen cılız bir ses, yapmadıkları bi o kaldı.

21 Aralık 2010 Salı

Neredeler?

Çok kıymetli bir köpek evden kaçmış. Sahibi oturduğu küçük kentte çıkan yerel gazeteye bir ilan gönderip, bulana 1000 dolar ödül vaat etmiş. Fakat gönderdiği ilan gazetede çıkmamış. Öfkelenen adam doğruca gazete yönetimine gitmiş. İlan servisi şefiyle görüşmek istiyorum, demiş. Orada danışmada duran bir delikanlı "dışarıda" diye cevap vermiş. Ya yardımcısı? O da yok. O halde yazı işleri müdürüyle konuşayım demiş. O da dışarıda diye cevap vermiş. Peki, ya gazetenin sahibi? O da burada değil, inanılır gibi değil. Nerede bu adamlar?
Delikanlı yanıtlamış, köpeğinizi aramaya gittiler, efendim.

12 Aralık 2010 Pazar

Otoyol

İki fakülte arkadaşı yıllar sonra sokakta karşılaşır, biri diğerini eve yemeğe davet eder. Oğlum bu ne ev böyle? Şu salonun büyüklüğüne bak! Nereden buldun bu kadar parayı birader? Duvarlarda nadide tablolar... Gel göstereyim, gel şu pencerenin önüne... Şuradaki otoyolu görüyor musun? - Evet. 20 milyon dolar tuttu, 25 milyon dolara fatura ettik, farkı cebe indirdik. 5 yıl sonra iki arkadaş yine karşılaşır...Gel bu sefer bize gidelim. Şuraya bak... Vay anam vay! Oğlum sen bizim eve saray diyordun bu ne böyle? Bizimki bunun yanında müstemilat valla, saray asıl burası.
Gel nasıl yaptığımı sana göstereyim. Geç şu pencerenin önüne. Bak şurada otoyolu görüyor musun? Hayır göremiyorum.
İşte, anlarsın ya